14 Mart 2022 Pazartesi

Orada bir köy var uzakta

 

     Ben köyümü özledim.

     Bazen hayatın farklı yönünü yakalayabilmek mümkün mü?          Sevgili deep bir önceki yazımda  "köy fotosu neden koymadın?" diye sormuş. Ankara'nın çiğdemleri ile ilgili eski yazımı not etmiştim. Bu yazın sonuna ekleyeyim.

                                                    











                     Ankara'nın bozkırına yakışan baharı müjdeleyen bir bitki. İlk karşılaşmamız yıllar önce Ahlatlıbel'de ormanın içinde yürüyüş esnasında karşıma çıktı. Daha sonra mor rengiyle beraber Karaşar Köyü gezmesinde karların arasında gölette kış günü önümde belirdi.

        Köyde ki evin bahçesinde görünce çok sevindim. Onu görmek için dağlara  ya da ormana gitmeme gerek yoktu.

         Biraz araştıralım bakalım.

        Çiğdem türlerinden Crocus ancyrensis, Ankara'ya özgü endemik bir türdür.   Kışı toprağın altında geçiren soğanı, karların erimesiyle birlikte Şubat-Nisan ayları arasında sarı çiçekler açar. Genel olarak Çiğdemler 1000-1600 m rakımlarda görülen, çok yıllık, yumrulu, sarı ya da mavi çiçekli otsu bitkilerdir. Çiçekler geceleri ya da kötü havalarda kapanır. Toprak altında üst üste iki soğanı bulunur. Üstteki küçük soğan bu senenin, alttaki içi boş olan ise önceki yılın soğanıdır. İlk yıl soğanda depolanan besinler ertesi seneki soğanın yaşamasını ve diğer yıl filizlenip baharda yeni bir bitki oluşturmasını sağlar. Soğanda depolanan su ve besinler soğanın üzerini kaplayan ağsı mantar tabakası tarafından korunur. Bitkinin sahip olduğu nektar, böcekler ve kelebekleri çekerek tozlaşmanın gerçekleşmesini sağlar.

         Köye gidip dağlarda yürüyüş yaparken  her yerin kurak ve bozkır olduğu yerde sarı rengiyle kayalıklarda ağaç kovuklarında karşıma çıkınca beni mutlu ediyor. Tıpkı çok sevdiğim arkadaşım ya da dostuma kavuşmuşum gibi. Ya da her türlü zorluğa rağmen kendi ayakları üzerinde duran insanlar vardır birden zor zamanda kaldığınızda yanınızda belirir. Onu görünce bir sevinç dolar yüreğiniz.  Çok şey beklemez sadece güzel tatlı sözler. O iltifatları alsa da utanan insanlar vardır ya. İşte çiğdem Ankara çiğdemi böyledir. Sabırlıdır on ay toprağın altında yeni yumru soğanları yetiştirmek için bekler. Yeryüzüne çıkmak için sabretmeyi öğrenmiştir. Sonra bir bakarsınız bozkırda kuru çimenler arasında başını uzatmıştır size  seslenir. "Hey orada birileri var mı beni ezme aman dikkat et. Bahar geliyor beni gördün mü?" Ay kıyamam sana seni görmek için doğaya bakmaktayım. İyi ki varsın." derim.

          Sabah önce kar ile uyandım. Martın on yedisi baharı beklerken karla karşılaştım. Şimdi güneş açtı.

       Çiğdem çiçeğini düşününce, fotoğraflarına bakınca güneş aklıma geliyor. İçimi ısıttığını bilmek bana huzur veriyor.

!7 Mart 2021 yazısı

14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun.


9 Mart 2022 Çarşamba

Benim Bedenim Benim Kararım

                                     ÇAY EŞLİĞİNDE CANLI BİR ARŞİV 3

                                           “Benim Bedenim, Benim Kararım”





  

      Bu akşam 20.00 de Sinopale8 kapsamında   Sinop Bienalinde Çay eşliğinde canlı arşiv 3 te Sinop bienali 5 te yapılan "Benim Bedenim Benim Kararım" performansı değerlendirilecektir.

      İleri dönüşüm adlı yazımda söz etmiştim.

      Benim Bedenim Benim Kararım adlı yazımda kadın cinayetleri üzerine Şehir tiyatrolarından oyuncu, yönetmen  Hülya Karakaş'ın yazıp yönettiği performansta rol almıştım. Gün geçmiyor ki gazetelerden okuduğumuz ya da televizyon haberlerinde rastladığımız acı ve üzüntü dolu yaşamların sona ermesini izlemekten kahroluyorum.

     Dün kendime bir hediye vermek istedim. Hava güzeldi. Köye gittim. Çiğdemler açmış doğa uyanmıştı.

      Geçen yıl bu konuda yazı yazmıştım Ankara'nın çiğdemi 

       Sobayı yaktım, biraz yürüyüş yaptım. Zihnimi boşalttım. Temiz hava alıp zihnimi yeniden resetledim. Bazen insan sakinlik istiyor, günlük hayatın rutini değişsin. 

      Galiba sanatla uğraşmak bir kitap ya da şiir okumak, tiyatro, sinema opera veya bale  izlemek  ya da müzik dinlemek yaşama bakış açımı değiştiriyor.

        Pandemide en iyi ilaç.




4 Mart 2022 Cuma

İnsanın kalbi gibidir hayat

                                                            







                                   Son günlerde Ankara

  Şubat ayı bitti mart başladı bir şey başlamaya görsün. Ardı arkası geliyor. Kış bitti zannederken dün gece yağan kar ve bu gece ve yarın karlı hava. Mart kapıdan baktırıyor kazma kürek değil ama doğalgaz yaktırıyor. Ben mi ne yapıyorum. Diş göz, derken sağlık işleri bir yanda bir yanda iç karartan havalar. Kendimi yenilemek zamana yenik düşen bedenin canlandırılması. İhmal edilen ertelenen sağlık sorunlarına çözüm üretmek.

        Pandeminin başında korkudan evden çıkamazken daha sonra torunların okullarının geçen yıl bu zamanlar olmaması evde olmaları süreci. Şimdi okuldalar okul çıkışı beş ile annelerinin geliş saati belli olmuyor. Dünür ile beraber bakmamız. Ağırlık dünürde evden çıkmak için vesile oluyor.

       Torunların evine erken gidip bilgisayar ve tv kumandasını saklıyorum. Önce sohbet sonra ders sonra eğlence. Torunların sohbeti "Ama daha dün konuşmuştuk." İlkokul bire giden küçük torun "bugün okulda yeni bir şey olmadı. "Derste ne görüyorsunuz" "aynı şeyler" diye verilen cevaplar. Sohbetin olmadığı yalnızlık. Küçük torun okumayı öğrendi. Çocukluğuma gidiyorum. Kimse bana ders çalış demezdi. Oturur kendi dersimi çalışırdım. Büyük torun sorumluluğu yerine getiriyor. Odasına çekilip ders ardından sanal alemde oyun. Küçük torun söylenileni yazmada eksikliği var. Ama okuması bir hoşuma gidiyor ki. O bile büyüdü diyorum.

        Köye de uzun zamandır gitmedim. Orası da benim için değişiklik oluyordu. Kışın uzun sürmesi. Sağ göz kataraktın kontrolünden sonra sol gözün akması ve göz kesesi ameliyatına kısa sürede ertesi gün karar vermem (28 yıl önce başarısız bir ameliyat ve sürekli akan göz vardı.) o arada diş tedavisine başlamam. İyi ki başlamışım köprü altından gelen sinyaller baharı bekletmeden doktoru dinlemem iyi oldu. Bir yanda ameliyat bir yanda diş. Kışı çıkartmaya çalıştım. Gözün birinde lens, birinde tüp, (bir ay sonra çıkarılacak ) dişler protez eskiyi tamir ederken meğerse çalışan organlarımız ne kadar değerliymiş.

     Nefes almak için havalar ısındı tekrar yürüyüş yapayım diyordum havalar  tekrar soğudu. Karda yürümek de güzel! Hep bir şeyler sekteye mi uğruyor anlayamadım.

      Televizyonda korona ile ilgili esnekleşen kararlar bir yanda diğer yanda hastalık devam ediyor. Yakın arkadaşlarım ağır bir şekilde korona geçiriyorlar. Buradan acil şifalar. kimseyle görüşemiyoruz insana hasret kaldık. Dijital dünya sıktı. Film izle, sanal aleme bak, alışveriş yap yemek ev işleri bitmeyen döngü. Bugün kendim için ne yaptım? sorusunu sorarken televizyondan izlediğimiz savaş.

       Kozlarını paylaşırken ülkeler geride acı göz yaşı bırakırlarken savaşa hayır demek ne derece etkili. Yine de savaşa hayır. Üniversite iki ya da üçüncü sınıftaydım. Şiddet ve ölüm konulu araştırma yapmıştım. Kabil  Habil'i neden öldürdü. Kardeş kardeşi neden öldürür? daha ilk insan tarihte ilk kan akıtılması yaşanmış. Nedeni ne olursa olsun insanın diğer insanı öldürmesi çok acı. Bize öğretilen değerlere ne oldu neler oluyor. Okudukça araştırdıkça insanın diğer insana yaptığı zulmü gördükçe sevgi nerede? neden böyle oluyoruz. Kiev'e çok gitmek istemiştik. Bombalar patlıyor diye vaz geçmiştik. Şimdi ise neredeyse Kiev kalmayacak. Bir yazarın dediği gibi karanlık savaş. Galibi kim? Bir yanda bombalar, yıkılmış binalar, kadınlar ve çocuklar sivillerin yaşadığı acılar. Akan kanlar, cesetler. Diyorum ki akıl girsin işine çözüm en mantıklı şekilde en kısa süre içinde üretilsin. 

       Zeytin yasasında yapılan yönetmelik değişikliği zeytinliklerin kalbine hançer gibi saplandı.

        Eski yazılarımdan mart ayında neler yapmışım diye karıştırdım doğaya tutunmak , duvardaki çatlak, bu bahar bir başka olmalı ile bahar yazılarına bir dönüp okudum. Bu yıl mart gelmeden ay çiçek tohumları ekildi. Çıkmaya başladılar. Balkona alacağım havalar ısınsın diye beklemekteyim. Dayanamadım kış biterken ocakta çuha alırdım yeni aldım. Balkona çıkınca renkli bir şeyler göreyim.

          Zamansız açan çiçekler gibiyim umudum doğada.


19 Şubat 2022 Cumartesi

Bahar gelmeden cemre düşmeden yağan karı kaçırmadan














                                                      


       Dün gece önce yağmur ardından karla karışık yağmur ve kar. Bugün yarın ilk cemre kendimi attım ilkbahar Park'ına tıp tıp eriyor kar. Giderken çektiğim fotoğraflarda kar dolu ağaçlar dönüş yolunda pıt pıt erimiş.

        Aldım karı elime soğunu hissettim güzellikleri gözüme hapsettim. Unutmayayım diye bazılarını fotoğraf makinasına. Gelince büyük bir heyecanla fotoğrafları bilgisayara yükledim. Giderken yanıma yakın gözlüğünü almadığım için yakın fotoğraflarda istediğim sonucu alamadım. Şu an dışarıda güneş herhalde karlar eridi.   Dedim hayatta böyle ne güzellikler kalıcı ne çirkinlikler sadece anılarda izleri kalıyor.

18 Şubat 2022 Cuma

Arada bir hatırla dedim kendime

                                               







       Bu sabah, dün sabah da odama ay doğdu. Ayın şavkında gün aydınlanırken ben düşünmeye başladım.

       Kalktım yataktan beni uyandıran aya övgüler düzdüm. Aya bakarken hayatıma baktım aklıma gelen sözleri düşündüm onların peşinden gittim. Belki unuturum hatırlayayım diye bir de buraya yazayım dedim.

       Geçen hafta sonu torunlar bende kaldı. Sabah kızıma çocukları götürdüm. Kızımı eski fotoğraflara bakarken buldum. Benim yazdığım mektubu gösterdi. Unutmuşum. Babasının yazdığı mektupta vardı. Duygulandım.

           Özlü deyişler kızımın doğum gününde ona yazdığım mektupta gördüm.

       Küçük şeyleri dert etme,

       Sevgi, hoşgörü  her şeyi çözümler,

       Bazen bir bakış, bir fotoğraf, bir öpücük her şeye bedeldir. 

        Yeni eklemeleri aya karşı yapmıştım.

       Öfkenin seni esir almasına imkan verme.

       Kızgınlık bitmez dünde bırak,

       Affetme, dünü unutma, ama  yeniden başla.

      Duyguların seni yanıltabilir.

      İstemiyorsan hayır dediğinde bedel ödersin.

        Birilerinin hayatını kolaylaştırırken onlar senin hayatını zorlaştırabilir.

        Kendi cennetini yaratırken başkaları senin cennetine göz dikip cehenneme çevirebilir.

       Erteleme yarın olmayabilir.

       Olumsuz sözcükleri değil olumlu güzel sözleri zihnine yerleştir.

       Zıtlaşma o an kabul et.

        Her söylenileni duyma karşı tarafın görüşüdür seni bağlamaz.

        Her insanı senin özel alanına müdahale etme hakkı verme.

        Sevgi sözcüklerini esirgeme,

        Kız arkadaşların olsun.

        Çalış çalışırken beden yorulur diğer yandan üretmiş olur zihni olumsuz düşüncelerden korursun.

        Sen kendini sev. Değerlisin, beceriklisin, akıllısın.

        Geçenlerde fotoğraflara bakarken beğendiklerimi topladım içine papatyalar ektim. Bahar gelsin gönlümüzün buzu erisin.

1 Şubat 2022 Salı

Kendini bilebilmek

                                             




     Ne zaman acaba anımsamaya çalışıyorum. İlkokul yıllarında tahminen Sek sek adlı bir dergi vardı son sayısını alamamıştım. Bir gün yerde buldum. Merak ettiğim bir maceranın son sayısı ayağımla çevirip okumuştum. Hım macera sever biri miydim bilemiyorum.

      Kitap okumayı çok sevdim halan severim. Çocukluğumda misafir odasında bir köşe yapmıştım. Dışardan güneş vuruyor odaya çiçek ile koltuk arasında boşluk var oraya saklanır kitap okurdum. Roman ve hikayelerin konusu ilgimi çeker. Özellikle var oluşa ilişkin.

       Bugün çocukluk armağan ediyorum kendime. Ayrıca kendimi bilebilmenin mutluluğu. Dünde kalmışlık mı acaba?

     İçi kıpır kıpır çocuksu heyecanın sığdırdıkları ile. Hani yeni bir giysi alınır onu çok beğenmişsindir ertesi gün bayramdır. İkide bir kalkar bakarsın. Ya da  armağan bir kitap veya oyuncak. İşte onla uyuyan bir çocukmuşum. Armağanlarım gelen mesaj ve telefonun ucundaki sevdiklerim. 

     Peki kendin için ne yapıyorsun yazı yazıyorum bir de güzel bir müzik. Daha ne olsun. Bakkala gidip gazete alınacak. Akşama zam gelmeden benzin evdeki eksiklikler. Dışarıda kış güneşi bir günü daha bitireceğiz.

     Yıllar önce üniversitedeyim. Çağdaş felsefe bir türlü geçemiyorum. Trene Akhisar'dan binmiş Ankara'ya eylül sınavına geliyorum." Ya yazılanları niye tekrar edip ezberliyorum. Ne anlatıyor anlamaya çalış derken" buldum kendimi. O dersten geçtim. Tıpkı hayatı ezberlemek yerine anlamaya çalışmak, hayatın artıları eksileriyle kendini bilebilmek. Bir de vaz geçmeme çaba gösterme.

      Eski yıllarda doğum günümde neler paylaşmışım diye bir baktım.

altmış da neymiş bu yazıyı çok sevmiştim.

      Kendimi bilmek isteklerim ne duygularım, beğenilerim, kırgınlıklarım ile ben olabilmek egoyu en aza indirebilmek. 

      Yaş da neymiş sadece sayılar benim için değerli olan hayatımı anlamlandıran güzel sözler, dostlar ,arkadaşlar gerisi önemli değil.


23 Ocak 2022 Pazar

Dışarıda kar ruhumda hazan, kışın sonu bahar

                                                   









        Akşam oldu, perdeleri çek ışığı yak. Sabah uyan gün aydınlanmadı dışarısı buz gibi kar sarı rengiyle vurmakta. Gündüz yer değiştiriyor geceyle. Aydınlık karanlık. Karanlığın içinde aydınlık arıyorum. Biliyorum hep aydınlık hep karanlık diye bir şey yok.

       Dünya bir cehennem boğulmadan çıkabiliyor muyuz. Birilerini sırf kendimize benzemiyor diye boğmakla uğraşmadan bıkmadık mı?

      Evin bitmeyen işleri okuyamamak yazamamak Kim için kendim için.

      Tembellik hakkımı kullanacağım. Ah birde yapabilsem. Kendime tatil veriyorum günden vaz geçtim kaç saatliğine.

        Yıllar önce okuldan gelirdim, bir bir buçuk gibi saat üçe kadar televizyonu açar, boş boş gözlerle yayın izler sonra çocukların gelmesini beklerdim.

      Çocukları alıp  okul çıkışında sendikada nöbetçiydim.  Kumru' larda ofisten mercimekli börek alır nöbete giderdim.

        Ya da sabah resim kursu evin işlerini bitirdikten sonra yorgun argın oradan okula.

        Yıllar geçiyordu Neden koşturuyordum. Neden? 

         Şimdi sabah gazetenin ilk sayfasına bakar sonra arka  sayfa sonrada sanat sayfası ardından ekonomi.

        Elektrik faturası geçen ay iki katı bu ayda iki katı. Ya ne zaman zam gelmişti. Aralıkta mı? Doğalgaz aralık 1080. Benzin herhalde bin liraya depo dolar.

        Mercimek çorbası yapacağım evde mercimek yok. Büyük marketlerden birine uğradım. Bir kilo otuz lira  iki üç yere baktım  yirmi sekiz lira. Sarı mercimeği yirmi sekizden aldım. Kırmızı mercimeği almayacağım. Biraz daha sabır on sekiz liraya buldum.

       Neden iş yapınca yoruluyorum. Deliksiz uykulara ne oldu?        Biraz fotoğraf çekeyim makina pas tutacak. Bu çiçeğim ne zaman açtı? Kapalı balkonda üstüne battaniye serdiğim sardunyalarım donmuş. On gün öncesine kadar çiçektelerdi.

       Kayağa gidemiyoruz sanki kaymayı biliyorum her yer Uludağ.

       Kızım damat ve torunlar corona oldu. Acil şifalar Egoşum okuldan aldı. Sonra baba, anne ve kardeşi. İyiler. Hastanede evinde coronadan hasta yatanlara acil şifalar dilerim. İnşallah grip nezle gibi yatırmadan geçer gider. Özledim. Şimdi en azından belki görüntülü konuşurum.

       Sorular sorgulamalar hayatın tadı ne zaman kaçtı?  Biz büyüyünce kaçan hayatı mı kovalamak istedim yoksa. Felsefe psikoloji okudum hayatı insanı ve kendimi sorguladım durdum.

      Bir nefes almak istedim. Camı açtım  dışarının soğuğu odama doldu. Şehrin ışıklarına yatmadan baktım. Çöp arabası çöpleri almaya gelmiş. Bir müzik açtım. Ezginin Günlüğünden Yan kalbim yan.   

      Bu sabah son düzetmeleri yapayım derken ekranda Fatma Girik sonsuzluğa gitti. Dört yapraklı yoncanın biri düştü. Işıklar içinde uyusun. Annemin öldüğü yaş çok da yaşlı değil. Sinema, televizyon ,belediye başkanlığı ne çok şey sığdırmış hayata. Yıllar önce Kızılay'da dolaşıyorum. İş bankasının orada üst geçitte mas mavi gözleri ile Fatma Girik geçiyordu. Gözleri deniz mavisi. Işıklar içinde uyu.

14 Ocak 2022 Cuma

Renklerin, nesnelerin bu kadar güzel ve net olduğunu bilseydim eğer

                                                     






             Hastane odası zihnimi oyalamam gerekiyor. Yedinci kat günlerden perşembe saat 11.30  Dışarıya bakıyorum. hava soğuk ve gri. Uzaklardan Atakule gözüküyor.  Bir gün önceki uykusuzluğumu ve ağrılarım bugün yok. Bel, diş, sol göz. Koluma ismim yazılı bir bilezik  ve gözüme göz damlası damlatılıyor. Elime kateder her ihtimale karşı açılıyor. Elim acıyor. 

           Biraz sonra doktor geliyor. Heyecan var mı? Göz bebeği büyümemiş tahminen birde ameliyata alacağız. O arada ameliyat önlüğü yatağın üzerinde giyiniyorum.  Zaman geçmek bilmiyor. Dışarıda tekerlek sesleri. Bir türlü bizim odaya yönelmiyor.  Fotoğraf çekiyorum oyalanmak için duygularımı yazıyorum İnternete bakıyorum. Gürültü var bizim odaya yönelen bir ses yok.

         Sahi görmek nedir?

        Gözün görmesi yoluyla varlıkları nesneleri seçmek.

       Dışarısının griliğine inat önlük mavi siyah içim açılıyor.

                                            


       Aziz gazete okuyor. Arada haber ve yorumlar yapıyor. Bir gece önce uyuyamadım  Uzanıyorum uyumak ne mümkün. 

        Çocukluğum aklıma geliyor. Güneşe bakamazdım. Mahallede oyun oynarken gözümün üstüne taş gelmişti yarılmıştı annem evde tedavi etmişti.

        Ehliyet almak için sağlık raporu istendi. Yıl 93 muayenede uzağı görmüyordum. Doktor gözlük yazmıştı. Ehliyette gözlüklü yazıyor. Uzun yıllar araba kullandım.

       Sol gözüm yüzde yetmiş, sağ gözüm yüzde otuz katarak artı uzağı görememe astiğmat. Sahi ne zaman bu hale geldim. Yakın gözlükle iğneyi zor geçiyorum. Doktorum diyor ki uzak için lens takacağız yakın için gözlük kullanacaksın.

     Okumayı çok severim. Sinop' ta kardeşim var. Ev kalabalık okumak için gözlük aranıyor . Ya birde ben deneyeyim. Dünya varmış. Ben çok zorlanmışım. Onca kitabı nasıl okumuşum. 

       Bir gün göz doktoruna gitmem gerekti. Hem gözlük yazdırırım hem muayene olurum. Doktor  katarak var acilen ameliyat olmalısınız hem de genç yaşta.

        Yap boz gibi parçaları birleştirmeye çalışıyorum.

      Saat ikiye doğru hemşire geldi. Haydi gidiyoruz. Ameliyathaneye ineceğiz "hoşça kal" diyorum eşime

       Öğretmenliğe başladığım ilk  yıllar Bir öğrencim Braille alfabesi kullanıyor. Sohbetimizde havadaki uçağı, tahtayı, beni gördüğünü ama ayrıntılarını görmediğini yüzümü seçemediğini anlatıyor. Sınav yapıyorum. Braille alfabesi sınav kağıdı. Sınavını ona okutuyorum üç buçuk. Dinlediği kadar zihninde kalanlarla ancak bu kadar. İçimden geçiriyorum. Arkadaşlarına sorsa cevaplarını öğrense bana onları anlatsa ben kabul edeceğim. Sözlü sorularıyla notunu yükseltiyor. Psikoloji dersinden sınıfını geçiyor. Braille alfabesi veya Körler alfabesi; 1821 yılında Louis Braille tarafından geliştirilmiş görme engelli insanların okuyup yazması için kullanılan bir alfabe yöntemidir. İki kolon taşıyan dikdörtgen düzen üzerine dizilmiş altı kabartılmış noktadan oluşur. Her iki kolonda üçer nokta bulunur.

           Asansörde ismim, doktorumun adı soruluyor hangi gözden ameliyat olacağım hepsine cevap veriyorum. 

          Görmek dünyayı yıldızları nesneleri. Yaşamda olumlu bakarım Nedense sol gözüm ameliyatlı olmasına rağmen sürekli yaşarır. Ders anlatırken öğrencilerim tek göz makyaj moda mı derlerdi. Sağ gözde uzağı görmüyor. Bazen görmek istemediğimiz durumlar ortaya çıkar. İnsanın insana yaptığını doğaya, hayvanlara yaptığını görmek istemeyiz.

          Sahi iyi görmek ne demek?

         Aşağı iniyoruz. Ameliyat sandalyesine geçiyorum. Doktor görünüyor " İşin sonuna geldik" diyor. O arada ameliyathaneye giriyoruz. ismim bulunmuyor Zehra diye bakıyorlar yok. Bilgisayar açıp kapatıyorlar soyadımı yanlış söylüyorlar doktorla beraber düzeltiyoruz. Ameliyathanede sandalye ameliyat masasına dönüşüyor. Uzanıyorum.  O arada  doktor göz bebeği büyümemiş. Birden bir terslik mi var." Hallederiz" diyor meğer o yüzden geç alındım ameliyata. Tekrar göze damla ve göz çevresi temizleniyor. Yüzüme bir örtü sağ göz açık. Katarakt önce temizlenecek makinanın sesi anlıyorum operasyon başladı. Sürekli ışığa bakıyorum gördüğüm ameliyat için olan ışık üç nokta. Işığı bazen mavi sevimli köpek, bazen kurt üç mavi ışık ama hep sevimli köpek diye düşlüyorum. Makina sesi duruyor doktor lensi verin lens gözüme konacak biraz ağrın olacak sedyeye sıkı sıkı sarılıyorum. Gerilmişim "hala ağrınız mı var" yok. O arada köpek kayboldu lensi görüyorum. Doktorun sesi "gözünüz aydın lens çok güzel yerleşti." Doktora teşekkür ederken doktor ve ameliyathanede bir sevinç dalgası oluşuyor  doktoru kutluyoruz. herkes mutlu. Birden ameliyathane sıcacık oluyor. Aklıma geliyor önce sol gözle bakıyorum mavi ışık beyaz ışık olmuş. ameliyatlı göz onu sarı ışık görüyor. Gözüm bantlanıyor.

                                                        

                      Beş on dakika dışarda bekliyorum Yeni bir hasta sandalyeler değişiyor. Yukarı çıkarken üşüdüğümü hissediyorum. Hastabakıcı şimdi güzel sıcak bir çorba. Odaya geliyorum. İlaçlar ve randevu diğer bilgiler veriliyor.

       Biraz sonra gelen ezo gelin çorbası içim ısınıyor. Giysilerimi değiştirip üçte hastaneden ayrılıyoruz. 

          Eve varış. Akşam damlaları gözüme damlatmak için bantı açıyorum. Birde dışarıya bakayım diyorum aman Tanrım ne kadar aydınlık sağ gözümle kontrol ediyorum ne kadar net.

        Gece zorlanıyorum bir yandan tedirgin sağ gözümün üstüme yatmayayım. Uyku ile uyanıklık sırt ağrısı ve ters tarafa yatmaktan uyuşmuşum.

        Sabah gün aydınlanmadan yola çıkıyoruz. Hastaneye varıyoruz. bant çıkıyor. Heyecanlanıyoruz .Tüm okuyamadığım harfleri okuyorum. Doktorum sağ göz yüzde doksan görüyor. Bu birinci gün inanılmaz. Ne olduğunu tam kestiremiyorum. Sol gözden iyi.

          Eve geliyoruz. Dışarı bakıyorum uzakları görüyorum renkler o kadar güzel ki! Çiçeklerime bakıyorum ne kadar canlı, ne güzel yeşil bunlar. Ben meğer görmüyor muşum renkleri, nesneleri.    Doktoruma ilk sorduğum soru  ne zaman araba kullanabilirim  "hemen daha iyi araba kullanırsın."

         Evde televizyona bakıyorum küçücük alt yazıları okuyorum. İnanmıyorum. Renkler ne kadar canlı ne güzelmiş meğer. Hani yağmur yağar ağaçlar, evler, yollar yıkanır üzerine güneş açar. İşte öyle net görüyorum dünyayı. Bu sefer sol gözü deniyorum o flu. Sağ göz şahane. Meğer gözüm görmediğinden gözümü kısıyormuşum. Birden gözlerim irileşiyor. Ellerimle yüzüme dokunuyorum. Başka neleri  önceden göremediğim şimdi net görebildiğim nesnelere gerçekten şaşırıyorum. 

                                                      


        Teknoloji, bilim iyi bir doktor.

        Bir arkadaşım mesaj atmış" Şimdi dünya daha renkli tıpkı senin gibi"

         Dünya gerçekten renkliymiş ben o renkleri flu görüyormuşum.

        İnanamıyorum. Dün ameliyat oldum. Bugün yeni bir gün yeni başlangıç. Yeniden başlamak... 

       Ayrıca gönül gözü ile görenlere de selam.

        Doktorum Prof. Dr. Fatih Karel ve emeği geçen hastane personeline teşekkür ediyorum. Emeklerine sağlık.

       Not: Dünkü notları anılarla beraber yazdım fotoğrafları koydum. Son düzeltmeleri yaparken yanlış tuşa basmışım. Hepsi gitti. Bu ikinci yazı.

8 Ocak 2022 Cumartesi

Tüketirken tükenmek ne acı

                                                          


Mogan Göl'ü

                                     Uğur Mumcu Park'ı



       Biten kitap, biten film, biten gün, biten hafta, biten yıl biten aşk, biten sevgi, biten doğa, doğal kaynaklar ve biten hayat gibi...

       Nerede kaldı  güzel sözler, güzel bir gün. Dün bir arkadaş "mutluyum" dedi. Neden mutlu bende hangi duygu var? Mutluluğu hak ettik mi? birileri bize veriyor mu? biz mi yaratıyoruz.                "Torun üstünü ıslatınca okula kıyafet götürmem gerekti. Ya dedim -kızım kendine bir güzellik yap arabayı kır Mogan Göl'üne yürüyüş yap. Kimse sana altın tepside hayatı sunmuyor misali mı?"       

       Ya da okuduğum kitaptaki hayat o kadar güzel değil. Acı işkence, mücadele ve kadın olmanın farklı coğrafyalardaki yaşamı. 

                               


                     

         Kınalı Çiçekler Alka Joshi 

"Hayallerinin yükü ne kadar ağırdır bir kadının omuzunda ."

       1950 yıllarında Hindistan'ın ücra bir köşesinde çocuk yaşta sevmediği adamla zorla evlendirilen Lakshmi'nin hayatı.

        Kadınlar Adası Kıran Millwood Hargrave 

        Hindistan'ın sıcağından Norveç soğuğuna gittim. 1617 Norveç'in en kuzeydoğusunda   bir ada. Gerçekte yaşanmış bir olaydan alınma; Varta Fırtınası ve 1620 yılındaki cadı avlarından yola çıkarak  medeniyetin uzak ucunda aşka, kötülüğe, takıntıya, ataerkil şiddete ve kadınların kudretine dair tüyler ürpertici, feminist bir tarihi roman. Okudum bendeki tortusu yaşanmış hikayelerin mücadelenin kadınların üzerindeki yükün ne kadar ağır olduğunu iliklerime kadar hissettim.         

       Güzellikler defteri  Şule 'ye teşekkür Emily'in Paris'ini izlemekteyim. Bu sıralar tesadüfler art arda arkadaşımla baharda Paris yapalım konuşuyorduk.  "Oğlu Paris yakınlarında küçük bir kasabada." Karşıma Paris'te bir dizi. Neredeyse bitireceğim yok dedim ara ver.

      Ee o da mı bitti mi ne yapacaksın tüketirken kitapları, dizileri, hayatı "içindeki acılar, kederler, mutluluklarla"  bakmışsın sen tükeniyorsun. Tüketmek  sonrası yeni bir kitabın  hazzı. Sonra geçenlerde gün batımının verdiği haz. Yeni bir gün  batımı. Nereye kadar. Hiç yaşanmamış günlerin en güzel olduğunu hissedebileceğimiz yaşamlar mı? ya da bizdeki bıraktığı izin içimizdeki tortusundan geriye kalan mı? Ben de bilmiyorum bir yanım umut bir yanım umutsuzluk. İki duygu sarmalı arasında gidiyorum.

        En iyisi tükettikçe tükenmeyelim.  

duyulmama anlaşılmama

                             İnsan aynaya baktığında kendini görür. Çevrede arkadaş seçerken kendine daha çok benzeyen kişilerle arkadaşlık ...