16 Eylül 2021 Perşembe

Sorgulama

                                              

                                             Bamberg



                                               Sicilya

                                              Sicilya   

    Her insanın kendi olmayı becerebildiği dünyada "Bir tek ben kendim olamadım" "Belki martı olabilirim."
Düş mü? görüyordu. Belki düş görmek istedi.
Yaşamdan istediği neydi? Bugüne kadar yaşadıklarına baktı. Geçmişini değerlendirdi. Kimdi? Ne için yaşamıştı? Neden vardı? Var oluşunu düşündü. Erkek olmak, kadın olmak, genç olmak yaşlı olmak, kendi olmak. Bunları ne derece başarmıştı.
Erkek olmak genç olmak mı isterdi.
Çocuk olmak mı erkek olmak mı?
Kadın olmak ya da genç kız olmak.
Kimdi kimliğinde ne yazıyordu? Yazılanlar doğru muydu? Onun hayatı mı başkalarının hayatı mı?
İçindeki boşluğu ne ile doldurmuştu. Esen rüzgar onu savurmuş. Yaşamın gerçekleri ile kendi gerçeği sürekli çelişmiş bir insan mıydı?
Bildikleri ile gerçek farklıydı. Hangisini uygulamalı içinden geldiği gibi mi? Ona öğretilen gelenekler mi? Sürekli çelişki içindeydi.
Bir yerde okumuştu. " Yaşam zıtların bir arada olması."
Gerçek ve olması gereken bilinen ama farklı yaşanılan. Hangisi gerçek? Zihninde var olan mı? Yoksa yaşadığı hayat mı?
Yaşadığı hayatı zihninde bulunanla buluşturmak denge kurmak.
Okuduğu kitaplar, çevresinde gördükleri, gözlemlediklerine baktığında farklı, kendi gerçekliği farklı.
Canının istediğini yaptığı an bir bedel ödersin. Yine de mantıklı açıklamalar gerekir. Çevrenin anlayacağı.
Hayatı spontene yaşamak istersin önünde engel. Yaşamı, düşlerine ertelersin ya da yarınlara çıkan engelleri düşünürsün. Varsın engel çıksın bu benim hayatım diyebilir misin? Bize öğretilen mi akıl ile çözmeye çalıştığın mı?
Sorular ve cevaplar yaşamın ta kendisi.
      Not: Geçmiş aylardan bir yazı önüme düştü. Hangi kızgınlık, öfke sonucu yazıldı hatırlamıyorum. Hoşuma gitti. yayınlamak istedim. Şu sıralar yurt dışına gidemiyorum. Bazı yerler çok güzel anısı olan yerler.

14 Eylül 2021 Salı

Yaşamak kolay değil

                                                       


                                                 

                                                  Amasra

       İnsan bedenine iyi bakmalı. Hasta olmamak için çaba göstermeli desem de olmuyor. Onca dikkat ve özen göstermemize rağmen.

     Şu an eşortmanları üstüme çekmiş, ayağımda en kalın çorapla yataktayım.

        Doğayı özledik. Bir aydır köye gitmiyoruz düşüncesi ile yola koyulduk. İlk anda hava sıcak çekmeceden şort çıkardım. Akşam tv karşısında battaniye üstümde "eşim üşüdün galiba" dedi. 

      Gece önce eşim ardından ben hastalandık (İshal) Ben sözüm ona kalın pijama diye uzun kollu götürdüm. Onları giydim. Gece yarısı uyandığımda karnım şişmiş ve burun tıkanıklığı. Sabaha kadar uyuyamadım. Sabah bahçeye çıktım. Doğa o kadar güzeldi ki...Keyfini çıkaramadan erkenden Ankara'ya döndük. 

     Mevsim geçişleri  çok dikkat etmek gerekir. Köyde burundan nefes alamazken Ankara'da burnum tıkalı olmasına rağmen dün bütün günü uyuyarak geçirdim. Hala karnıma kramplar girmekle meşgul. Lapa ve patates menüsü. Sağlıklı olmanın, yemek yemenin, bedenin sağlam işleyişinin değerini bilmek gerek. Bugün üçüncü gün. Arada  bir giren kramplar ile idare etmeye çalışıyorum.

       Yaşam vaz geçemeyecek kadar değerli. Yaşam ertelemeye gelmez yarının garantisi yok. Bugünden düne bakarken bir yandan da yarına bakıyorum. Dün anlamlıydı bitti. Bugün çok değerli, yarın bugünden daha  değerli. Yapmak istediklerin, hayaller ve içinde umut saklı.

        

12 Eylül 2021 Pazar

Fil kadının yüzleşmesi

                                             


  

      Gündüz arkadaşından Ayfer Tunç'un Suzan Defter adlı  kitabını almıştı okumaya başladı. Akşam eve gelince Aziz Nesin'in kitaplarını kitaplıktan buldu. Sayfaları karıştırdı.

       Gece yarısını geçiyor yatmadan yaz fotoğraflara bakıp " Anı tazeleyeyim" diye düşündü.

       Aman  o kollar ne ? Filin ayakları gibi kocaman. Sadece kol mu? karın bölgesi yok canım orası gaz. Bitmeyen gazlar.  Neden kilo alıyordu. Sebebini aramak için yaşam biçimine duygularına yoğunlaştı. Yalnızlık olabilir mi? Yaşlılık yapacak işlerin azalması... Bütün nedenleri sıralamaya başladı. Hareketsizlik diye düşündü. teyze kızı "Yürüyorsun ama" dedi. Evde geçen hayata ortak olan can sıkıntısı mı? Yediklerini azalttığını zannediyordu. Kışın yürümüş   yaz boyunca yüzmüş, yürümüştü. Geçen yıl aldığı kiloları daha verememişti. Bir ara iyice zihnini korku sarmıştı. "Bu kiloları veremezsem önümüzdeki kış da eklenecek ve artık fil değil belki gergedan  olabilirim. 

      Eylül ayından şubata kadar  hareketliliği devam ediyordu. marttan itibaren bahar gelmesine rağmen bedeninde ağırlık hissetmeye başlıyordu. Eski kilonun üzerine eklemeler. Eski kilolar sözünü düşündü. O zaman kiloluydu.

      Bir iki kilo  vermiş bel biraz ortaya çıkmıştı. Uykusu kaçtı. Uyuması çok zor oldu. gitti. süt içti. Aşağı indi televizyon açtı. Gece boyunca kabuslar devam etti. Ancak dalmıştı bir ara uyandı  televizyon rahatsız etti kapattı. 

       Yiyecekler sanki bir tiyatro sahnesinde arzı endam etmişlerdi.

       Çukulatalı yaş pasta üstünde aşk yazıyordu. Çiz kek hayal kırıklığı. Sigara böreği aldatma, cevizli ekmek hayal, patlıcan kızartması aşk, pizza yalnızlık, pembe şarap kırgınlık. Her biri saldırıya geçmişlerdi. Zihnin belirli bölgelerinde dolaşırken bilinç alanına çıkmışlardı. İlk önce selamlaştı. Bir dakika çiz kek ve sen hayal kırıklığı doğru bir eşleşme değil. Çiz kek  kahvenin yanında arkadaş sohbetine eşlik eden bir dilimin ikiye bölünmesidir. Peki hayal kırıklığı illa bir tatlı  ya da meyve ile hatırlaman gerekmez. Beklentilerin gerçekleşmemesi.  O kadar çok yaşadık ki  artık en doğrusu beklememek. Pembe şarapta günlük rutini kırmak için arada içilen içecek. Kendini ne güzel kandırıyorsun. Bilinç altıymış, duygularmış beklentilermiş kardeşim bırak travmalara bak bakalım gerçekliğe. Birden bütün duygular bedene yayıldı, kollar, bacaklar, karın bölgesi gıdık. Şiştikçe şişti. Yüzü gözü her yeri aynaya baktı kendini tanıyamadı.  "Gidin sizi istemiyorum" derken oğlunun sesi ile uyandı. Anne "Dün gece mantıyı fazla yedin galiba uyanamadın." Elinde Aziz Nesin'in kitabı Fil Hamdi. Orada anlatılanlar farklı kendisinin düşünde gördükleri farklı..

         Bütün hamur işleri buzluğa haftada bir gün kahvaltıda oda.

         "Sadece kilolarımla değil hayatın gerçekleri ile yüzleşmeliyim." derken kendini buldu. Belki de hayata yeni bir sayfa açmalıydı. Boş bir sayfa yeniden başlat düğmesine basmalı. Gerçeklik, kendisi, varlık var oluş, kilo, yaş yaşlılık yalnızlık beceri, hastalık bir kenarda durun siz.

     Hayat ben geldim. "Çözüme odaklan" diyen iç sesini duymadı. Gitti. buz dolabının kapağını açtı. Pideyi ocakta ısıttı. İçine bolca tereyağı ve bal sürdü. Tam ağzına atarken köpeği geldi elindekine patisiyle vurdu.

                                             







7 Eylül 2021 Salı

Eve dönüşün hatırlattıkları

                                           







      

         "Ve Ankara" dedim. Bu kelimeler  sanki içinde bir başka sevinç taşıyor. Daha önceki yıllarda döndüğümde niye ? dönüyorum. Ankara'nın nesini seviyorum? diye sorgularken ( on beş gün önce buradaydım) şimdi mutluyum. 

         İki yıl önce dönüş yazısında paylaştıklarım:

     "Sinop'tan Ankara' ya eşimin teyzesi ile beraber sıcak güzel bir yolculuktan sonra "Merhaba Ankara" dedim. Kendimle baş başa kalınca yaşamı, kendimi, yaşadığım kenti, sorgular dururum. Eşim der ki " felsefe yapma". Neden bu kentteyim? niye bu kentte yaşıyorum? Bu kentin  en çok hoşlandığım yönü ne? Neden Ankara' yı seviyorum. Buradan ayrılamıyorum. Sorular ve cevaplar.
Üniversite yılları ve eşimle tanışma yerleşme.
         Eşim, torunum Ege, Deniz kızım ilk aklıma gelenler. Kızımın evlendiği eşi ve ailesi. En önemlisi arkadaşlarım. Yani sevinçte üzüntüde beraber olduğum insanlar.
         Dışarıya baktığımda beton binalar, dikine kentleşme arada kalmış yeşillik. Nerede Ilgaz Dağ'ının ormanı. Yol boyu eşlik eden ağaçlar. Çankırı' dan sonra bozkır başladı. Yolculuğuma arkadaş olan yeşiller sarı sıcak son kalan ekinlerin balyası ve yol boyu sıralanan kavun karpuz tezgahları...
        Denizin mavisini Ankara' nın gökyüzünde aradım. Uzaklar sisli bir eylül gününü hatırlattı. Ve ben gerçekten burada ne arıyordum?
        Ege'nin kasabasından çıkıp gelen ben  Ege'nin sakinliği her birinin anlamlı taş evlerini, yaşanmışlıklarını saklayan sokakları aklıma geldikçe içimi hüzün kaplar. Hüznü yenmenin en kolay yolu sevdiklerine sarılmaktır. Akşama torunların sesleri arasında ya da biraz daha gün ilerlesin telefonun ucundaki arkadaş ve dostlarımın sıcaklığında unuturum hüznümü. Biliyorum alışacağım bu kente. Biraz sonra sabah yürüyüşümde bana eşlik eden ağaçlar ve yalnızlığım, Yapılacak işler ile yaşam koşturması içinde ben  bu eylül sabahında kendimin içinde kentimi aramakla meşgul olacağım."

        Gidip gelmeler, hareket yeni yerler, tatil...

        En güzeli galiba dönüş. sevdiğin kent, arkadaşlar,

ev , torunlar... 

     Bir başka kent kısa bir süre için iyi. Eğer kafa dengi anlaşabileceğin bir arkadaş varsa uzun süreli yaşamak daha da anlamlı.  Yalnızsan eğer o zaman sevdiğin kent daha anlamlı. Yol boyunca araba kullanırken düşündüm durdum. Ben hareketi seviyorum. Durağanlık benim yapıma uygun değil. Sürekli hareket halinde olduğum zaman bu bana iyi geliyor. Bazı rutinler güzel. Yol boyu doğayı izlemek ayrı güzel. Hele gökyüzü sürekli bulut kümesinin farklı halleri... Farklı bir gök yüzü yol boyunca bize eşlik etti. Bulutlar sanki gökyüzünde dans ediyordu. Onları izlerken yolculuk yapmak ayrı keyif. Kara yolculuğun en zevkli yanlarından biri. Tablo seyreder gibi bulut kümelerini izledim.

        Dönmek güzel içinde sevdiklerin olduğunda. 

        Okullar açıldı. Çocuklar uzun bir aradan sonra okullarına arkadaşlarına kavuştu. İnşallah uzun süre hasta olmadan okullarda eğitim devam eder. 

       Birde dönüşü olmayan dönemeyenler ve zamansız ölümler var. Her ölüm erken ölümdür. Sonsuz yolculuğa göçüp gidenler.

     Ferhat Şensoy, Usta oyuncu, güçlü mizah sanatçısı, yazar. Taksav tiyatro festivalinde bir oyun iptal edilmişti. Zamanda vardı. Ferhan Şensoy'un oyununu izlemeye gittim. Müthiş, harika kelimeleri yersiz kalır. Hiciv, komedi, Gülerken düşündüren çok yönlü sanatçı.

       Mikis Theodorakis; Yunan söz yazarı, besteci, aktivist, siyasetçi

       İnci Çayırlı, Nusret Çetinel dublaj sanatçısı.

       Eşimin amca oğlu Ertuğrul Konukman.

       Işıklar içinde uyusunlar. Eserleri ile bazı insanlar ölümsüzdür. Daima kalbimizde yaşayacaklar 

     Dönüş bende heyecan yaratır. Yeniden başlamanın ,yollara düşmeden önce düşünmenin yeni başlangıçlarıdır.

       

       

        


31 Ağustos 2021 Salı

Oğlumla Ege'ye oradan kendime yolculuk

                                             


                                Bodrum'da yanan ormanlar

                                                    Aliağa

Memleketim Akhisar
                                                   

                                 Burhaniye Pelitköy Sahili
                                            Bodrum
                                                         
                                                      

                                          Bodrum Yahşi

       Uzun zaman eve kapanınca gezmenin, seyahat etmenin önemi ayrı oluyor. Pandemi yolculukları erteledi. Ege'ye gitmeyeli uzun zaman oldu. Yeğenimin nişanı Seferihisar'da olacağını duyunca gitmeyi zihnimden geçirmedim. Diğer yanda "Fırsat bu değerlendirmem gerekir." diye düşününce yollara düştüm. Sinop'tan Ankara'ya yalnız yolculuk yaptım. Almanya'dan oğlum Ankara'ya geldi. Bir buçuk yılın özlemini giderdik. İnternetten yaptığımız görüşmelerle arada sırada olsa konuşmuştuk. Bir arada olmanın keyfi başka. Hele onun açısından çok daha değerli. Yollara düştük. İçimde bir kaygı üç yıldır Ege'ye arabayla gitmiyorum. Yol uzun. yorulmadan, çok sıcak olmadan memlekete vardık. Bazen çok fazla kaygılanmamak gerekir. Oğlumda babası gibi araba kullanmıyor. 

         Kardeş ve Seyyare  ziyareti, anne baba mezarı ,yengem ve teyze ile hasta ziyareti. Bir yandan özlem giderdik. Bir yandan bak geleceğin bu. Ya hastalık (aman ırak olsun) sonrası sonsuz yolculuk o yüzden kendine iyi bak anı yaşa bu işin yarını olmayabilir.

          Her gittiğim yerde sohbette "Aman bu anlar çok kıymetli insana hasret kaldık. Telefon ile konuşmaktan yorulduk." diye düşünerek, yapamadıklarımı yapmak, kendimle baş başa kalmak beni heyecanlandırdı. Bazı yolculuklar; insanın kendine olurken, bazen hayata, bazen yanındakine...İnsanlarla bir arada olurken iletişim kurmak, özlem gidermek, sevdiklerimle bir arada olmak, Geniş büyük aile olmak ayrı güzel. Yeni insanlar tanımak ,samimi içten ilişkiler hayattan vazgeçemediklerim. Aynı zamanda dost, akraba ,arkadaş zenginliği ile hayatı sevmek ayrı güzel. 

         Yangın, Ayancık' taki sel yaşamın pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlatıyor. İklim değişikliği aşırı sıcaklar... Biraz rüzgarı görünce mutlu oluyorum. Ağustos ayı hareketli geçti. Yaz ve güzel olan anlar bitiyor. 

       Her şeye rağmen hayatı ve insanları sevmek,,, Tıpkı aşure gibi tuzlu tuzsuz ne ararsan var. Ağzımızın tadı tuzu yerinde olsun. 

27 Temmuz 2021 Salı

Ayancık

                                                








        Bayram kalabalığın azaldığı kentin yerlilere kaldığı zamanı özlemek. Kuyruklar, araba konvoyları, park edecek yeri kapma telaşı içinde geçen günler.

       Yaz ve özellikle bayram tatilleri insanların tek bildiği deniz ve ucuz bir tatil anlayışı. Yakın kentler, moda olan kentler. Değişen bayramlar değişen tatiller.

     Gönlümüzdeki neşenin yerini hüznün aldığı, gülmeye hasret gönüllerin bir nefes mutluluk demesi gibi hayat geçiyor içine tatiller, bayramlar sığdıramadığımız günler. Umudun bitişi gibi yeni umutlar mı aramaktayız. Ülkenin her yanı deniz olsa ne olur. Doğu Karadeniz'de deniz ile sahil arasına çektiğimiz setlerden, Marmara'yı kirletip musilajların sardığı , Akdeniz beton yığını elimizde kalan  son sahiller Ege. Yakında orayı mahvederiz. Gölleri dereleri kuruttuğumuz gibi.

      Soluk almak için aynı zamanda eşimin kitap tanıtım panelindeki konuşması nedeniyle Karadeniz'in hırçın dalgalarının bitmediği yeşilin her türlü tonunu içinden geçtiğimiz virajlı yollardan Ayancık'a vardık.

        Hemen panelin yapılacağı Atatürkçü düşünce derneğine gittik. yaz sıcağında insanların denize ara verip umuda takılması sonucu ummadığım kalabalık vardı. Yine de her panelde aynı insanlar olsa da Ankara içinde genelde bin ya da iki bin kişi arasında geçen gösteri, panel, kitap fuarları bir yerden muhakkak tanıdığa rastlıyorsun. Ya da yeni insanlarla tanışmak yeni dostluklar için açıyorsun kalbini.

     Kırk yıl önce kırk yıl sonra Ayancık .Volkan Atılgan'ın hazırladığı Ayancık'ın Halkçı belediye başkanı Hasan Kaya 1977-1980 dönemi. 

        Bir yerde seksen dört yılı  bir hayata içine sığdırmak. Toplumcu belediyeciliği yeniden hatırlamamıza yol açan Hasan Kaya ile yapılan röportaj.

        Nasıl bir heyecan nasıl bir çoşku, nasıl bir hafıza. Hasan kaya ve sevgili eşi Sevim Hanım kızı ve damadını tanımak ayrı bir mutluluk. 84 yaşında olmasına rağmen içindeki  heyecanı bitmeyen insanlara hayranım.

                                            

                                         


        Tatil; gezip görme, yeni yerlerin, yeni bilgilerin, yeni insanlarla tanışıp hayata farklı gözle bakabilmektir. Şimdi kitabı okumaya devam. 

     


21 Temmuz 2021 Çarşamba

Sahiller bizim

 

                                                

                       Bugün Sinop'un Maldivleri Demirciköy




                                             Karakum


         Sinop yarımada üç tarafı denizlerle çevrili. İnsanın belini düşünün yerleşim bu şekilde bir tarafı Akdeniz iç deniz diyelim. Diğeri de Karadeniz açık deniz. Akdeniz dediğimiz yerde zeytin ağacı yetişiyor. Diğer tarafta da rüzgara uygun zeytin ağacı satılıyormuş. Yani deniz kenarı olduğu için bir nevi iklim yumuşak. Son romantik Almanya gezisinde  dolaşırken yanlış hatırlamıyorsam iklim soğuk olmasına rağmen fotoğraflara bakıp şehri  Avusturya Salzburg olabilir fotoğrafı buldum şehri hatırlamaya çalışayım. Portakal yetiştirmeyi denemişler ve başarmışlar. Sinop'ta iç liman yani Akdeniz dediğimiz bölgede rüzgarın durumu ya da koylar olduğu için tesisler daha fazla. Deniz için buraları tercih ediyoruz. Giriş parası, şezlong ve şemsiye parası  ya da bunların toplamı olan tesisler var.

        Eşim Ankara'daki sosyal faaliyetler çeşitli derneklerle bağını burada da devam ediyor. (Nükleere hayır, kıyılar bizimdir vb )

        İki sene önce kıyılar bizimdir  derneğine üye oldu. Çocuklarda git gide daha az Sinop'a gelince ben yalnız kaldım. Sabahları hiç iş yapmadan yola çıkıyorum. Hem deniz kalabalık olmuyor hem de yorgun olmuyorum. Ama eşimle sürekli bu konuda konuşuyoruz. " sahiller halkındır .Para vermem o zamanda ücretsiz olan şehrin içinden ya da kadınlar denizinden girerim ."deyince mücadele etmekten vaz geçtim. Bir sabah yeğenlerle beraber sabah erkenden denize gittiğimizde tesisin sahibine olayı anlattım. Burası bize ait ya da kiralıyoruz. Aldığımız giriş parasının içinde soyunma kabini tuvalet ve duş bulunmaktadır." Peki ben bunların hiçbirini kullanmayacağım deyince peki ben sizi nasıl denetleyeceğim dedi. Gelince eşime anlattım. Bazen evden yorgun çıkıyorum. Ne şemsiye ne şezlong taşımak istemiyorum. Güzel bir tesiste zaman geçirmek hoşuma gidiyor. Sen git ben gelmem diyor. Benim şezlong ve şemsiye ile gittiğimi görünce ( nerede denize girdiğimi şezlong ve şemsiye almadığımı sohbet esnasında anlatmıştım.) buraya geleli neredeyse üç hafta olacak benle  bugün Karakum'a gelmeye karar verdi. Buranın giriş ücreti en düşük yerlerden biri. Şimdilik bu sorunu çözdük. Arka denizde belediye soyunma kabini ve duş yaptı. Deniz halka ücretsiz. İsteyen şezlongunu ya da şemsiye kiralayabilir. Kuşada'sında belediye kadınlar denizinde tuvalet duş yeri ve soyunma kabini yapmış. Olması gereken bu. Ya sahillere tesis yapılmasını belediyeler engelleyecek. Ya da tesis kirası almayacak. Burada olan vatandaşa oluyor. Bende hiç para vermeden denize girmek istiyorum.

         Evlerin içi çok sıcak rüzgar olunca sorun yok. Geçenlerde nem ve çok sıcak vardı. Çayımızı hazırladık sandalyeleri aldık. Kütüphanenin yanında çimenler var, püfür püfür esiyor. Şehri beton yığını yap birde denizin önüne set çeker gibi büyük binaları dik. İnsanlar nefes almasın. Bizim evin önü açık olmasına  rağmen yine de akşam beş yedi güneşin geldiği zaman çok sıcak. Neyse ki deniz beş dakikalık uzaklıkta. 

       Kentleri birbirine benzeterek betonları dikerek, taraça sistemi yapmayarak öldürmek en kolayı. Yaşanılır kentleri, rüzgarı engellemeyen binalar yapmalıyız. Sahillerde tesislerin yanında boş alan bırakarak vatandaşın denize ücretsiz girmesini sağlamak zor olmasa gerek.

       Gönlünüzdeki neşe, yüzünüzdeki gülümsemenin hiç bitmediği, birbirimizi yalansız sevdiğimiz, çıkarın değil hoş görü , sevgi ve saygının değerli olduğu  bayramlar... Bayramınız kutlu olsun.


Sorgulama

                                                                                            Bamberg                                         ...