Sürekli göreyim diye çiçeği karşıma aldım. Baktıkça anılar dört bir yana saçılıyor. Tanju Okan'ın Kadınım şarkısını hatırlatıyor.
Kadınım
Sen, kadınım
Hikayemiz şu halamız 92 yaşında "Artık gücüm kalmadı yemek yapmak için mutfağa gitmek yerimden kalkmak vb." için diyor ve bakıcı kadını hastalanıyor Ülkesine dönüyor. Kızı başka şehirde o da 74 yaşında ve annesini yanına almak için evine geliyor ve eşyaları ve evi temizleme aşamasında.
Biz de ziyarete gidiyoruz. İçeriden mantosunu getiriyor. Hiç giyilmemiş gibi naftalin kokuyor yakasında kürkü. Kazaklar çıkarıyor dolaptan. Hiçbiri olmuyor. Ne yapabiliriz? diyorlar. "Kırk yıllık sucuya verelim." diye düşünüyor. Ya da yardım dernekleri, sokaktaki giysi kutularına koyabilirsiniz diye konuşuyoruz.
" Kızım şu kristallerden al." Ben diyorum evime yakışmaz dolap içine saklamak için almam. "Hatıra olarak çiçek alayım" diyorum. Bir saksı hafif ve bir çiçeğin dallarından koparıp eve getiriyorum. İçimi bir hüzün kaplıyor. Bir yerde okumuştum. "eşyalara ve insanlara güvenme" Dolapta bekleyen eşyalar kıyamadığımız koltuklar, halılar ve yarın lazım olacak diye dolap içlerinde biriktirdiklerimiz. Yaşlı evleri ağır olur. Yılların anıları sinmiştir ağırlığından. Her bir eşyanın anısı vardır. Kocasının aldığı ekstra parayla şu vitrini ve masayı 100 liraya almıştım diyor hangi yıl? diyorum.
Annemin evi aklıma geliyor. "Biz ne olacağız?" diyorum. "Bizden sonra bu eşyalar ne olacak." Annemin bahçe ve terasından hiçbir çiçeği alamadım. Memleket uzaktı nasıl götürecektim. Ama annem ve babamın çiçek sevgisi bana ve kardeşlerime geçmişti. Her bir çiçeğimin dalında yaprağında annemin ruhu çiçeğe olan sevgisi yaşıyor. Eşyaların bir kısmı ablamda. Kayınvalidemin eşyaları da ona keza bazılarını yıllarca kullandım sonra eşimin teyzesi kullandı. Bazı tabakları bende. Annemin tabakları ablamda.
, Gidiyorum dolaptan en güzel giysimi alıp giyiyorum. En güzel misafir için ayırdığım tabağı çıkarıyorum. Yemeğimi onda yiyorum. En güzel bardakları çıkarıyorum çay için arkadaşlarımı akrabalarımı çağırıyorum. En güzel yemekleri hazırlamalıyım diyorum. Yarın bu ev bensiz olduğunda hatırlamak için bu yazıları yazıyorum.Ayrıca okuduğum kitapları arkadaşlarıma, derneklere hediye etmeliyim. Yazdığım kitabı da ona keza.
Halamın aynı koltuğunda unutmamak için fotoğraf çekiyorum. Videoya almalıyım diyorum. Bilgisayarın tozlu sayfalarında fotoğraf ve videoların kaybolacağını düşünüyorum. Bu sefer ağırlık ben de oluşuyor. Gidenler, yaşayanlar ve anılar. Gözümde yaşlar aktı akacak. Evin en güzel yerine konmuş çiçeğe bakıyorum halamın adını veriyorum.
Hayatın anlamsızlığı karşıma geliyor. Anlamsızlık içinde anlam arıyorum.
Kendimi nasıl rahatlatırım bilemiyorum. en iyisi çiçeğe iyi bakmak ve kırdığım dalları köklenince saksılara dikmek.
Yarını düşünmüyorum. Önemli olan şu an benden sonra ne olacağının hüznüne kapılmaktansa bir çay koyuyorum. Yaşadıklarımızın anısını raflara kaldırmadan doyasıya yaşamak gerekir diye düşünüyorum.


