21 Eylül 2023 Perşembe

Nereden başlasam

                                                                               








          Hayat kaldığı yerden devam ediyor. Bir haftalık İskandinav Ülkeleri Danimarka ,İsveç, Norveç gezisinin etkisi geçmek üzere. Gezmenin, yeni yerler görmenin, yeni tatların, fiyordların, mekanların güzelliği ayrı inşallah bir gezi yazısında anlatacağım. Gezi yazıları çok birikti. Bir yerden başla dedim kendime erteleme yapma sevdasını bir kenara bırakma. Yıllar önce resim kursuna başlamıştım. Bir türlü evde elime fırça alıp boyama işine  başlayamıyordum. Bir arkadaşım sordu neden? düşündüm önceliğim değil. Günlük hayatın karmaşasında öncelikler değişmişti. Şimdi zaman çok ama yine başlayamıyorum. İnstagrama koyduğum fotoğrafların altına yazdığım yazıların dışında üretemedim. Bazen dedim hayata ara ver ve yeniden başla kendinde o gücü bulursun. Planlama yap. vakit çok, bahane üretme. Yazmayı seviyorum. 

         Ankara tatil dönüşü soğumuş. Güneş ışıklarının yönünü değişmiş. Terasta güneşi ancak akşam üstü görüyorum. Balkondaki ve terastaki saksılar boşalmış. Çok sıcak geçen yaza kaktüslerim dayanamamış. bazıları su istemiş, bazıları coşmuş. "Kaktüslerin bile dayanamadığı sıcaklar" dedim. Ne yazdı ama. Terastaki saksıların içi bolca semiz otu ve sevdiğim cinsten. Tohuma kaçmadan sabahları kahvaltı için topluyorum. Kasımpat zamanı geliyor. Kahvaltıdaki taze otum bol, naneler ve maydanozlar suyu görünce canlandı, Susuzluğa dayanan tohumundan yeni çıkan semizotları. Bazı bitkiler ne kadar güçlü ufak bakım ile varlığını devam ettiriyor. Aslında biz arsız diyoruz ona. Bazı insanlar gibi bir iltifat ,yaptığının farkına var, biraz güler yüz. hemen mutlu olur. 

      Günlük rutinlere başlayayım. uçakta gelirken klimadan hasta oldum. Bir hafta oldu geleli mecburen doktora gittim. İlaç almadan geçmiyor. Dün gece uyanmadan deliksiz uyku uymuşum. Bugün yürüyüşe gidebilirim. Akşam oğlumun konseri var.  Akşamlar için Ankara etkinliklerine bakayım ve tembellik etmeden en az haftada bir ya da iki gün. 

       Neden insan güzel havalar geçmesin kış gelmesin diye düşünür. sanki bu yıl doyasıya yüzmemişim gibi geldi. Üstümde kazak altımda eşortman ayağımda çorap...ben sıcak insanı mıyım? kış olmadan yazın kıymeti nasıl anlaşılır. Her mevsimin güzelliği ayrı.

          Yaz bitmeden ege yollarına düşesim geldi. 

2 Haziran 2023 Cuma

Gelecek geçmişin sırlarında aranmamalı


                                                        

         Çocukluk, gençlik, çalışma hayatı derken yaşamın son virajına hızlı bir şekilde girdim. Zaman sanki birisi arkasından hızlı bir şekilde itmiş. Yaşadıklarım, hatırladıklarım, öğrendiklerime baktım, sorguladım kimdim ben aradığım neydi? bir süre sonra sorgulamaktan vaz geçtim. Sorduğum soruları cevapladım. Yeni bir durumda yeni sorular ortaya çıktı. Yeni durumu çözdüm dedim bir başka durum. Yeter artık diyesim geldi. Labirent gibi bir hayat. Başla yeni bir duruma anla çöz. Geçmişin formülleri işe yaramadı. Yeni duruma yeni formül bulmalıydım. Tabii ki vaz geçmedim. Biraz yavaşla dedim kendime sakin ol. Gözlem yap. Kendini dinle... 

       Atasözleri ve özlü sözleri sevdim hayatı çözmede yardımcı oldu.

     "Yaşınızı doğa belirler ancak kafa yapınızı siz."Wang

      Birde beden var onu da biz mi  genler mi belirliyoruz bilemedim.

29 Nisan 2023 Cumartesi

Baharın armağanı çiriş otu

                                                       

                                







       Doğa uyandı uyanacak derken dışarıda buz gibi havaya inat bahar geldi mi anlayamadım. Ancak parklar, bahçeler, tarlalar, dağlar ve doğa yemyeşil. Sadece yeşil mi? Kara hindibağlar otların arasında sapsarı arzı endam etmişler. Ballı babalar mor renkleri ile çayırları kaplamış. Dikmen Vadi' sinde sakuralar güzellikleri ile doğa severlere çiçeklerini sunmakta. Fotoğraf çekmeyi sevenler ellerinde fotoğraf makinaları ya da cep telefonları ile vadiyi doldurmakta. Selçuk'ta papatyalar bitip yerini mor salkımlara bırakırken benim terasta saksıda papatya açmakta. Datça'da Kıbrıs akasyaları ve sarı papatyalar doğayı sarı renge boyamakta. Leylaklar bizi unuttun parıldayan çiçek Ankara'da açmaya başladık demekte. Mor rengin asaletini unutmam hele kokusu beni benden almakta.

        Sadece doğa mı? Uyanıyor. Uyuşukluktan kış grisinden kurtulduğumuza sevinmekteyiz.

        Bahar sadece doğaya değil pazar tezgahlarında da kendini gösteriyor. Çilekler renkleri ve kokusu ile tezgahları kaplamış. Birde otlar taptaze. Geçen hafta pazardan almaya cesaret edemedim. Bu hafta arkadaşım yanımda tarifini verdi. Karlar eridikten sonra ilk çıkan otlardan bir tanesi. Soğana benziyor soğan değil adı çiriş.

      Biraz alayım önce deneyeyim dedim. İyice yıkadım. İnce ince doğradım. Yağda kavurdum. Üstüne yumurta kırdım biraz peynir ekledim, baharatlarını koydum. Çayın yanında   tadı ile eşlik etti.

       Hemen arkadaşımı aradım Neler yapabilirim diye bulgur pilavının içine katabilirmişim. Ayrıca börek yapabilirmişim. O zaman en iyisi Google  bakalım nasıl anlatıyor.

        Çiriş Otu Nedir?

         Çiriş ya da Çiriş otu, Asphodelaceae familyasından Asphodelus cinsinin oluşturan bitki türlerinin ortak adı. Mart ve Nisan aylarında yeşil yaprakları topraktan yeni çıkarken dağlardan toplanan çiriş otu sebze olarak satılır ve çok miktarda tüketilir. Çirişli börek, çorba, sulu yemek ve pilav yapılır.

      Dağ pırasası, kirkiş otu, ya da gulik otu olarak da bilinen çiriş otu, egzama gibi cilt sorunlarına iyi gelen ve bağışıklığı güçlendiren bir bitki türüdür. Bunun yanında hoş kokusu ile bilinen sarı çiçekleri olan çiriş otu, taze kullanıldığı gibi kurutulmuş olarak da kullanılır. Salata, çorba gibi sulu yemekler, börek ve hatta çay formlarında tüketilir.

 

Çiriş Otu Nerede Yetişir?

Genellikle tarlalarda, açık alanlarda ve yol kenarlarında yetişir. Türkiye'de ve diğer ülkelerde yaygın olarak yetiştirilir. Ancak, yabani bitkiler arasında olduğu için toplama yaparken dikkatli olmak gerekir.

 

Çiriş Otu Faydaları Nelerdir?

C vitamini bakımından zengin olması nedeni ile bağışıklık sistemini güçlendirmede destekleyici olan çiriş otunun faydaları şunlardır:

 

Anti-inflamatuar bileşikleri ile inflamasyonu azaltarak, ağrıları hafifletir

İdrar söktürücü özelliği ile idrar yolu enfeksiyonuna iyi gelir

İdrar söktürücü özelliği ile idrar yolu enfeksiyonuna iyi gelir

Adet söktürücü olup, adet düzensizliğini azaltır

Suyu, sivilce ve egzama gibi cilt sorunlarını gidermeye katkı sağlar

Saç dökülmesini azaltıp, kökleri güçlendirir

Hemoroid yani basur belirtilerini hafifletir

İçeriğinde ki saponinler anne sütünü arttırır

Antimikrobiyal bileşikleri yaraların iyileşme sürecini hızlandırır

Çiriş Otu Hangi Hastalıklara İyi Gelir?

Bu faydaların yanı sıra çiriş otu, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller açısından da zengindir. Birçok hastalığın tedavisinde destek olarak kullanılır. Bazı hastalıklara iyi geldiği bilinenler şunlardır:

 

Kas yorgunluğu,

Kulak iltihabı,

Romatizma,

Diş ağrısı,

Regl düzensizlikleri,

        Yarın böreğini deneyeyim. Çorbası da yapılıyormuş bitmeden gidip pazardan alayım. Bir kısmını buzluğa atayım. Doğadan uzak yaşadığım için temkinli davrandığım çiriş otunun faydaları beni mutlu etti. Öğrenmenin yaşı yok.

       Not: Fotoğraflara bakarken doğada çiçeğine rastlamıştım. Adını bilmiyordum.

23 Mart 2023 Perşembe

Farkındalık

 




                                                      



 Ellerim hala toprak kokuyor o kadar yıkamama rağmen kokusu tenime kadar sinmiş. Neden acaba ne ektim diye düşünüyorum. Sahildeki ev bloğundan öğrenmiştim. Kuru yemişçiden az miktarda ekmek için ayçiçeği almıştım. Martta ekip temmuzda vazo için hazır hale gelmesi gereken zaman. Ne kadar uzun zaman. Daha önce ektiğim bir ayçiçeği topraktan başını uzatmış bana sesleniyor bir kaktüsün dibinde biraz daha büyüsün terasta başka saksıya alınacak. Trakya'da ayçiçek tarlaları aklıma geliyor.

    Ayçiçeğinin çimlenmesi için en az toprak sıcaklığı 8-10 °C olmalıdır. Bu nedenle ülkemizde genelde Mart sonu - Mayıs ortası arasında ekimi yapılmaktadır. Ancak Ege, Çukurova ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde Haziran ayında ikinci ürün ekimleri de mevcuttur.

        Oksijen gazetesinde bir yazı vardı. Yemek yerken farkındalık yaratın. Bilgisayar, cep, televizyon hepsini kapatın sadece yemeğe odaklanın bu yemek sizin önünüze gelene kadar olan yolculuğunu düşünün. Örneğin ekmek buğday tohumu kışın ekiliyor baharda yeşermeye başlıyor. Buğday hasadı ile harmanı Ülkemizde Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında yapılmaktadır. Bu aylarda bazı yörelerde hasat başlangıcında, hasat bayramları ile kutlamalar olmaktadır. Sinop'a giderken  yollarda temmuz ayında sararmış olarak toplanıyor buğdayın toplanması onların fabrikaya gönderilmesi un haline gelmesi. Daha bitmedi yolculuk fırıncının ona maya ekleyerek hazırladığı ekmek. Maya ekşi maya için on on beş gün geçmesi hamurun oluşturulması ve fırıncının ekmeğini pişirmesi içinde emeğin ve alın terinin bulunması. Bizim onu alıp soframıza getirmemiz. Nasıl bir uzun serüven. Selçuk"ta her an sıcak ekmek olan fırın var. Ne zaman gitseniz sıcak ekmek buluyorsunuz. Arabaya binince  mis gibi koku. Çocuk oluyorum ucundan biraz koparıyor ağzıma atıyor mutlu oluyorum. Sadece ekmek değil çorba, et hepsinin serüveni var. Köfte yerken o serüven beni rahatsız ediyor. Köydeki evin oradaki sürüler aklıma geliyor. Başındaki çoban onları otlakta otlatırken önümdeki etin  düşününce mutsuz oluyorum. Bir kilo kıyma o arada 300 lira olmuş. Yine çocukluğum aklıma geliyor annem babam Almanya'dayken iki yüz elli gram kıyma alırdı. Bizde o günlere döneceğiz diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Hayvanlar aklıma geliyor boğazımdan geçmiyor. Kurban bayramı öncesi baktığımız kuzular sonra bayram sabahı kesilmiş hayvanlar yemeği bırakıyorum Bu kadar farkındalık yeter diyorum. Yoğurt yiyesim geliyor o biraz daha masum. İneklerin otlakta beslenmesi sonra süte dönüşmesi. Sağılan sütler eve gelene kadar geçen zamanlar. Sütçüden alınıp kaynatılması oradan yoğurt mayası eklenerek en az altı saat sonra yoğurda dönüşmesi. Galiba yemek yemekten vaz geçeceğim. Deprem bölgesinde aç çocuklar aklıma geliyor. Yutkunamıyorum. Boğazımda kalıyor her şey .

      Cem Adrian" ın dinliyorum ben seni çok sevdim. Sen oku gözlerimden.

29 Aralık 2022 Perşembe

Hayat sen ne kadar çok değerlisin

                                               










                                          Fransa   Colmar

        Hayata bazen ara vermek gerekir. Şöyle arada sırada bazen hastalıktan çıkınca, bazen hayat kaçmadan önce bazen çelişkileri görünce dışarıdan insan kendine, yaşama, yaşadığı dünyaya farklı bir göz ile bakmaya başlar. Artılar eksiler, yapılmamış işler, hayaller...

       Durma yola devam diyen iç sesi adımların daha temkinli olsun. Çok acele etme olayları, durumları iyice kontrol et artı ve eksisiyle.

      Durur düşünürsün yaşadığın hayatta gerçekten sen kendin olabildin mi? Kendin olmaya izin var mı? sana öğretilen değerler, olmasını senden istenilenler senin isteklerin mi? Birilerinin düşüncesi mi?

     Hayatı sorgularken sen neresindesin? Hayatın yaşanılan ömrün anlamlı mı?

        Senin de kendin ile çevren ile ilgili bilgin var. Yaşadığın gerçeklik hayal mi yoksa başkalarının gerçeğini mi yaşıyorsun.

        Çok konuşmak, bazen boş konuşmak değil mi?

        Sırf laf olsun diye birileri kendi düşüncelerini konuşur durur. Peki sen  ne yapıyorsundur bu arada. Biraz düşününce yakalarsın  o onun dünyası der geçer gidersin, bazen takılırsın.

       Hayatı sorgularken neleri kaçırdım neleri yaptım artısıyla eksisiyle bir hesaplama yapmaya başlarsın. Bazen yen bir günde, yılın sonunda, bir haksızlıkla karşılaşınca.

       Sorgulamalar devam ederken dostların, arkadaşların ve yakın çevren  ile düşüncelerini paylaşırsın. Aldığın cevaplardan bazıları hoşuna gider. Anı biriktirmek, ruh sağlığını korumak, hayatı sorgulayan düşünen insan olmak, bencil olmamak, fedakar olmak. Liste uzayıp giderken hala eksik bir şeyler var diye düşünür tatmin olmazsın. Neden yetmez yaptıkları insanın. Dünü arkadan bırakırken insan nasıl sırtını göremezse geriye baktığında o zaman dersin ki bazı eksiklikleri tamamlamak için neler yapabilirim? sorusu düşer önüne.

       * Daha az tv daha az internet daha az ev işi ( düzenli temiz evi sevsem de ),

       * Planlı olmak. Yapmak istedikleri listelemek; Günlük, haftalık aylık planlamalar.

       *Önceliğim nedir? en çok yapmak istediğim. Ne kadar süre ayırıyorum. şimdiye kadar ne yaptım. Bundan sonra ne yapacağım.

        Ömür bitmeden, enerjin bitmeden, hastalıklar gelmeden ,erteleme yapmadan başla diyen iç sesinin heyecanı sarar.

         Başlamayınca kızarsın kendine çok istemedin galiba istesen ertelemezsin.

         *Sağlık bazen öne çıkıverir. O zaman sağlıktan başla. Ruh sağlığı, beden sağlığı, zorunlu işler, yaş tamam olumsuzlukları sıralama bahane bulma.

           Çok istemek, heyecan duymak, hayata anlam katar. Yazdıkça düşünür düşündükçe yazarsın. Bir orta yol her zaman vardır. Dengeyi bulabilmek gerekir.  

        

    

6 Kasım 2022 Pazar

Ankara'lı bloggerler sarı sıcak hazan mevsiminde buluştu

                                    

Kızılcahamam









-blogdedektifi,blogmahallesi(Sinan)

-mavikalem(Nagihan)

-arakolpa(Süleyman)

-kitapeylemi(Eylem)

-birgaripşeymaŞeyma)

-dahamutluyuz (Yurdagül)

-dikkatçekiyorum(Abdullah)

-parıldayançiçek(Zehra)

kitapkeşfim(Gamze)

Anneanne:
- Özledim seni.
Torun
- Ben özlemedim.
-Olsun ben özledim.
-Özlemedim seni.
Anneanne tamam o zaman ben de seni özlemedim. Torun ama biraz önce özlediğini söylemiştin.
İnstagramda Ankara'lı Boggerler buluşuyor notunu görünce. Çok hoşuma gitti. Meğer özlemişim günü farklı geçirmeyi. Gün içinde evin içinde koşuşturmaktan bitmeyen ev işlerinden. Farklı sanal alemden tanıdığım insanlarla görüşmeyi. Evet Ankara'lı bloggerler buluşuyor derken buluştu. Şimdi toplantıdan geliyorum. Sıcak sıcak yazayım dedim. Ankara sarı sıcak bir sonbahar gününü yaşıyor... iyi mi kötü mü bilmiyorum. Toprak kurumuş. Sonbaharın tüm renkleri arzı endam etmişler. Sanal dünyadan gerçek dünyaya dönmek sıcacık sohbetler. Bazılarını yazılarından takip ettiğim ya da yeni tanıştığım bloglar karşımda. Blog dünyası, yazmak üzerine sohbetler. Okumayı seven bloglar. Bilgiyi öğrenmeyi okumayı sevmek ne güzel!
Daha önceden tanıdığım blog arkadaşım Yurdagül Hanım ile yıllar sonra karşılaşmak ayrı heyecan.
Ayrıca gönülden gelen hediyelere de teşekkürler.
Bugünde köye gittim. Sonbaharın içini ısıtan renklerine hayran kaldım. Sonbaharı doyasıya yaşamak için evden dışarı çıkmak ayrı keyif.

28 Eylül 2022 Çarşamba

Ankara'nın Işıkları

                                                     


                          Balgat aradaki ince çizgi Askeri Bölge

                                           Konya Yolu






       Sabah uyanınca ilk iş terasa çıkar şehre şöyle bir bakarım. Akşam ayrı, sabah ayrı. Sabah ışıkları ile kent ayrı güzelleşir. Büyük devasa bina neden yaparlar kendi küçüklüğümüze inat mı bilmiyorum. Güneş farklı yansır, sokak lambaları farklı. İzler dururum. Çiçeklere bakar kurumuşları sularım. Geçenlerde Ankara'yı yine tepeden gören bir yerdeydim. Bol bol fotoğraf çektim. Yeşil uzun ince bir alan önce kestiremedim. Sonra orası askeri bölge Balgat'tan başlayıp Dikmen, Sokullu ve Öveçlere uzanan bir alan. İyi ki kalmış betona yenik düşmemiş. Önce evimi aradım. Onca beton yığını içinde göremedim. Sonra tahminde bulundum. Bu kenti neden sevdiğimi düşündüm. Ankara dışına çıktığımda çok güzel yerler gördüm, sevdim, beğendim. Bazen Ankara çok güzel, bazen beton yığını olur önüme düşer. İçimdeki ruh hali ile bağlantılı galiba.

       Galiba yazdığım bu şiirde aradığımı buldum.

      Gençliğim, değişimim, yaşamım

        

         İçinde aşkım, sevinçlerim, mutluluklarım, öfkelerim, mücadelem, kendimi buluşumdur.

 

         Ankara benim şu anki yaşa gelinceye kadar var oluşumdur.

 

        İlk aşk, ilk sevgili, ilk arkadaş, ilk yaşamaya atılmam, ilk dostlarımın yeridir. Sokaklarında koştuğum, bir yerlerden tanıdık bulduğum kentimdir.

 

        Sokaklarında bağırdığım ilk eylemimsin.

 

        Ankara değişirken ben de değiştim. Gençlik Park’ ında yeni bir hayata başladım. O hayat tek kişilikten iki kişiliğe dönüşümdür.   

       Çocuklarımın, torunlarımın ilk sesini duydum. Onlarla büyüyorum

 

        Vazgeçmediğim hayatım, sevdasın, Ankara.

 

        Bozkırın içinde açan gülümsün. Ektiğim tohumun açmasısın.

 

      Her gün yeniden doğup yeniden öldüğüm yalnızlığımın ıssız sokaklarında kendimi aradığım şehrimsin.

          Sabahları uyandığım yarınımsın.

 

          Yıkılırken, değişirken, yapılırken yıkılmadığım sevinçlerim öfkemsin.

25 Eylül 2022 Pazar

İçimdeki gökkuşağı

                                                  





       Kadın dolabı açtı "düzenlenmesi gerekir üstüne etiket  koymalıyım" diye düşündü. Bugün torunu "sen yaşlı insansın yaşlılar unutur sen iki ay sonra ölsen seni hatırlamam bile" dedi. Kadın yine de umutsuz değildi. Buzluğu açtı. Bunları yiyecek zamanım olacak mı? Birden üstüne düşen mutsuzluk geçişlerini kara tahtadaki yazıları siler gibi silmek istedi.

       Ve dönüş dedi Ankara boş saksılara baktı. Hepsi semizotu dolu bir kısmını yoldu. Eldeki tohumlara baktı. Evde maydanoz tohumu birde akşam sefa. Aslında havalar soğuyor sonbahar geliyor. Üstüne battaniyeyi çekti. Dolaptan uzun kollu hırkalar ve eşortman altlığı çıkardı. Ekilen tohum çıkmasa bile sulamaya devam etti. Gitti. sonbahar çiçeklerinden kasımpat aldı. Üzerinde renkli çiçekleri olan sardunyalarda gözü kaldı. "Mevsimi bitse de tomurcukları var onları da alayım" dedi. Kaktüs almaya gitmiş sardunya ve kasımpatlarla dönmüştü. Bu kadar çok çiçeği ne yapacaktı? niye çiçek çok seviyordu. Eve gelince sardunyaları yeni saksılara aldı. Kaktüs ve sukulentlerinin saksısını değiştirdi. Yine de bir şey eksik diye düşündü.

        Günlük hayattaki rutinlerini düşündü. ne mutlu ediyordu  dedi. onları yapmalı. Yürüyüş yeni mekan keşfi, arkadaş sohbeti. O zaman haydi yap" diyen iç sesini dinledi.

         "En güzel hediye biri içimdeki güç diğeri özel bir insan olan özel arkadaş dost, kardeş adının ne olduğu önemli değil. Öyle bir güzellik tarifelere sığmayan. Bugün kalk kızım dedim. Biraz çaba yürüyüşlere başla. Soluğun kesilse de belin ağrısa da kalk. Zorladım iç sesim dedi ki vaz geçme. Şu an on bin adım tamamlanmış. Sevgili Emoş ile buluşma yeni bir mekan keşfi. Pahalıya aldığım kahvenin daha ucuzunu bulma. Emoş ile lafa göbek attırma. Galiba özel dostlarımın varlığı ve onlarla sohbet beni mutlu ediyor. Yazdan yaza görüştüğüm yazlık arkadaşlar, dayı kızları, teyze kızı, yonca kızları, can dostlar. Dost hanesine eklediğim özel dostlar. İyi ki sizleri tanımışım tanıyorum. En güzel hediye kahve içiminde sığdırdığım anılara eşlik edenler." diye not almıştı.

Gün içindeki koşturmalarını düşündü. plansız programsız.

Bir defter

Yeni bir sayfa boş temiz bir sayfa yapılacakları tek tek yazdı. "Şimdi önümüzdeki haftanın planı; ehliyet değişecek ve bir de saç kesilecek yazdan kalma şekilsiz saçlar bir bakım gerekir." İlk yazdığı paragrafla son yazdığı paragraf arasında fark var mıydı?

Evet yaşam devam ediyor. Yeni bir gün yeni bir hafta.


2 Eylül 2022 Cuma

Sinop'ta son zamanlarda yaz bitti. Sonbaharın ilk demleri kapıda

                                                



                  Sinop arka deniz  dünden kameraya takılanlar
                                       Karabiber ağacı


                                     Bugün sabah yürüyüşü

       Eylül ayının ikinci gününü yaşarken balıkçıların ağlarının boş döndüğünü görünce üzüldüm. 

     Çadır kamping alanındayız. Balıkçılar boş dönünce  olta balıkçığından yararlanarak akşam yemeği için balıklar kampta hazırlanıyor. Sinop'ta sezon bitmek üzere yazlıkçılar dönüyor. Pazara sabah erken gitmeme rağmen kalabalıklar azalmış. Şimdi okullar açılınca iyice kent tenhalaşır. Sinop sahiplerine kalır. Bizde sahibi değiliz. Bir nevi yazlıkçı mı? Eşim daha çok yerlisi gibi o gider gelir ara ara.

       Sabahtan denize girdiğim için yorulmuşum. Yanımda gazete ve kitap götüreyim dedim. Uzun zamandır fotoğraf makinasını almadım. Onu da koysam mı? diye düşündüm.

        Bir hanım küçük su şişelerine acı biber koyarak turşu yapıyor. Onla sohbet ediyorum. Ölçüleri nedir? havadan sudan konuşurken ayağıma bir şey sürünüyor bakıyorum bir kedi. Rengi o kadar güzel ki. Ayağımın altında oturuyor. Bir ara kaşla göz arasında masanın üzerindeki yemeği almak için tırmanıyor. Delikanlı adını sonradan öğreniyorum Koray oradan sesleniyor. Gazetemi açıyorum. Geç de olsa bir gün önceki haberler var. Tekrar okuyorum. Delikanlı olma yolunda benim torundan bir yaş büyük olduğunu öğrendiğim çocuk açtığım gazete için hala gazete var mı? diyor. "Uzaydan mı geldin " diye içimden sesleniyorum. "Evet biz dinozorlar okuyoruz" diyorum. Bir köpek dolaşıyor hasta gibi. Sohbet esnasında yan masadan birilerine kadın sesleniyor. "Teşekkürler  iyileşmeye başladı. ". Hikayeyi öğrenmek için yan masayla sohbete başlıyoruz. Motorla karı koca Kars'tan gelmişler. Kars nere Sinop nere. Minik bir çadırları var. Gece gökyüzünü seyrediyorlar. Bir gün önce eşinin doğum günüymüş ona pasta alacaklarına  köpek için ilaç almışlar Dün yaralarına sürmüşler.  "Ne iyi insanlar var" diyorum bu dünyada. Sinop'a dördüncü gelişleriymiş. Konu konuyu açıyor. Beni sosyetik bir hanıma benzetiyor. "Sosyetik ne demekse sormak aklıma gelmiyor." onun anladığı anlamı merak ediyorum. Elini işe sürmeyen kadın mı anlayamadım. Sosyete; üst sınıf ve yüksek toplumda önemli bir rol oynayan bir kişidir. Genellikle zengin veya aristokrat kökenlidir. Sosyetik :Yüksek sınıfın yaşam biçimine özenen asortik.

     Tanımlamalara bakınca  ben çakma sosyete mi? oluyorum, Konuştukça insanları dış görünüşüne ve ilk izlenime göre yargıladığımızı konuşuyoruz. Benim sosyetik  birisi  olmadığım anlaşılıyor. Konuştuğum kişi de  müdür. Ön yargılarımızdan kurtuluyoruz. Birbirimize telefonlarını veriyoruz Doğanın içinde biraz sonra gelen yemekleri yerken etrafı seyrediyorum. Yaz bitişini kutlarken gökyüzü pembeleşiyor. Gün geceye kavuşurken doğanın değişimi açık hava hoşuma gidiyor. 

         Bu sabah erken uyandım. Artık camları kapalı uyuyorum. Hava serin sabah yürüyüşlerine başlamak gerekir. Sırtım üşümeye başladı. Hazırlanıp yola çıkayım belki denize girerim.

duyulmama anlaşılmama

                             İnsan aynaya baktığında kendini görür. Çevrede arkadaş seçerken kendine daha çok benzeyen kişilerle arkadaşlık ...