14 Kasım 2019 Perşembe

Başlıyor, başlıyor, 22 kasımda başlıyor....

     



        Ay kız bağırıp çağırma sen tellal mısın? Ne başlıyor? Nerede başlıyor? Dur şunu sakin sakin anlat.
        "Bir dakika ablacığım ağabeyciğim, teyzem, amcam bir dakika beni oku, dinle."
          "Heyecanlandırma bizi söze başladın gerisi gelsin. Haydi anlat dinleyelim.
       Önce derin bir nefes alayım. Tamam şimdi anlatayım.
        İNADINA SANAT
        İNADINA TİYATRO
       HER ŞEYE RAĞMEN TİYATRO
       22 Kasım-2 aralık dahil Taksav'ın düzenlediği 24 Tiyatro festivali başlıyor. Bu yıl Devlet tiyatrolarında oyun oynanmayacak. Onun yerine Çankaya,Yenimahalle ,Büyükşehir belediyelerin desteklemesi sonucu onların sahnelerinde  ve bazı özel tiyaroda örneğin Kulis gibi sahnelerde. oyunlar var.
        "Aman bizde dedik ki sanki bir yerde bedava bir şey dağıtıyorlar." Ah hanım teyzeciğim bedava ne var günümüzde bak insanlar kadın, erkek, genç, yaşlı emek veriyor, üretiyor gel sende destek ol." "Kızım ben emekli bir teyzeyim aldığım para iki kuruş tiyatro karın doyuruyor mu? ben akşam ne yiyeceğim derdindeyim. sen neler anlatıyorsun."
         "Teyzem sen köy tiyatrosunu duydun mu? Bak gençler tiyatro yapıyor duydun mu? Biz çalışırken genç geldi. Biz tiyatro yapıyoruz. Sizi de oyunumuza bekliyoruz Ankara, İzmir, İstanbul, Sinop genç yaşlı tiyatro yapıyor.
      "Bak teyzem dünyaya farklı gözle bakıyorsun, heyecan duyuyorsun, kendine bir başka gözle bakıyorsun, sorunlar üzerinde düşünüyorsun, duyarlılığın artıyor, kültürel zenginlik sağlıyor...vb
        Tabii ben teyzeme anlatamadım. birde arkadaşlarıma anlatayım, duyarlı insanlara.Acaba sizlere anlatabilir miyim?
          Emeği geçen bu festivali düzenleyen TAKSAV yöneticilerine, ışıkçıdan set işcisine bu çorbada emeği olan sevgili dostlarıma teşekkürler.









21 Ekim 2019 Pazartesi

Oradan Buradan

                   
       Güneşli bir sonbahar sabahında gözlerimi açtım. Ekim ayı bile koştura koştura geçmiş. Bir ben durmuşum bu arada. Deliksiz bir uykudan  6.15 te uyandım. "İşim gücüm yok yat" dedim. Bir süre gecenin karanlığı bitsin aydınlığa uyanayım diyerek  yatakta cebelleşip durdum. "Kalk Zehra" dedim kendime günlük rutini değiştir .Televizyon ve bilgisayar yok. Kitaplıktan bir kitap seç. Sevgi Soysal'ı anlatan kitap. Yarım kalan bir türkü Sevgi. Yazarın anılarında yetmişli yıllar çocukluğumu yaşarken ben. Üniversite yıllarında Gürer Aykal ile .görüşmüş hakkında bilgi almış bir sunum yapmıştım.
          Sonbaharın düşen yaprakların yerlerde sürünmesi gibiyim. Dökülüyorum bedenen değil ruhen, Canım bir şeyler yapmak istemiyor. Günlük yürüyüşlerimi aksatmıyorum. Günlük on bin adımlardan altı bin adımlara düşmüşüm sanki çok yürümüşüm gibi geliyor. Kalabalıklar içinde yalnızım uzun zamandır arkadaş sohbetlerine hasret. Biliyorum bir telefonun ucundalar. Aranması gereken arkadaşlar, ziyaret edilmesi gereken dostlar var.
        Bir yandan da Tezer Özlü'nün kısa yaşamında yazdığı anıları okuyorum.Şu an 80 yıllar.
        Dün yürüyüş güzergahımı değiştirip Ahmet Arif Park' ına doğru yürüdüm. Sıcacık ama üşüten bir sonbahar mevsimi. Bir kadın ayakları çorapsız elinde kitap güneşleniyor. Yaşı başı yerinde erkekler kağıt oynuyor. Sanki hayatı piştilemek istercesine. Selçuk ve Sinop'ta rastladığım yaşlı, genç erkeklerin sabahın altısında başlayıp akşama kadar okey oynayışları aklıma geliyor. Hiç mi işleri güçleri yok. Emekliler yaşama böyle mi? tutunuyorlar. Gençlerde işsiz güçsüz mü? demekten kendimi alamıyorum. Çocuk kahkahaları bölüyor yaşamın mutsuzluğuna inat. Ne yapıyorum? kimim? neyim? soruları zihnimde sonbaharın kokusunu içime çekerken doğanın seslerini duymak için kulaklığımı takmadan yürüyorum . Dün köpeklere bıraktığım kemik torbasına bakıyorum içleri boşalmış. En iyisi eve gelince aldığım yaz sebzelerini değerlendirip yemekler yapıyorum. Kış sebzeleri pazar tezgahında arzı endam etmişler. Bütün kış yiyeceğiz bir kenarda dursunlar. Dayanamayıp süs için köyden gelirken aldığım kabaktan tatlı, mücver ve bal kabağı çorbası yapıyorum.Doğanın turuncusunu kana kana içiyorum. Arkadaşım  "tembel işi bunlar" dese de kabağı kesmekte zorlanıyorum. İçimdeki ses "kalk yürüyüş ve iş yapma zamanı" deyip beni dürtüklemekle meşgul. Yapılacak şeyleri zihnimde planlayıp yola koyulma zamanı.
                   

15 Ekim 2019 Salı

Ege'de geçen zamanlar


                                                      Selçuk' ta sabah yürüyüşü


                         Bir gün "Haydi abla Tire'ye gidelim" dedik .Tire'de yaşayan kent müzesi, bir baktık berber tıraş yapıyor,sepetçi sepet ve çanta dokuyor, biri iplik bir diğeri yorgan dikiyor. Aaa çocukluğumuzun radyosu müzede.Sabahları günümüzü aydınlatan haberler, müziklerle evimiz şenlenirdi.Radyo tiyatrosu dinlediğim günler  birden çocukluğumuza geri döndük. Ablam " Bak bak bizim konsol biz tek zannediyorduk meğer seri üretim "hayal kırıklığı içinde çekilen fotoğraflar. Arkeoloji Müzesi, Cami'leri, hamamı ziyaret ettik.Salı günü çok güzel pazarı varmış.Meşhur  Tire köftesini tatmadan olmazdı. Yol sorduğumuz kişi "acıktınız bakıyorum"  dedi. Peynir ve süt alıp Selçuk'a geri döndük.




                                                            Yalınayak Hamamı  

                                                    Tire Arkeoloji müzesi bahçesi           

Eski konsolumuz
                                                                 Ziyaretçimiz vardı.



                                                                                                        Ailenin eksik kalanlar yüreğimizde toplandık
                                                             

Erken açmış Leylaklar

                                                       Ağabeyimin bahçesi
                                                         Selçuk yürüyüş parkı
Kuşadası


                                          İlk gün hava çok sıcaktı Kuşadası' nda denize girdik. Gelmeden bir gün önce turistler denizdeydi.Turistlerin ağırlıklı olduğu bir yer gibi geldi. Selçuk' tan Kuşadası' na giderken dolmuş yol boyunca otellerin bölgesinden geçerek dolmuşu dolduruyordu.Yaz gününe hasret kalmış günler, ayağımda yazlık ayakkabılar, üstümde ince giysiler, denizin mavisine karşı içilen kahve.  Barışı sevmek güzel. Niye şehirlerimizi heykellerle süslemiyoruz. Güzel sanatların heykel, resim, fotoğraf bölümünden mezun olanlara belediyeler yer açsa şehirlerimiz farklı olur. Tek tük heykeller yerine şehri canlandıran heykeller görsel olarak şehri güzelleştirir.
                                                     Dönmeden bir gün önce Kuşadası
Şu an burnumda Ege' nin deniz kokusu.Selçuk pazarından taze alınmış ceviz, kabak, kuru incir. Ege 'de geçen zamanı hayal ederek içeriye gideyim taze kabaklardan bir salata yapayım...










6 Ekim 2019 Pazar

Yediklerini inkar etmiyorsun

   

       İlk görüşmemizde konu kiloya gelmesini bekledim. Ancak fırsat olmadı. Daha önce bir başka konuda duygularımı dile getirmiştim. Konuşmalara olumsuz başlamaktır herhalde. Ancak ikinci görüşmemizde tam yemek masasında çay içerken yanında minik bir kek vardı. Konu kiloya geldi. Ya da ilk karşılaşma daha "nasılsın" demeden "Ay kilo almışsın şekerim" denir. Sonra yemek yemeniz için ısrar edilir. Bazen utanarak çekinerek söylenilir. Kendisinin ne kadar zayıf ve formunda olduğunu anlatmaktan bazıları keyif alırlar. Neden konu olarak bir başka insanın kilosundan şişmanlığından söz etmek ihtiyacındadırlar.? Kendilerinin fit olduğunu araya sıkıştırmak mı? Yemeğin en zevkli yerinde konu döner gelir şişmanlığa. Zayıflar nasıl zayıf kaldığını anlatırlar. Arada bir sağlıklı beslenmeden söz edilir. Zayıf insanları gözlemleyin ekmek ve hamur işlerini az yerler. Birden bir kişi diğerine döner "Lahanalar çıkıyor lahana sularını içme zamanı."Ardından ekler" Ben formumu lahana suyuna borçluyum." Diyet yapıp zayıflayan kişi artık uzmanlaşmıştır. Anlatır durur. "Böyle yapmalısın" diyerekten. Kilo konusunda bir başkasını uyarma, laf sokma, aklımın ucuna gelmez. Yemeğin güzel bir sohbete eşlik ettiği sofraları çok Severim. "Balık etli olmak" "Şişman olmak" niye bir başkasını rahatsız eder. Savunma mekanizmasını kullanıp "ben halimden memnumum"diyen tiplerde vardır. Birde kilo almayanlar vardır. Bazıları doğruyu söyler spor yapıyorum. Bazıları metabolizma hikayesi. Kilodan dolayı bıçak altına yatanlar, mide ameliyatı olanlar vardır. Oda ayrı bir konu. Sağlıklarını yitirenler. Sağlığı yerinde olmak önemli değil mi? Manken miyiz? Onlar bile zayıf kalmak için çok dikkat ederler. Ya da zayıf kalmak için hayatları kararan bir deri bir kemik kalanlar. Bu işin sonu yoktur.
                Şimdi bu fotoğrafı niye koydun? Birde bir zamanlar diye not düşmek bilinçaltı mı?

4 Ekim 2019 Cuma

Size kırmızı çaydanlıktan çay ikram edeyim gelir misiniz?

                                     
                                                 Evdeki fazlalıkları köydeki eve yavaş yavaş götürürken uzun zamandır kullanmadığım kırmızı çaydanlık gözüme çarptı. Bir yerde duymuş okumuştum. En az altı ay kullanmadığınız eşyayı verin. Aslında geçenlerde de yalnızdım çay demlemek için kullanmıştım." Olsun götüreyim" dedim.  Uzun zamandır görmediğim arkadaşımla yolumuz Güzel Çamlık'ta kesişti. Özlem giderdik. Doğayı, gezmeyi, hayatı, dostları seven bir arkadaş. Daha önce telefonda konuşmuştuk. Köyde dedim tek başıma kalmaya korkuyorum. Korkumun nedeni doğanın içinde ev. Tek başıma yatınca bir tıkırtı duyarsam tedirgin olur uykum kaçar uyuyamam dedim. Hülya "Çağır ben gelirim. Ben sana kırmızı çaydanlık getireyim" dedi." Benim kırmızı çaydanlığım var. Sen   sohbetini, arkadaşlığını dostluğunu getir. Ben de sana çayını demleyeyim. Eski günlerden söz edelim. Gençliğimizi, anılar içinde kalmış günleri kuzine yanarken çayın buharında hatırlayalım. Dışarıda lapa lapa kar yağsın.        Dağ havasını içimize çekerken düşünüyorum iyi ki seni tanımışım Hülya. Sen yakın zamanda kaybettiğin oğlundan ben iki yıl önce gurbette yaşayan hassas, yufka yürekli, insancıl... Yemek yerken "anlat abla" sözünün içindeki fırtınaları anlatmak için söze başlamak isteyen ama  duygularını anlatmayan hassas kardeşim Arif'ten bahsedeyim. " dedim. Dostun arkadaşın az bulunduğu dünyada özel insanlara rastlamak bir şans. Arkadaş, dost sohbetinin çaya eşlik ettiği mutlu günlerde kırmızı çaydanlık ocağın üzerinde sizi bekliyor.

30 Eylül 2019 Pazartesi

bir günün hikayesi





















Eylül ayının son günleri kasımpatlar, hercai menekşeler alındı. Toprak kazıldı.Uygun alanlar belirlendi. Uygun çiçekler ekildi. Mis gibi havayı içine çekmek, kuşların cıviltısını dinlemek, ağaçların rüzgardaki sesini dinlerken ruhun içindeki dünyanın anlaşması ve zihni boşatmak.Yorgunluğumu aldı götürdü. Akşamüstü sürünün sesini duymak, sanki farklı dünyadayım gibi. Gece biraz önce kendini gösterdi. Bahçenin lambaları henüz yanmadı. Derken şu an yandı.Uzaktan ezan sesi.Sıcak bir çay.Gecenin gündüzden sıcaklık farkının çok olması. Sonuçta karasal iklim. Kalın hırkalar ve battaniye.Elmalardan sirke yapılmak üzere toplandı.Fotoğraflara bakınca koşuşturmalar içinde  güle güle Eylül.