İki gün önce
Hastanede doktorum fizyoterapist Nebahat hanımın kapısında bekliyorum. Neden buradayım? Bu soruyu kendime soruyorum. Sabah dört buçukta uyandım. Gözümden uyku akıyor. Başıma sanki iğneler batıyor. Yaşam kalitem düşmüş. İlk defa yaşlılıktan söz ediyorum. Tabii ki beden yaşlılığından beyin sisli bedenim isli. Doktora diyorum ki bir ileri iki geri. Geçen yıl bu zamanlar arabanın şoför koltuğunda oturuyorum çapraz olarak geri döndüm arka koltuktan bir şey almak için o an acı duydum. Omuzuma bir şeyler oldu. Bir sorun vardı ama ben ihmalkar biri olarak doktora altı ay sonra gittim. Kas yırtığı ve donuk omuz. Fizik tedavi, iğne, manuel terapi... Yazın yüzdüm bazen hareket yaptım bazen yapmadım. Hafif ağrılarla idare ettim.
Eylül 2026
Özbekistan dönüşü uçağın klimasından hastalandım. Üst solunum yolu enfeksiyonu iyileşmem bir haftayı buldu. ayağa kalkmam onbeş günü geçti. İyileştim ancak bedenim bir güçsüz düşmüş. Netflix dizi ve filmlerle geçen zaman.
Ekim 2026
Bir haftadır uykum düzensiz dalamıyorum ya da üç buçukta uyanıyorum.Gece ya omuzdan ya da burun tıkanıklığından uyanıyorum. Stres yok geziden dönmüşüm (televizyonu açınca bu da olmaz denilen durumları görünce herhalde bilinç altı uykuma karışmaya gelmiş) sorun yok. Nihayet doktor kontrolünde bitkisel takviye ve sıcak su torbası ileuykuya dalma sorunu çözümledim. Bu sefer erken uyanma. O çözülmedi.
Dün gece
Dün sabah ayrı akşam ayrı yürüyüş yaptım. Omuzum için bolca hareket. Az televizyon bol bol okuma okuma aralarında kalkıp evde dolaşma. Kitaplık ve çekmece düzeltme..Gece on birde ilaçsız uykuya dalma. Çok şükür. Ama üç otuzda uyanma sıcak su torbası hazırlanıp ağrıyan omuz ve bele koyup uykuya dalma. Yedi kırk beş uykudan uyanma çok şükür kaliteli uyku baş ağrısı yok, gün aydınlanmış.
Kahvaltı için yumurta kırıyorum. Çift sarılı günün ikinci sürprizi. Çok mutlu oluyorum.
Bugün kendimi yormam lazım dokuz bin adım atıyorum. Yağmur sonrası yerlerde yapraklar sarı ve turuncu ağaçlar. Doğayı ruhuma aktarıyorum. Pazara gidip turşuluk salatalık, sirke için kızılcık ve ahlat alıyorum. Turşu kurup sirkelerimi yapıyorum daha önce yaptığım kızılcık sirkesini süzüyorum. Dolapta kalan meyvalarla karışık likör kuruyorum. Yatmadan planda bol bol hareket var. Bol bol okuyorum.
Bakalım bu gece uykum nasıl olacak?
Kızılcık sirkesi
3 litrelik cam kavanoza yıkanmış kızılcıklar koydum. Bir çay bardağı sirke bir kaşık bal ekledim. Üzerini tam doldurmadan su koydum. Ahlatta aynı yalnız sert olduğu için zeytin gibi biraz ezin diyor internet dünyası. Ahlatları ezdim
Karışık meyve likörü
Dolapta kalmış meyveler hepsi birer avuç misali üzüm, erik, kızılcık, elma, şeftali, çilek. Hepsini doğradım. Tabii ki üzüm hariç. Kavanozun üçte biri votka ( normalde alkol ama ben evde ne varsa onla kuruyorum. Bu yıl vişne boldu. Vişneye hiç su koymadan sadece şeker ve kendi suyunu saldı . Üzerine votka ekledim süzdüm. )üçte biri şeker üstüne su ekledim. Üç tane tarçın çubuğu koydum. Üç hafta içinde hazır.
























































