Bir iki gündür düşünmekteyim. Yeni blog yazısının konusu ne olsun. Aklımda yaşlılık geçiyor. Tamam onu da yazacağımda "beni benden alan kır çiçekleri papatyalar üzerine yazmalıyım." diye düşünmekteyim. Kahvenin fotoğrafını çekmekle uğraşırken yanına çiçek koyayım dedim. "Hangi çiçeği koysam" diye düşünürken tohumdan çıkan kır papatyalarından dayanamayıp az biraz kopardım. Hemen suya koydum. Şu anda da masamın üzerini süslüyor.
Bazı çiçekler benim için gerçekten özel kır çiçekleri mi yoksa tohumdan ya da fideden ektiğim çiçekler mi? Her ikisinin yeri ayrı. saksıda tohumdan çıkan çiçekler ayrı güzel. Ama petunyalarda ayrı. O renklerin güzelliği kelimelerle anlatamam. Her sene gider aynı çiçekleri alır gelirim. Sanki bir tören misali. Çiçekçide petunyalar gözüme ilişir. Balkona girince kokusunu hissederim. Kaktüs sevgim de bu sene arttı. En azından su istemezler. Yazın evde ölmezler. Geçen yıldan kışın dondan kurtarabildiğim sardunyalar sanki kocaman top olmuşlar. Gelir gider bakar dururum.
Yaş konusuna gelelim. Geçenlerde torunları bahçeye indirdim. O arada bir komşu geliyor. "Bak yaşlı teyze geliyor Deniz" deyince "Anneanne sohbet edersiniz" dedi. "Ben yaşlı mıyım? Sen benim anneannem olduğuna göre tabii ki yaşlısın "diyen Deniz'e ne cevap verilir.
Seksenli yıllardan tanıdığım arkadaşla telefonda konuşuyoruz. Bir arkadaştan bahsediyor. Afrika'da sekiz su kuyusu açtırmış. Dokuzuncu kuyu için çalışıyormuş Ya yetmiş yaşında diyorlar. "Evet dedim "Eskiden yaş yetmiş iş bitmiş." derler. Şimdi hiçte öyle değil. Peki sen kaç yaşındasın altmış üç, ben kaç yaşındayım altmış iki. Off çok yaşlanmışız. Eğer işe sayı olarak bakarsak yaşlı. Ama ruh genç kız. Olsun ya bel fıtığından ve sağ menisküsten akşamları zor uykuya dalıyorum. Bazen ağrı kesici alıyorum. Yine de her yaşın güzelliği ayrı.
Bu güzellikler neler bir bakayım.
Güzellikleri düşündüm aklıma ilk önce bir şey gelmedi.
*Bu yaşa kadar gelebilmek,
*Torunlarımı görmek,
*Sağlıklı olabilmek, kronik rahatsızlığı olmamak. (Burun tıkanıklığı, bel fıtığı, menisküsü saymıyorum.)
*Hayatı sevmek, mutlu olmak için çiçek, tohum ile uğraşmak, yazı yazmak, fotoğraf çekmek, resim yapmak.
*Yaşamın zorlukları ile baş edebilmek,
*Pratik olmak, mutfağa girince yaratıcı olmak.
Liste uzayacak. en iyisi burada keseyim.
Arkadaşımdan limon aldım. Yirmi altı kilo. Dışarısı sıcak. Ne yapabilirim? hepsini buz dolabına koydum. Aklıma İtalyanların limonçellası yani limon likörü geldi. Fakat alkolü az olmuş. Beğenmedim. Yasak bitince alıp içine katayım. Birde limonata yaptım. Bol c vitamin şekeri az. İçine iki ya da üç portakalda kattım. hem rengi hem tadı ayrı güzel.
Bugün sabahtan bayram görüşmeleri tebrikleri vardı. Saçımı maşaladım. Makyajımı yaptım. En güzel kıyafetimi giydim. Görüntülü görüşmelere hazırdım. Bir yıldır spor kıyafetler. Şimdi bakkala gazete almaya giderken değişik değişik giyiniyorum. Eşortmandan kurtuldum.
Papatya güzelliğinde, limonata tadında bayram olsun.









































