9 Ağustos 2022 Salı

Vişne zamanı

                                            




         Adam kapıyı çaldı. Cebindeki anahtarı çıkarmak içinden gelmemişti. Bekledi açan yok. Annesini düşledi. Çocukken sokaktan eli yüzü çamur içinde evin kapısında annesi onu beklerdi düşlerini sildi. İstemeden anahtarı çıkardı. Burnuna vişne reçeli kokusu geldi. Balkonda kadın elleri yüzü vişne  bulanmış kulağında kulaklık (bu dünya yalan yıllarım darma duman şarkısını) hem dinliyor hem söylüyordu.

         Adam ooo bizim hatun dalmış gitmişsin. "Yine mi reçel biliyorsun ben şeker hastasıyım"

Kadın keyifli "Ne yapayım seviyorum, bak bunlarda likör için bunlar buzluk için. Mutfak havada her yer vişne lekeleri. Adam eline bezi aldı. İlk önce hanımın yüzünü sildi. Sonra yerleri temizlemeye koyuldu.

        Kadın o arada dışarıdan sütçünün sesini duydu. Hemen hazırlandı belki vişne vardır diye düşündü. Yedi kilo almıştı. Aşağı seslendi. Maalesef vişne kalmamış hayal kırıklığı içinde işinin başına döndü. Birden ocakta yanık kokusu. Hay bin kunduz reçeli dibini tutturmuştu. Bu hayat pahalılığında verdiği paraya acıdı. İlk önce yirmi beş lira pazardan almış daha sonra manavdan yirmi yedi lira en son aynı manavdan 33 liraya almıştı. Son aldıkları ayrı güzeldi. O arada telefonun sesiyle zıpladı. Arayan  arkadaşı uzun yıllar olmuş görüşmeyeli. Ev kadını oldun demişti. Yüzünde hafif tebessüm. Çalışırken vişneden reçel yapardı. Ev hanımı ne demek yahu dedi. Yanık vişnelerden kurtardıklarını  bir kenara ayırdı.

         Likör için yaptıklarını güneşte bıraktı. Annesi aklına geldi. Vişne zamanı mevsimini kaçırmamasını hep tembihlerdi. Vişneler bitmeden, vişne zamanı geçmeden kokusunu, rengini, tadını sevmenin dayanılmaz hazzını yaşıyordu. Hayat gibi dedi. Hafif ekşi. Sabah kahvaltıda ekmeğin üzerine sürdü krem peyniri en üstünde iki vişne tanesi rengi beyazın üzerinde pembeler mest oldu. Başka ne isteyebilirdi hayattan. Bahçeye ektiği vişne kurumamıştı. Ama üstünde vişneler yoktu. Hayal kırıklığı yaşasa da hayat çok istesende istediğin gibi olmuyor. İçindeki vişnelelerle yaptığı savaşı düşündü. Tamam dedi yeter çok özlediği sevgili oğlu, kızı, torunları aklına geldi. Gözünden iki damla yaş vişnenin üstüne düştü. 

      Çekirdeklerini değerlendirmiş. Az biraz, su ve şeker gidip onları süzeyim içine nane ve buz atayım bu sıcak ağustos gününde serinleyeyim.diye balkondan mutfağa yöneldi. Bir baktı vişnelelerle konuşuyor galiba kafayı yedim ben dedi. Bir kuş geldi. Vişneyi elinden kaptı. Vişne aşkına kuşlar aç mı kaldı? Ne hayat pahalılığı, ne savaşlar vişne aşkımı bozamazsınız. Seviyorum vişne zamanını.

          İki yıl önce vişne  yedi liraymış. 22 temmuz 2020'de  vişne ile neler yapılır yazmışım. 

1 Ağustos 2022 Pazartesi

İlk hasat ve hayata nasıl bakarsan bak


.                                         


       Sabahın çok erken saatinde uyandı kadın. İlk önce kuş seslerini duydu, bulunduğu yeri anımsamaya çalıştı. "hangi kenteyim? " diye düşündü. Saate baktı 5.10. Dün bütün gün koltuk üzerinde yatmaktan boynu tutulmuştu. Balkona çıktı. Gün doğmak üzereydi. Gökyüzündeki pembeliğini sevdi  çiçeklerine baktı. Terastakiler kurumuştu. Dün otlarını temizlemişti. Semizotları sanki bir günde büyümüştü. Üzerinde tohumları vardı. Kaktüs ve sukulentlerinin canlılığı hoşuna gitti. Terasta büyük kaktüsleri hayal etti... Taflanları kurumuştu. En çok onlara üzüldü. Keşke içeri alsaydım diye düşündü. Kocaman saksılardı. Dallarından birini kırdı. Onca susuzluğa rağmen ölmemiş dalları kurumuştu. Bazı çiçekleri gözden çıkarmıştı. Aklına zor durumda olan insanların her şeye rağmen yıkılmamalarının altında olan hangi güçle var olabildiklerini düşündü. Alt balkondaki çiçekler kurumamıştı. Gündüz sıcak gece soğuk sera etkisi yapıyordu. Yıkılmamak ayakta kalmak için  uygun koşullar olursa var oluyorsun. 

     Seviyorum bu kenti buradaki arkadaşlarımı iyi ki varlar. 

          Uykusu iyice kaçmıştı. Televizyonu açtı bir polisiye filmi izledi. Biyografi filmleri severdi. Kahvaltı zamanı gelmişti. Akşam üstü için arkadaşı ile vadide yürüyüş için sözleşti. Günlüğünü açtı. Aldığı kararları  okudu. Bir kısmını uygulamış bazılarını unutmuştu. Yeniden hatırlamak gerekir diye düşündü.

         Günün kalan kısmında tembellik hakkını kullandı. Yıllar önce sevgili arkadaşı Günhan demişti.

       Akşam üstü alışveriş merkezi dek bahçesine gitti. İlk hasadını topladı. Zehirsiz biberleri İ sabah menemen yaparım diye düşündü. Domatesin beyaz bitler sarmış. Bazı domatesler kurumak üzere. Mağazaları dolaşırken pembe saçlı arkadaşına rastladı. Herkes bana çılgın der ama sen beni geçtin dedi.

         Akşamın yedisinde Dikmen Vadi'sinde yürüyüşe gitti. Akşam yürüyüşüne eşlik eden arkadaşla buluştu. Sohbet ederken zaman nasıl geçmiş anlamadı.

           Güncesindeki anılar ve ağrıyan bacaklar, hareketli geçen bir gün ve hoş geldin ağustos. 

10 Temmuz 2022 Pazar

Balayı çoktan bitmiş

      

                                             



                                          Genevo





                                        Annecy küçük Venedik

                                            Monoco


   

Fotoğraflar haziran ayı içinde yaptığım seyahat  Elegant Avrupa gezisisinden

       Akıntıya karşı yüzmek, hayatın zorluğuna karşı koymak, yalnızlığa karşı savaşmak, hayatı anlamaya çalışmak. Düne baktığında gördüklerinle bugünü yaşarken hissettiklerin, yarının bugün yaşadıklarına bedel geldiğini anlamak için çok fazla düşünmeye gerek yok.

     Çocukluk en saf en heyecanlı dönem. Beden canlı enerjik, bazı savrulmalarda rüzgara karşı koyabilirsin diye yazarken şu soruyu sormadan edemedim. Her çocuk için aynı değil. Yine de güçlü müydük o zamanlar. Aslında her çocuk için farklı. Bazısı için zor dönem. Torunlarıma bakıyorum. Ege farklı Deniz farklı karakterde üzüldükleri ayrı, sevinçleri ayrı. Bana karşı duyguları farklı. Kendi içinde belki fırtınaları var. Yeni bir durum ya da olayda içindeki yaşattıklarını bazen görebiliyorum.

        Kendi çocukluğuma dönüyor fırtınaları nasıl atlattığımı düşünüyorum. Dünyamız okul , aile ve arkadaş arasında geçerken bir şekilde başarmışız. Geriye dönüp baktığımda çocukluk tabii ki  bazen ya da çoğunlukla balayı. 

         Ah gençlik yine okul lise derken üniversite. dersler, arkadaşlar bir şekilde   çocukluğa nazaran daha farklı bir balayı.

        Ah şimdiki zaman çok fırtınalı, içinde kasırgaların olduğu bir zaman mı? desem. Yoksa her şeyi ciddiye mi almaya başladık. Çok şey isteyip hayatta bulduklarımızla mı? yetindiğimiz zamanlar mı? Bazen anlayabiliyor bazen çözemiyorum. Dünü kasırgalar bir şekilde atlatıldığına göre yine başarırız. Yüzmeye gittiğinde deniz anası, rüzgar, dalgalar görünce  sakin bir deniz nasıl da insanın hoşuna gider. Çok şey aramaktan vaz geçersin ama alışkanlıklar peşini bırakmaz.

        Rüzgar ya da fırtınalar hayatımızda var olacak. Güçlü olmak için çabalayacağız. bazen savulacağız hoşumuza gitmeyince ne yapıyorum ben deyip toparlanmak en güzeli. 

      Nasıl ki her sabah güneş doğuyorsa gecenin ardından sabah oluyorsa, kışın ardı baharsa. Geçmişe bakıp nasıl zorluklarla baş edebildiysek, yaş aldıkça  beden güçsüz düşse de umudu yitirmemek en güzeli. 

30 Mayıs 2022 Pazartesi

Gerçek olan nedir?

                                                       




      İçerden yüksek sesle konuşmalar geliyordu kadın kulağını dayadı neler konuşuyorlar "savaş, imaj, masal, görüntüler bizi aldatır. Ben piyasaya bakarım. Sanat yaptığım için algılayamadım. Her insan sanatı piyasa için yapmıyor. Alternatif ürün de piyasa..."

      Bazılarını anladı bazılarını anlamadı. 

      Kendi dünyasından hem çok uzak hem de çok yakındı. Bildiği gerçeklik öğlen yemeğinde ne yenecek evde malzeme var mı?

     Yarın ev boyanacak yola çıkılacak planlama yapmam lazım.

      Kapitalizm bizim algılarımızın dışında...

       Hayat pahalı evde domates bitmiş pazarda 20 lira  hangi markette daha ucuz.

       Benim  gerçekliğim... bu dedi. 

       Ayağının sızısı dinlenmesi gerektiğini hatırlattı. Kendini yorma.

      Dünürü süper Özlem demişti.

      Süper ne demek olması gerekenleri yapınca niye süper olsun ki!

      Onca koşturmanın içinde yaptıklarına baktı. Sadece yaşamak için olması gerekenler peki hayalleri nerede ? Onları yapmak için enerji kalıyor mu? Araya sıkıştırmaya mı çalışmıştı. Kocası kariyer yaparken o ne yapmıştı. Çocukları büyütmek işi, evin işleri bir koşuşturma içinde geçen hayat. Hayaller güldü. Onları gerçekleştirmekten epey uzaktasın diyen bir iç sesini duydu. Halan koşturuyordu. Gün içinde yapmak istedikleri varsa uyanınca sabah kendisi için ne yapıyorsa kar kardı. Şimdi zamanı çok hayallerini gerçekleştirecek gücü yoktu. Ne yaman çelişki diye düşündü. Gençken zaman çok yaşamak için zorunlu işler kimin beceresi ve zamanı varsa.  Hala zamanın büyük kısmını onlara ayırıyordu. Torunlar, eşi, kızı, damadı kıymetini biliyor muydu. Eşi verdiği kredi kartını istemişti. Yarın anneler günü kızı ve oğlu onun için ne yapacaktı. Çok merak etti. Bir gün gelecek hatırlanmayıp unutulacak. Oğlunun  kız arkadaşına verdiği ayırdığı zaman ve ilgiyi görünce değerini anladı. O zaman dedi adımlarımı daha dikkatli atacağım. Hayat geldi geçiyor. Ertelenen düşler bir bir rüyalarına girmeden yol yakınken bir yerlerden başla. 

       Süreyi göz önüne al. Acele karar verme. Her şeyi bitirme acele etme, konuşurken bile yemek yerken bile zihnine yerleştir. 

       Sabah bir telefon çaldı. Arayan kayınvalidesi adres soruyordu. Aslında beni götür demek mi? istedi. 

       Kocası aradı. Evde hiç saç fırçası ya da tarak yok.

      İşte gerçekliğimiz yorum yapmıyorum. Birden gerildiğini hissetti. Müziği açtı. Sabah ki telefonları unutmanın yolu dedi. Yapılacak işleri planlama yapmalıyım önce yazmalıyım unutmamak ders almak için. Bugün yorgundu. sabah yürüyüşünü akşam üstü yaparım. Sabah kahvesi için de erken gidip gazete alayım.

       Bugün gün bana ait yüzünde gülümseme  acaba mutluluk bu mu?

22 Mayıs 2022 Pazar

Minik bahçe

 

                                               



 

             Alışveriş mağazasını gezerken "gelin bahçe yapın ürünlerinizi sonra toplarsınız" diye bir ilan gördüm. Neden olmasın dedim gittim kayıt yaptırdım. Bugün minik bahçeyi oluşturma etkinliği vardı. . Bahçe için ayrılan bölüme ne ad verelim diye sordular ilk aklıma gelen parıldayan çiçek oldu. Etkinliğin başlamasını beklerken yanımda oturan kişi merhaba dedi tanıştık. Doğaya meraklı adı Ayşe .etkinlik çocuklar için düzenlenmiş ama biz büyüklere de yer var... Çocuklarla tanıştık. Komşu bahçe gelmeyince birbirimizin bahçesini sulayalım dedik. Su içinde yağmur sularını biriktirmişler Beşer kök domates,  biber, patlıcan ve salatalık. İsterseniz ürünü satın isterseniz kendiniz için alın.  dediler. Betonlaşan şehirde bir karış toprağın önemli olduğu ne kadar aşikar. .Doğa git gide bizden uzaklaşırken yediğimiz hormonlu ürünlerin yiyeceklerin  önemi ve değeri çok anlamlı. Bakalım domates biber alabilecek miyiz? Gübre yapmışlara atıklardan. Terasta sebze atıklarından yaptım. Merak ediyorum bostanımdan sebze yemek mümkün olacak mı? Umutla sulama ve çapalama işlerini yerine getireceğim..

6 Mayıs 2022 Cuma

gez, gez, geziyorum Sinop

                                                           








                                  Sabah yürüşünde Sinop

      Bir arkadaşım facebookta fotoğrafın altına yorum yazmış. "Gez gez"  ah keşke dünyayı keşfeden, evreni keşfeden insanlardan biri olsaydım. Ne mümkün...Benim gezilerim kendi çapımda; bazıları için çok, bazıları için az. Şu sıralar denk geldi. Sinop'tayım, eşimin memleketi evimiz  olunca bir ziyaret yapalım.

       Özlemişim ancak hava soğuk şu anda kalorifer çalışıyor. Yine de farklı bir yer deniz, bahar ve sevdiklerim.

        Sabah yürüyüşlerinde Sinop'ta özlediklerimi keşfediyorum. Dün sabah Yalı tarafına yürüdüm çay ve simit yanında krem peyniri anılara daldım. Eski evimde otururken yürüyüş sonunda bu ritueli yapardım. Kırk yıldır Sinop'a gider gelirim. Anılar zihnimde dolaşır durur.

       Bu sabah yağmura yakalandım. Eve dönünceye kadar korunaklı giyinmeme rağmen su içinde kalmışım. Üç hafta önce Datça'da her yer yeşermişti. Dutlar kırmızı bir hafta içinde olgunlaşacak duruma gelmişti. Burada doğa örneğin incir ağaçları yeni yeşeriyor.

        Dışarıda yağmur olunca müziğimi açıp yazı yazmak gibisi yok. Aklımda farklı bir konu hikayesini yazayım.

        Kahvenin kokusu yağmurun kokusuna karıştı. Bir martı havalandı. Artık deniz kenarında değiller. Denizde  balıklar bitti. Çöp karıştıran martılar. Doğayı insan bitirince hayvanlar aç kaldı. Radyoda Ahmet Kaya "sen ağlama" diyor. Dün akşam dilekler yazıldı. Gül ağacı bulamadım. Çiçeğimin dibine koydum. Üzerine yağmur yağdı. Gönlümden geçenleri yazarken düşündüm. En çok istediğim birinci sıradaki dileğim  olması için planlama yapmalıyım. 

          Bu satırlara göz atıyor, okuyorsanız gönlünüzden geçenler gerçek olsun.

        

      

3 Mayıs 2022 Salı

Biri mi? sesleniyor

        

                                                 




                                                Sinop
     

        Bahar yağmurları yeni başlamıştı. Dün gece erken yattı. Sabah doğal olarak erken uyandı. Dışarıya baktığında yağmur damlaları camı kirletmişti. Balkona çıktı. "Bugün çiçekleri sulamasam da olur." dedi. Tohumlardan çıkanlara baktı. Çiçeklerini selamladı onlara bakınca enerjisi arttı.

 

         "Hayat satranç taşı gibidir hamleleri iyi yapmak gerekir." diye düşündü kadın. Nerede iyi oynayacağımız bilmek gerekir. Örneğin at, fil, çapraz, piyon ilk çıkışta bir kare atlayabilir. Vezir her yöne, şah her yöne gidebilir zıplayamaz ancak yandaki kareye gider. Kale önü açıksa doğrusal  hareket. Şah ve kale hiç oynanmamışsa ikisi arasında pul şah ile kale yer değiştirir rock denir.

       Birinci sıralar tutulmuş, hayatı uzaktan izlersin, bir şeyler yapmak istersin, yardımcı, destek olmak birinciler yorgunluktan ölse bile sırayı vermez sana. Onun iyice yorulmasın beklersin baş rolde olduğunu sana anlatırlar. Bazen başrol bazen ikinci. Önemli olan uygun zaman ve yerde olmak gereken desteği sağlamaktır. Mekansal yakınlık değil gönül yakınlığıdır. Tıpkı satranç tahtasında vezir gibidir bazen hep piyon olursun.

       Piyon olmayı kaldıramıyordu. Kim kaldırabilir diye düşündü. İstenildiği gibi, kolayca yönlendirilebilen, bir çıkara, bir amaca hizmet ettirilen, kullanılan kimse.. Hayır piyon değildi. Bazen vezir olmak isterdi.

          Kim olduğu niye bu kadar önemli olsun insandı. Duyguları vardı. Hayatı düzenle, karşındaki konuşurken sus ,eleştirme, sakin cevap ver. Sözlerin kaybolmasın birilerine ulaşsın. Sakinlik galiba hepimizin bir yerde isteği buydu. Artık işleri rafa kaldırmak. Bir de kendini düşündü. Bir sığırcık kuşu olmalıyım özgür bir yerlere konmalıyım. Maalesef kuş değildi. Alışkanlıkları vardı. Evi temizlemeden işe başlamazdı. "Vazgeç dedi bırak yatak dağınık kalsın. Çık alanlara bağır bağır belki birileri duymasa da sesini."   Bakış açını değiştir "aydınlansın bu kirli yüzler" diyen şarkıda olduğu gibi savaş devam edecekti. Evde, hayatta  ta ki sesini duyurabildiği kadar ya seni ezecekler ya da dimdik ayakta kalacaksın. Peki "nereden başlamalıyım?" dedi Tabi ki önce kendinden sonra yakındaki insandan. Kolay mı? hayır. Sabah ki filmde şöyle bir söz vardı. "başlangıçları severim." Peki dün nereye kayboldu? Kaybolmadı. O sadece dünde kaldı. Onun tecrübesini kullan. Acele etme sakin ol. Ve şimdi karşı tarafı dinle. Bugünün adı umut olsun.  

      İçinizdeki bayram hiç bitmesin.

 


Vişne zamanı

                                                      Adam kapıyı çaldı. Cebindeki anahtarı çıkarmak içinden gelmemişti. Bekledi açan yok. A...