23 Nisan 2014 Çarşamba

çiçekler yaşamın renklerini içinde taşır

Öyle çok seviyorum ki. Sabah ilk önce uyanır uyanmaz onlara merhaba diyorum. Bana yaşam sevinci veriyor.

                                                               Bodrum papatyası
                            Evde boş saksılar çoktu. Ben de adam yaptım .Acaba oldu mu?
Balkon kapsını açıp balkona girdiğimde gülün baygın kokusu beni karşılar hoş geldin der.
                                       Selçuk'tan fidelerini getirdiğim domates ve biberler.


                          Maydanoz ve sardunya. İnşallah kahvaltı için yakında toplayacağım.

Çocukluk halleri

Siz hiç karıncalarla oynadınız mı? Kuşların peşi sıra gidip onları kovaladınız mı? Ya da kelebeklerin peşinden koştunuz mu ? Bunları yapmayalı yıllar oldu. Ayakkabılarım elimde öğle sıcağında annemin bizi uyuduğu sandığı zamanda sessizce kapıyı kapatıp evden çıktığım günler aklıma geldi. Kuşları kovalama yerine hayatı kovalamıştık. Çocuk olmayı unutmuş birden büyük olmuştuk. Ne kadar uzak çocukluğum. Sabahleyin yürüyüş esnasında ilk yazdıklarımı bir kadın oğlu ile ilgili olarak  telefonda söylüyordu. Şimdi çocuk parkında kaydıraktan kayan torunumu izlemek dışında çocuklarla iletişimim yok. Bugün ne yemek yapılacak. Kim hangi  yazıyı bloğunda yazmış onları takip etmek. Yaşamın olağan hadiseleri içinde gecenin gündüzü kovaladığı gibi yaşamın peşinde koşmak. Alınan kitabın heyecanını duymak (Böğürtlen Kışı ) Yazdığım yazıya kimler yorum yapmış onları okumak. Dostlarla yapılan buluşmalar .Baharın üşütmeyen havasını koklamak.Doğanın yeşilliği altında dolaşmak. Biz büyüdük ve kirlendi dünya diyerek geçmişe atıfta bulunmak. Çocuk olmayı, çocuk kalabilmeyi özlemek .Yarının hesabını yapmadan çocuklar gibi heyecanlı olmak...galiba en güzeli bu.

14 Nisan 2014 Pazartesi

Doğum günü partisi

Sevgili torunumun dünyaya gelişinin ikinci yılıda bitti. ne yapabiliriz diye düşündük.Benim evde aile yemeği yapalım dedik.Ev süslemelerine bir hafta önceden başladık. Bir şenlik havasında devam etti.
Renk olarak sarıyı tercih ettim.Kitapçılardan gropan kağıdı aradım ancak bulamadım.Toptan satıyorlarmış. Var olan paketi açamazlarmış. Nasıl ticaret mantığı ise. Aklıma sarıyı koydum ya çare tükenmez. Sarı peçete aldım ve onlardan yaptım.
Tema olarakta hayvanlardan kelebek seçtim. Çünkü onun verdiği mutluluk gibi geldi kalbimize kondu.
                  İlkbahar günlerinde yürüyüş esnasında kelebekle karşılaşınca çok mutlu oluyorum.
                                Bir de kuşlar var Onlardabenim için özel. Çünkü özgürlük simgesi.
                                                                           Ve balonlar
Yemek menüsünde büyük haladan çerkez tavuğu, babanneden salata ,barbunya,el açma börek  pasta, eşimin teyzesinden  sarma ve annaneden ev partisi ;salatalar ve et.
Güzel bir akşama veda ederken kalbimizde özel yeri olan sevgili torunuma sağlık mutluluk ve güzel günler diliyorum.

12 Nisan 2014 Cumartesi

Yazmayalı çok olmuş

Bazen çoşuyor  anlatacaklarım çok diyorum. Konuşmak yetersiz gelince yazmaya dönüyorum. Bazen düşlerimde konuşuyor ve yazıyorum. Yaşantımı dış dünya ;doğanın uyanışı rütin yapılan yürüyüşler.Bugün dolu esnasında arabaya kendimi zor attım.Hele yağmur esnasında ortam harikaydı.Dikmen vadi'sinin yeşilliği ruhuma iyi geliyor. Uzun zamandır fotoğraf çekmemiştim.Sanki eski dostu özlemişim gibi geldi. Bugün bol bol çektim. Ev dünyası.Evde yapılan işler ,balkon düzenlenmesi, Torunun doğum günü parti hazırlıkları. tema olarak hayvanları seçtim. Renk olarak sarı ağırlıklı. Ektiğim domateslerin çiçek vermesinin sevinci ayrı. maydanozlar büyümeye başladı. Biberler ancak kendine geldi. Ay çekirdeği ektim.Ancak çok cılız çıkıyor.Sabah ilk ziyaretim çiçekler, sardunyalar çiçekte. Bir de siyasi hayat var. Kızgınlıklar ,öfkeler, umutsuzluk. Gelelim iç dünyama gel git arasında .Torun için yaptığım ev süslemesi çok fazla diyor kendime kızıyorum.Diğer tarafta karşısına geçiyor.Mutlu oluyorum. Tıpkı med cezir gibi. Bazen dünyayı sırtlamışım gibi geliyor. Bazen her şey bomboş . Bedenime bakıyor ne zaman yaşlanmışım diyorum. Yüzdeki kırışıklar yaşanmışlıktır diyeceğim ama oda kendimi kandırma gibi oluyor. Tüm bunlara rağmen kalk diyorum Günlük yaşamın ,yapılması gereken işlerin olması bile güzel. Enerjimi olumsuzluklara değil olumlu olanlara yönelt diyorum.


Dikmen Vadi'si Kiraz çiçekleri açmak üzere
Vadi'den şelale
Hep pencereden güllere bakmak hoşuma gitmiştir. Balkondaki gülüm tomurcuk dolu.
Duvarda sarkan çiçekler .Yakında daha çok çoşacaklar.

26 Mart 2014 Çarşamba

SELÇUK'TAN HATIRALAR

Dün akşam uzun yolculuktan sonra Selçuk'tan Ankara'ya döndüm. Ankara çorak ve soğuk geldi. Üzerime kalın mont almama rağmen üşüdüm. Selçuk'ta yürüme mesafesinde topladığım papatyalar aklıma geldikçe üzüldüm. Ankara'da nerede bulurum diye düşündüm.En iyisi resimlere bakmak dedim.

                                         Leylakların dalları  yeşermeden çiçeğe bürünmüşlerdi.
                      Kuşadası'nda yaptığımız gezide denizle özlem giderdik. deniz kenarında çay içtik.
 Çiçekler tüm renkleriyle gözümüze verdikleri ziyafeti kelimelerle anlatmak mümkün olamazdı.Güller açmaya başlamıştı.
Son gün yedi uyuyanlarda dağların arasından kekik topladık. İncirler yaprakları olmadan meyvesini vermişti. Ağabeyim türleri bunların böyle dese de bence havanın sıcaklığı etkilemişti. Dağdan topladığımız kekikleri kurumaya serdim.
Pazardan aldığım otları salata ve kavurmasını yaptım. Şöyle bir geriye baktığımda sıcak havaların, yeşilliğin, tarihi dokunun (bir sonraki yazımda anlatacağım) , rengarenk çiçeklerin bendeki hatırası hiç gitmeyecek. Baharı doyasıya yaşarken  topladığım enerji sayesinde Ankara'da yeni bir haftaya başlarken başka alanlarda da umutlanmak için yüreğim yeni heyecan dalgasıyla çarpmakta.

22 Mart 2014 Cumartesi

Selçuk'ta Bahar

Akhisar'dan sonra ablamı ve ağabeyimi görmek için Selçuk'taydım. Üzerimdeki kabanı  bir kenara fırlattım.Hemen doğayı görmek için sokaklara fırladık. Özlemişim ,geçmişin izleri sokaklarda.Tarih sokaklarda.Hava bahar gibi leylekler gelmiş. Bir yandan ruhumu dinlendirdim.



                                                   Bir yandan baharın güzelliği karşısında şaşırdık.
İkinci gün ne yapalım diye düşündük. Ev tren yoluna yakın atladık trene ver elini Aydın. Yolda olmak güzel.İnsanı dinlendiriyor.



 Aydın gezisi bittikten sonra dağa çıktık.Muhteşem manzara bizi bekliyordu.Pınar sularından içtik.Ablamın piknik ruhu ile hazırladığı çay ve kek ziyafeti yanında mücver ile harika bir zaman geçirdik.
                                        Yolculuğa çıkmış kaplumbağa objektiflerden kaçamadı.



                                                       Gözlerimiz bayram ,ruhumuz mutlu oldu


17 Mart 2014 Pazartesi

Yabancıyım buralarda

-Buraların yabancısın herhalde kızım?
-Yok ben buralıyım.
-Zeytinlerin fotoğrafını çekiyorsun da.
'Bir yerde yabancı olmak. Hele bu doğduğun kente olursa .' diye düşündüm. Gerçekten yabancı olmak mümkün mü? Çocukluğum, anılarım gözümün önünden geçiyor. Dışarıdan gelince daha iyi geziyorum kenti, tek başına amaçsız. Yeni sokaklar keşfediyorum. Doğanın uyanışını gözlemliyorum. Çocukların fotoğrafını çekiyorum.
-Teşekkürler yenge  diyor çocuklar. Ayakları çıplak, ismi Hülya.
- Üşümüyor musun ?
- Yok diyor güzel kız.
Ben sıkıca sarılıyorum paltoma. Ayakları çıplak kız, birinin kucağında kardeşi. Odunların üzerinde oturmuşlar. Sıcağı arkalarına almışlar. Tek eğlenceleri bu.
Kentin sokaklarını dolaşıyorum. Bu kent benim sığınağım. Sakinliğim. suskunluğum. Hemen arkadaşlar aranıyor. Öğretmen evinde buluşmalar. Özlemler gideriliyor. Çocukluk arkadaşı, üniversite arkadaşı, komşu derken ; sırayı akrabalar alıyor. Teyzemde annemin izini arıyorum. Balköpüğü gözlerde buluyorum annemi. Amcamda babamın izini arıyorum. Hem benziyor hem de benzemiyor. Çok yaşlanmış diyorum. Babamın neşesi olmalı bir yerlerde. Kardeşlerimle görüşüyorum. Ne zaman yıprattı bu yıllar bizi diyorum. Yüzümdeki çizgiler geçmiş yıllardan anı olarak kalıyor bana. Teşekkürler diyorum gelinimize.   Kentten gitme vakti yaklaştıkça içimi hüzün kaplıyor. Daha görmek istediğim kişiler var diyorum. Ya da gezilecek sokaklar. Bir sonraki gelişime saklıyorum kendimi. Hoşçakal Akhisar .





13 Mart 2014 Perşembe

havada kar kokusu

Havada kar kokusu var. Bahar ayında kar. Ağaçlar çiçeğe durdu. Üzerlerine kar yağdı. İlk değildi. Yinede bahar baharlığını yaşamalı. İstemekle olmuyor. Çocuklar ölmesin diyoruz. Çocuklar ölüyor. İnsanları suçsuz yere hapishanelere  atılmasın diyoruz , atılıyor. Dillerimizde özgürlük şarkıları. Yüreklerimiz yanıyor. Baharın içinde kara kış ne arıyor diyoruz. Bu kadar hızlı değişime ayak uydurmaya çalışmaktan yoruluyoruz. Tam kendimizi alıştırmışken güneşin sıcaklığına yüreklerimiz buz bağlıyor, donmaya başlıyoruz. Bu duruma rağmen  kararan ruhların aydınlanmaya ihtiyacı var  Zambak çiçeği ruhumu aydınlatıyor. Mart ayında canlı renkleri ile parıldamaya devam ediyor.

özlemişim yazmayı Özbekistan 1

                          Buhara Miri Arap Medrese                                                                 Buhara Chor Minor Medrese...