29 Nisan 2018 Pazar

Kırık tencere kulpu


Off dedi hepsini topladım tencerelerin kiminin kulpu yok kimi çizilmiş. Oğlanın evine yollayayım. Planlar yaptı. "Ama benim için çok değerli. Bir defa çok iyi yoğurt yapılıyor. Çelikten olduğu için yavaş soğuyor. Orta boy tencere. Kulpları eskimiş" Geçenlerde yoğurt yaptım. Eşim dolaptan çıkarırken kulpu koptu... Bütün yoğurtlar yerde. Ne çok anısı var. Yeni evlendiğimiz zaman almıştık. Yıl o kadar eski ki. Mesa Batı Sitesinde oturuyoruz. 1985 yılında almıştık. Halan kullanmadığım bir büyük tencere var. Sinop'ta da kullanıyorum. Ne çok yemek yaptım ne misafirler ağırladım. Çocuklarımı büyüttüm şimdide torunlarımı büyütüyorum. Tıpkı evlilik gibi. Bir yerler aksıyor ama o en derindeki aşk kalıyor. Ya da sevgilinizin beğenmediğiniz huyları yaşadıkça  ortaya çıkıyor ama diyorsun ki "olsun bir sevgilim var, yalnız değilim" Tencerenin kendisi sağlam. Hiç bir şey olmamış. Sadece ocağa yakın olan kısımdaki kulpları eskimiş. Üzerinden zaman geçmiş  ne tencereler gelmiş geçmiş.Tıpkı ilk aşk gibi.Ya da bizler gibi ayak aksıyor  ama beden sağlam.
Aksayan ayak bilek yetmiyor bir de zihin var. Yılların yorgunluğu tıpkı bedenin yorulması gibi.
Düşünceler zihinde dans ediyor. Bildiklerin eskiyor. Bazı bilgilerle yalnızlaşıyorsun. Bilgi zihinde var olduğu ölçüde iyi cümleler kurup bilgini paylaşırsan şaşırıyorsun. "İnadına mı konuşuyorsun." diyorlar.
Tencere kulpundan aşklara bilgilere gelivermişim.
Sabah kalktım bir baktım.Eşim hepsini toplamış "Sen aşkından vazgeçmiyorsun ben de onları tamire götüreyim, parlatsınlar kulp taksınlar seni seviyorum demez mi"
Tabii ki hepsi rüyaymış meğerse ."Nereden aklıma geldi bunlar " diye düşünürken dün alışveriş yaparken fiyatı uygun yeni bir tencere gördüm onlar mı  zihnime girmiş bilemedim.

27 Nisan 2018 Cuma

Baharda Sinop

       


       Gittim, gördüm, döndüm.
       Baharda Sinop bir başka. Üşütmeyen, terletmeyen bir hava. Mavi bir gök. 
       Elime fotoğraf makinasını aldım. "Anı kaydedeyim" dedim. Dönünce kurduğum hayallerin yansıması bir nevi. Aşıklar Park' ında soluklanıp aşka aşık olmayı düşledim. Kütüphanenin bahçesinde kahve içmeyi, Yalı'da çay, simit ve çekirdek çitlemeyi. Şen'de dondurma yemeyi özlemişim meğerse... Bir tanıdığa rastlarız belki Yalı oturmasında " Okan Ağabey değil mi o" 
        Dilek ve Cansu ile yaz günlerini kıskandıracak havada yapılan sohbet. 
        Tabii ki Saray'da balık .Çarpan, barbunya,mezgit vb.
        Barınak'ta  bira ve patates kızartması.
        Reyhan'da mantı. Medrese'de yeri.
       Şen Pastanesi' nden nokul üzümlü cevizli. Mevsimin ilk dondurması.
       Diyeceksiniz "yeme içme gezisi mi olmuş" . Yok biraz da dışarıdan gelenlere Sinop'un lezzetlerinin tanıtımı.
        Bu yaptıklarım dinlenme molasında evde ise bahar temizliği altı ayın kiri pası bir daha ki gidişte temiz ev bulmak amacı. Çiçekler bakıma alındı. Bazı saksılar değiştirildi. 
        Nükleere  hayır mitingi valilikçe iptal edildi.Basın açıklaması yapıldı.
         Sayılı gün geldi geçti. Zaman doldu. Yolcu yolunda gerek. Yeni bir limana demirlemeden önce tadı damağımda yaz günlerinin düşü içindeyim.
        Biraz da gördüğüm yerlerin güzelliğini paylaşayım.
                                           
                                                 








                                                                 Yalı'da zaman



                                      
                                                        

                                                                       
                                                                        

11 Nisan 2018 Çarşamba

Bahar, düğün, cenaze

                         
Tek tadımlık hayattır yaşadıklarımız. Bir daha tekrarı olmayacaktır. Yaşarken farkında olmadığımız ama dönüp bakınca neler yaşadığımız bazen film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçer gider. Bazen pişmanlıklar bazen kırgınlıklar alır yerini. İyi ki yaşamışım dediğimiz anları hatırlarız.
       Evden sokağa çıktığımda ağaçdaki kuş ya da kapı önündeki kedi günlük gerçekliğin bir başka yönünü gösterir.
        İçim kıpır kıpır yapan doğanın uyanışıdır. Erik ağacının beyaz gelinliği, leylakların açması...Ballı babaların yerde leylakların ağaçlarda morların yeşiller arasında görsel şölen sunması doğanın dengesi. Yürüyüş esnasında kokusundan başımızı döndüren çiçekler.
        Kupkuru ağacın çiçekten yaprağa oradan da meyveye dönüşümü. Aynı zamanda doğum yaşam ve ölüm üçlüsünün  mevsimlerde tekrarlanan döngüsüdür.
        Sadece ağaçlar için değil insan içinde geçerlidir. Yakın dostumun oğlunun evlenmesi. Mutlu güzel bir beraberliğin kutlanmasıdır.
      Çok geçmeden duyduğumuz haber güzel zamanların hem değerli hem de gelip geçici olduğunun kanıtıdır. Sevgili ağabeyimiz eşimin kuzenin ölümü. Çok uzun zaman olmadı kardeş kaybı.
      Mutluluk içinde yaşadığımız hayatımızın içinde meğerse kederler saklıymış. Dünyamız yerle bir olur. Toz duman arasında çıkış yolu ararız.
       Hayatları o kadar hızlı yaşıyoruz ki ... Ne istiyorsan var istediğini seç. Benim başıma gelmez bu da olmaz deme. Zaman çok hızlı.
         Kim bilir kaç bahar yaşayacağız, kaç geceden sabaha uyanacağız. Kaç defa sevdiğimiz insana sarılacağız. Kaç defa bir bebeği kucaklayacağız ,güneşin doğuşunu yada batışını yakalayacağız.
        Yaşadıklarımız;  doğum ile ölüm arasındaki gerçekliğimizdir.








Unutulmayan inci taneleri

                                                                                                 Köyde baharın ayak seslerini hatırlatan çiğ...