31 Ağustos 2022 Çarşamba

Şiir gibidir yaşamak

                    Umutsuzluğa gerek yok. Bulutlar her zaman gelir, gider. Ama gökyüzü her zaman bakidir.  





                                             SİNOP

       Bazen gün batımı, bazen akşamın alacakaranlığı dalar gidersin. Eline aldığında kitabı düşlersin. Mutfakta kan ter içinde yemekle uğraşırken müziğin sesi seni uzaklara götürür. Birden bir rüzgar çıkar ortalığa alnındaki teri silersin, Şarkılarda şiirlerde ararken yaşam sevincini aslında hayat düştür dersin. 

         Son günlerde hava çok sıcak sabahtan kahvaltı ederken bayılmak üzereydim. Şimdi biraz rüzgar çıktı. Karşı komşu balkona çıkmış "biraz yağmur." diyor. Eşim "İstanbul, Ankara yağışlı burası neden değil" diye soruyor. Galiba en iyisi kendimi ya denize ya da duşa atmak.

        Örüyorum;

      Sıcaktan bunalmanın dışında son günlerde çanta örmekle uğraşıyorum. Geçen yıldan kalan çantayı bitirdim. Kalan iple küçük bir çanta yaptım. Gittim yeni ip aldım.  O arada bir arkadaş ip verdi. Onu örüyorum. Yalnız bir an önce bitirme derdine düşünce kollarım ağrıyor.

                                                  




  

                                                         



 Okuyorum;

        Göçmen Kuşlar Charlotte Mcconaghy yazarı. Göçmen kuşları kaybolan dünyaya ve umuda destansı bir öykü. Güzel bir kitap sevdim.

       Grange'in Kaiken kitabını okudum sevdim. Araştırmacı gazeteci bir yazar.

                                                    






        Yapıyorum;

       Pazardan kızılcık aldım. Sirkesi, marmelatı, likörü, suyu ve jölesini yapıyorum. 

    Sirkesi, kızılcıkları yıkadım otlarını temizledim. Kavanoza koydum. Üstüne çıkasıya kadar su koydum. On beş günde ekşime başlamış.

       Marmelat için yıkadığım kızılcıkları su  koyup kaynattım. Süzdüm alttaki sulu suya şeker koyup kaynattım. Güneşe aldım. Jöle oldu. Marmelatı için kaynattığım  kızılcıkları elimle ovuşturarak süzdüm. İçine şeker koyup kaynattım. İyi olgunlaşmış olanları almıştım  daha kolay oldu. Bir kısmını içmek için ayırdım.

        Dört kilo kızılcık kilosu on beş lira şekeri de düşünürseniz aslın

da bayağı pahalıya geliyor. Her pazara gidişte ikişer kilo aldım.

         Fasulye salatası; taze fasulyeden arkadaşım Serap'tan tarif. Taze fasulyeleri temizledim haşladım. Soğuduktan sonra içine  kara üzümleri ortadan kesip koydum. Hardal, sirke tuz ve yağ ile tatlandırdım. Ekşisi az geldi limon sıktım.

         Kabak salatası. kabakları soyma aleti ile ince ince kıydım. İçine kırmızı pul biber, elma sirkesi, limon, tuz  ve kuru  soğan koydum karıştırdım. Yaz gününde ekşi salata çok iyi oldu.

         Geziyorum;

       Akşamları Sinop sahilinde dolaşmak hava sıcak olduğu için sabah yürüyüşleri yapamıyorum. Yüzmek dışında sporla uğraşmak yok. Sinop'un kalabalığı azaldı  derken sabah dokuzda pazara gidince park yeri bulamamıştım. "Dört günlük bayram dolasıyla"  dedim kalabalıklaşmış. Eylül ayı geliyor. Yarın balık yasağı sona eriyor. Bu yıl palamut fazla gibi. Balıkçılara rastgele diyorum. İnşallah balık bol olur ucuz olur vatandaşın yüzü güler.

      Erfelek'te kahvaltıya gittik. Yeni dostlar edindik. 

       Tüm bunlar bir yerde zihnimi boşaltmak ve ruh sağlığımı korumaya çalışmak için yapıyorum. Haberleri izledikçe dünya yangın yerine dönmekle meşgul. Yangından kurtulmanın yolu var mı? bilmiyorum ama "Güzel günler göreceğiz çocuklar motorları maviliklere süreceğiz." dizelerini aklıma getiriyorum.

  

21 Ağustos 2022 Pazar

Gezgin gözüyle Ödemiş Birgi

                                                   


                               























        

      "Yazmak hayata not almaktır."

       Anılar unutulmadan bir yerden başlamak gerek. Hangisinden başlamam gerektiğin bilemedim. Avrupa gezisinde fotoğraflara baktım aklım orada kaldı. Uzun bol fotoğraflı yazı olacak onu erteleyeyim diye düşünürken başla istersen birinden diyen iç sesimi dinlemek zorunda kaldım.

        İki yıldır aklıma koydum Ödemiş Birgi Nasıl gidilir? neyle gidilir?

         İzmir' den Ödemiş'e otobüsle nasıl gidilir?

        İzmir Otogarı'ndan Ödemiş'e gitmek için, her 30 dakikada bir kalkan Ödemiş otobüsleri kullanılabilir. İzmir Turizm şirketi tarafından gerçekleştirilen bu yolculuk ortalama 2 saat sürmektedir

         İzmir'den Ödemiş üzerinden otobüs ve dolmuş ya da tren saatleri uyarsa Ödemiş'e İzmir'den tren varmış.

        Bu yıl benzin fiyatlarının epey pahalı olması üzerine Ege'deki düğün için önceden alınmış otobüs fiyatına denk gelen uçak biletiyle İstanbul üzerinden aktarmalı Edremit'e uçtum.                                              Burhaniye 'de arkadaşım  ve görümcemde kaldım. Otel fiyatları pahalanınca insanlar akraba ya da arkadaşlarda konaklamaya başlamışlar. Bunlardan biri galiba benim. Oradan Ali Ağa 'ya düğüne ve oradan İzban ile Selçuk.

     Uzun süren yolculukta kızım ile beraber olmak ayrı keyif. Geçen yıl oğul bu yıl kızım.                         

     Arabayı, bilgisayarı ve sevgili eşimi Sinop'ta bırakmıştım. Eşim yaz günü sıcakta gelemem demişti. Son durak Selçuk. Ablam ile  her gün bir plan ya akşam üstü ya da sabah çok erken yola çıkıyoruz hava çok sıcak.

        Günlerden perşembe bankada promasyon işini halletmişiz. Saat olmuş on bir içimdeki gezici ve fotoğrafçı ruh gel dedim bugün ablama Birgi'ye gidelim. İlk önce İzban'a bindik. İzban ne diye soruyorlar. İzban İzmir Belediyesinin metrosu Selçuk ile Aliağa arasında. İkisi arasında yolculuk Aliağ' dan Selçuk'a geldik üç buçuk saat sürmüştü.

       Aklımıza koyduk Baktık izban saati uygun atladık metroya Tepe Köy'de metro değiştiriyorsun. Sonra bir durak Ege'nin  ovasında yeşilliğin ve sıcağın içinde gidiyorsun. Torbalı'da indik. Dediler ki kasap durağından Ödemiş otobüsü var. Bekle bekle gelmez, Sıcak bir yandan vaz mı geçsek. Elimdeki suyla başımı yüzüme suyu sürüyorum. Neyse ki 12.15 de Ödemiş yazan otobüs geliyor. Otobüsler modern, yeni, klimalı oturmak için yer ararken bulmanın sevinci ile koltuklara kendimizi atıyoruz. İzban kartlarımız burada geçerli benim kartın içindeki limit  yetmiyor kredi kartından ücreti alıyor.  Şehir içi otobüs elli km şehirler arası gidiyor. Ödemiş' e uzun  bir yolculuk bizi bekliyor. Bayındır yazısını okuyorum. Bayındır Ege'nin çiçek seralarının olduğu bölge gözümüz gönlümüz açılarak seralardan geçerek Ödemiş' e vardık. Şehir merkezi eski çarşıda indik. Ne önerirsiniz sorusuna Ödemiş Köftesi. Klimalı esnaf lokantasında soluğu alıyoruz. Ablam Ödemiş ipeğinden yapılmış kumaş arıyor. Aradığımız kumaşları buluyoruz. Ablam hayalime kavuştum. ablamın elinde renkli iplikler kışın yağmur yağarken işleme yaptığını hayal ediyorum.  Oradan eski garajdan Birgi dolmuşlarının kalktığı yeri arıyoruz. Asfalta yumurta koysan pişer denilen hava dolmuşların kalkmasına yarım saat var. Pişe pişe bekledik. Neyse araba çalıştı. Gideceğimiz yer on km. Yolculardan biri Anadolu insanı benzin almayı unutmuş benzinlikte onu bekledik. Gitti alışverişini yaptı. Birgi göründü. Bize dediler ki yukarıda inin aşağı yürüyün. Dolmuş en tepede bizi bıraktı. Perişan susamış bir halde indik. Hemen kendimizi bir kahveye attık. Soğuk su ve çay molasından sonra gezmeye çıktık. Bir ara Torbalı'da otobüs beklerken vaz geçme noktasındaydık. İyi ki gelmişiz noktasına döndük. Yukarıdaki cami restore ediliyor kapalı. Hanlar kapalı. Yeşil deniz adlı dizi orada çekilmiş.

         Birgi evleri dağınık, dip dibe değil. Ulu çam ağaçlarının gölgesine sığınıyoruz. Arnavut kaldırımı sokaklarında bir yandan yürüyor bir yandan çocukluğumuz önümüze düşüyor. İki katlı pancurlu evler karşımızda. Anneannemin dedemin sonra dayımın evi gibi. İki katlı içinde çocukların koşturduğu evler düşü ile dolaşıyoruz. Yolda kapı önünde soluklanan Ayşe Teyze ile sohbet ediyoruz. Oda genç kızlığına, evliliğine sözü getiriyor. Yanında torunu. "Bakıyorum sohbet edecek birini buldun" diyor.

          Sokaklarda kimse yok. Bir kahveye  yöneliyoruz.Köpüklü kahveyi Birgi sokaklarına bakarak içiyoruz.

       Sabah fotoğraf sanatçısı arkadaşım Gülten ile konuşurken insan kafasına koymasın plan program yapar aklındakini gerçekleştirir fotoğraf aşkı, gezip görme aşkı, bence aşkların en güzeli.

        Dönüşte Bedia Akartürk'ün Ödemişte evini müze yapmış aradık bulamadık. Otobüs saatine yaklaşınca vaz geçtik. Duraklardan saat başı kalkıyor. On dakika içinde durağa gelen otobüse atlıyor uzun bir yolculuğa  kendimizi hazırlıyoruz. Dönüşte İzban saatlerine bakıyoruz Torbalı' dan binsek Tepeköy de İzban kaçacak Beklemeyelim diye otobüste  konuşuyoruz nerede inelim ne yapalım derken  bir genç kız Aydın'a işe giderken kullandığı yol ile ilgili bilgi veriyor. Şansımıza dedik yolda indik. Neyse hesap şaşmadı. Selçuk dolmuşuna rastladık. Yoksa akşam son dolmuşmuş. Bir saat sonraki İzbana yetişmemiz için şehrin öbür yanına gitmemiz gerekecekti. Azmin elinden kurtulmayan bizde anısı kalan iyi ki gitmişiz dedirten gezimiz oldu. Sizlerin de olsun.                

     Bugün gezi arkadaşım Yasemin  ile konuşuyoruz; iklim değişikliği, savaşlar, paramızın değer kaybı, satın alma gücümüzün düşmesi, bizim irademiz dışında değişen durumlar, hastalık, kaza vb durumlardan fırsat bulursak gezmek istiyor gönül diye noktayı koyduk. Bu satırları yazarken bunaltıcı bir sıcak var. Kendimi karşıdaki çay bahçesine atabilirsem sevineceğim.

 

  Gezi tarihi 28 temmuz 2022 fotoğraflar üzerine tıklarsanız daha güzel olacağına inanıyorum.

18 Ağustos 2022 Perşembe

Başka ne ister insan


                                                  Kuşadası
                                            Kuşadası
                                               Şirince


                                                 Şirince
                                              Burhaniye Pelit Köy
                                    İstanbul'dan Edremit'e uçuş

                                                   Sinop
                                                        
                                Ankara komşunun bahçesi


         Mayıs ayından notlar:

        Dışarıda delice yağan bir yağmur kırk ikindiler nisanda değil miydi? Mayıs sonunda başlarmış nedense aklımda nisan kalmış.

     Şimdi mevsimlerde değişti. Zaman o da çok değişti. Yaşadığımız hayata zamane demeye başladık. Hani her şey eskide kaldı gibi. Aşağıdan sebzeci sesleniyor "kiraz on beş lira." Pazara gitmeye karar verdim. Yağmur engelledi. Yarın gideyim o zaman.

       Geçenlerde arkadaşıma uğradım Kore dizilerine merak sarmış. "Ne güzel" diyor "beni mutlu ediyor." Gençler çok kibar özellikle erkekler. "Gerçek hayatta onlarda o kadar kibar değildir" dedim. Ama bizim dizilerden farklı aşkları birbirine olan davranışları. Yaşlanınca dizilerde mi arıyoruz hayatı? Yaşadığımız insanların bizi düşünmesini, ilgi göstermesini, nazik olmasını bekliyoruz.  Biz kibar davranıyor muyuz?  Unuttuğumuz nezaket hayata anlam katıyor. Beklediğimiz çok bir şey yok. Bizi birileri düşünsün . Gel kahve içelim desin. İltifat etsin. Bir arkadaşım "ben sana gerçekten yapmacık olmadan içimden gelerek  iltifat ederim     dedi. Böyle arkadaşım olduğu için mutluyum. O yüzden birbirimize "kardeşim" diyoruz. Kardeş sıcaklığını hissettiren arkadaşların var olması ne güzel! Bir gün bir arkadaşım beni de kardeşliğe alsana dedim. "Dur sen yeni doğdun sıra var" diye espri yaptım.

       Yağmurun sesine gök gürültüsü ve şimşek ortak oldu. Yağmuru bereket diye seven toplumuz. Her yeri yıkadı. Aman sel haline gelmesin dün müydü Keçiören'de sel olmuştu. Terastaki sebzeleri suladı. Hava serinledi. Gidip üstüme hırka geçireyim. Balkonda hem yağmuru seyrediyor. hem de bu satırları yazarken bana ilham oluyor. Tabii çay saati geldi geçiyor. Yağmura arkadaş çay olmalı. Yalnızlığın da arkadaşı aynı zamanda.

        Temmuzdan notlar:

      Dışarıda bir gürültü duydum. Meğer benim yalnızlığımın ayak sesleriymiş. (Bir kitapta okumuştum.) Kapıyı açtım. Salona davet ettim. Girmek istemedi. "Sadece hatırlamanı istedim" dedi. "Bir gün o sesleri aradığında bulamayacaksın." Önce güldüm. Sonra pişman oldum. Gülüşüm dudaklarımda asılı kaldı. Yoksa her şey düş müydü?

      Birden kapının önünde pati izleri. Kendisi nerede diye bakındım. Misafir olmaya geldim. Kimdi seslenen yoksa hayal mi görmüştüm. Dayı kızının kedileri aklıma geldi. Ben onlara gidince hep benden saklanırlar. Son gidişimde kaybolmadılar. Kedi sevmeye mi başladım. Onlarda bendeki değişimi mi hissettiler. "Ben çiçek sevenim" dedim. Kedi köpek beni eve bağlar. Susuzluğa dayanan sardunyalar, sukulent ve kaktüsleri severim dedim yalnızlığıma. 


        Ağustos ayından notlar:

        Bakış açısı nereden baktığına bağlı. Bazen insan kendini algılamakta zorlanır. Ben iyiyim, insancılım, değerliyim. akıllıyım  diye. Bu özellikler kime göre iyisin ki kime göre değerlisin bulunduğun yerden böyle görünmek isteyebilirsin. O zaman hayat, insanlık ve bazı değerler bizim dünyamızda anlamlı. Bir başkası için içi kof, zamanı geçmiş. Örneğin günümüzde iyi olanı yerden yere vururlar açık ararlar. İyi yararlı bir iş yaparsın seni baltalarlar. Çünkü onun değerleri seninkilerle uyuşmaz. Cahil, günü kurtaran karşısındaki insan olmasından kaynaklanan  kaba faydacı  hoyrat olmak onun değerleri senle uyuşmaz.

    Dürüstlük adalet sevgi. Önemli değerlerdir. Babası annesi onu sevmemiştir. Sevmek ne demektir bilmez onun sevgisi bağırma, çağırmadır. Babasından onu görmüştür.

    Sadece insan ile ilgili değerler değil. Hayvan sevgisi de gelişmemiştir. Köpek onun için bekçi öküz et parçası sütünden yararlanılan hayvandır. 

         Paylaşılmamış yazılar var. Not almışım paylaşmamışım. Ankara'da bilgisayarım yoktu. yazılarımı cepten yazmıştım. Bilgisayar Sinop'taydı. Defterime de bazı notlar tutmuştum. Bugün Sinop'a geleli bir haftayı geçti. Canlan biraz dedim ilk önce eski notlardan başladım. Haziran'da İsviçre ,Fransa, İtalya gezisi ,Ege'de Birgi, Kuşadası bir sonraki yazıda sıraya girdiler. "Bazen düzen denilen şey karmaşıklıktır" derim. O karışıklıkta  kendini bulmak, nereden başlasam demek ya da hiç başlamasam mı? Bilemiyorum. 

        

9 Ağustos 2022 Salı

Vişne zamanı

                                            




         Adam kapıyı çaldı. Cebindeki anahtarı çıkarmak içinden gelmemişti. Bekledi açan yok. Annesini düşledi. Çocukken sokaktan eli yüzü çamur içinde evin kapısında annesi onu beklerdi düşlerini sildi. İstemeden anahtarı çıkardı. Burnuna vişne reçeli kokusu geldi. Balkonda kadın elleri yüzü vişne  bulanmış kulağında kulaklık (bu dünya yalan yıllarım darma duman şarkısını) hem dinliyor hem söylüyordu.

         Adam ooo bizim hatun dalmış gitmişsin. "Yine mi reçel biliyorsun ben şeker hastasıyım"

Kadın keyifli "Ne yapayım seviyorum, bak bunlarda likör için bunlar buzluk için. Mutfak havada her yer vişne lekeleri. Adam eline bezi aldı. İlk önce hanımın yüzünü sildi. Sonra yerleri temizlemeye koyuldu.

        Kadın o arada dışarıdan sütçünün sesini duydu. Hemen hazırlandı belki vişne vardır diye düşündü. Yedi kilo almıştı. Aşağı seslendi. Maalesef vişne kalmamış hayal kırıklığı içinde işinin başına döndü. Birden ocakta yanık kokusu. Hay bin kunduz reçeli dibini tutturmuştu. Bu hayat pahalılığında verdiği paraya acıdı. İlk önce yirmi beş lira pazardan almış daha sonra manavdan yirmi yedi lira en son aynı manavdan 33 liraya almıştı. Son aldıkları ayrı güzeldi. O arada telefonun sesiyle zıpladı. Arayan  arkadaşı uzun yıllar olmuş görüşmeyeli. Ev kadını oldun demişti. Yüzünde hafif tebessüm. Çalışırken vişneden reçel yapardı. Ev hanımı ne demek yahu dedi. Yanık vişnelerden kurtardıklarını  bir kenara ayırdı.

         Likör için yaptıklarını güneşte bıraktı. Annesi aklına geldi. Vişne zamanı mevsimini kaçırmamasını hep tembihlerdi. Vişneler bitmeden, vişne zamanı geçmeden kokusunu, rengini, tadını sevmenin dayanılmaz hazzını yaşıyordu. Hayat gibi dedi. Hafif ekşi. Sabah kahvaltıda ekmeğin üzerine sürdü krem peyniri en üstünde iki vişne tanesi rengi beyazın üzerinde pembeler mest oldu. Başka ne isteyebilirdi hayattan. Bahçeye ektiği vişne kurumamıştı. Ama üstünde vişneler yoktu. Hayal kırıklığı yaşasa da hayat çok istesen de istediğin gibi olmuyor. İçindeki vişnelerle yaptığı savaşı düşündü. Tamam dedi yeter çok özlediği sevgili oğlu, kızı, torunları aklına geldi. Gözünden iki damla yaş vişnenin üstüne düştü. 

      Çekirdeklerini değerlendirmiş." Az biraz, su ve şeker gidip onları süzeyim içine nane ve buz atayım bu sıcak ağustos gününde serinleyeyim." diye balkondan mutfağa yöneldi. Bir baktı vişnelerle konuşuyor galiba kafayı yedim ben dedi. Bir kuş geldi. Vişneyi elinden kaptı. Vişne aşkına kuşlar aç mı kaldı? Ne hayat pahalılığı, ne savaşlar vişne aşkımı bozamazsınız. Seviyorum vişne zamanını.

          İki yıl önce vişne  yedi liraymış. 22 temmuz 2020'de  vişne ile neler yapılır yazmışım. 

1 Ağustos 2022 Pazartesi

İlk hasat ve hayata nasıl bakarsan bak


.                                         


       Sabahın çok erken saatinde uyandı kadın. İlk önce kuş seslerini duydu, bulunduğu yeri anımsamaya çalıştı. "hangi kenteyim? " diye düşündü. Saate baktı 5.10. Dün bütün gün koltuk üzerinde yatmaktan boynu tutulmuştu. Balkona çıktı. Gün doğmak üzereydi. Gökyüzündeki pembeliğini sevdi  çiçeklerine baktı. Terastakiler kurumuştu. Dün otlarını temizlemişti. Semizotları sanki bir günde büyümüştü. Üzerinde tohumları vardı. Kaktüs ve sukulentlerinin canlılığı hoşuna gitti. Terasta büyük kaktüsleri hayal etti... Taflanları kurumuştu. En çok onlara üzüldü. Keşke içeri alsaydım diye düşündü. Kocaman saksılardı. Dallarından birini kırdı. Onca susuzluğa rağmen ölmemiş dalları kurumuştu. Bazı çiçekleri gözden çıkarmıştı. Aklına zor durumda olan insanların her şeye rağmen yıkılmamalarının altında olan hangi güçle var olabildiklerini düşündü. Alt balkondaki çiçekler kurumamıştı. Gündüz sıcak gece soğuk sera etkisi yapıyordu. Yıkılmamak ayakta kalmak için  uygun koşullar olursa var oluyorsun. 

     Seviyorum bu kenti buradaki arkadaşlarımı iyi ki varlar. 

          Uykusu iyice kaçmıştı. Televizyonu açtı bir polisiye filmi izledi. Biyografi filmleri severdi. Kahvaltı zamanı gelmişti. Akşam üstü için arkadaşı ile vadide yürüyüş için sözleşti. Günlüğünü açtı. Aldığı kararları  okudu. Bir kısmını uygulamış bazılarını unutmuştu. Yeniden hatırlamak gerekir diye düşündü.

         Günün kalan kısmında tembellik hakkını kullandı. Yıllar önce sevgili arkadaşı Günhan demişti.

       Akşam üstü alışveriş merkezi dek bahçesine gitti. İlk hasadını topladı. Zehirsiz biberleri İ sabah menemen yaparım diye düşündü. Domatesin beyaz bitler sarmış. Bazı domatesler kurumak üzere. Mağazaları dolaşırken pembe saçlı arkadaşına rastladı. Herkes bana çılgın der ama sen beni geçtin dedi.

         Akşamın yedisinde Dikmen Vadi'sinde yürüyüşe gitti. Akşam yürüyüşüne eşlik eden arkadaşla buluştu. Sohbet ederken zaman nasıl geçmiş anlamadı.

           Güncesindeki anılar ve ağrıyan bacaklar, hareketli geçen bir gün ve hoş geldin ağustos. 

Unutulmayan inci taneleri

                                                                                                 Köyde baharın ayak seslerini hatırlatan çiğ...