23 Eylül 2013 Pazartesi

Şehrin ara sokaklarını dolaştım ne aradığımı bilmeden

Bugün şehrin ara sokaklarında kaybolmak istedim.
Ayaklarım beni nereye sürüklerse oralara gitmeyi düşündüm.
Belki bir çocuk olur bir okul kapısında soluklanırım.
Bir genç kız olur eski bir evin önünde sevgilimle buluşup şen kahkalar atarız,
Belki de yaşlı bir teyze olur , elimde dantelim bir yandan sokağı izler bir yandan gençlik günlerimi düşlerim.
Bir gezgin olur Spil Dağ'ında alırım soluğu.
Bir  çocuk olamadım ama çocukluğumu geçirdiğim sokakları unutmadığıma sevindim.
Diğer taraftan dayımın eski evini aradım, bulamadım.
Evler yıkılmış.
Çınar ağacı tüm heybetiyle beni selamladı.
Hoşgeldin 'bizi unutmadın 'dedi.
Sanki bir yabancı gibi selamını aldım.
Anılarda yaşadıklarımı aradım.












Her biri silik ve çoskusuzdu.

20 Eylül 2013 Cuma

Akhisar'da sosyal yaşam

Memleketimde günler bazen hızlı bazen yavaş akıp geçiyor.Eski kasaphane restore edilip içine lokanta ve müze yapılmış.Ziyaret etmeden olmaz dedik.Akhisar Türkiye'nin önemli bir ihtiyacı olan soframızın bereketi zeytin yetiştirme yerlerinden biri.



Ardından arkadaşlarımızın ürettiği el emeği göz nuru çini sergisi.Onlar boyamasını yapmışlar.


Akşamüstü öğretmen evinde arkadaşlarla sohbet yapılır. Sabahları gazete alınıp asırlık çam ağaçların altında ılık bir sonbahar havasında güncel olaylar takip edilir.

Tavuk ve horozlar size arkadaşlık eder.Akşam da  meşhur köftesinden yenir.Akhisar gezisi daha bitmedi.Bir yandan gezi bir yandan işler yapılarak memleket özlemi içinde ara sokaklar dolaşılarak anılar tazelendi.

19 Eylül 2013 Perşembe

Bir başkadır memleketim




                                              'Çocukluğum,  ,gençliğim , geçmişim ' 

Akhisar'ı en güzel şekilde ifade eden kelimeler. Yolum yine Akhisar'a düştü.Sabahleyin Yeldeğirmeni'nde şehri kuş bakışı  misali dolaştım. Kah üzüldüm, kah sevindim. Yeşili beni mutlu etti.
Ovanın bereketi kahvaltıda yediğim zeytinde;dalından kopardığım  incirde, üzümde , Şehrin ara sokaklarını dolaşırken .Çocukluğum  masallardaki külkedisi misali önüme düştü. Geçmişle bir hesaplaşma içine girdi. Bazen çocuk bazen genç bir kız misali beni şehrin sokaklarında dolaştırdı. Bir atın sırtına atladım. Yeşilin tüm tonları benle beraber oldu. Çocukluğumu yaşadığım sokaklara daldım. Bir horozun ötüşüyle güne uyandım. Bir köpek rehberim oldu.Tekrar tekrar sevdim bu kenti. Küçük bir bebeği okşarcasına. Sokaklarını dolaşırken küçük bir kıza rastladım. Bak burası İlkokulun dedi. Şu korusunda resim yaptığın yer.Bak bu parkı dedi.Temiz havasını içime çektim. Bir huzur kapladı ruhumu. Arkadaşlarımla sohbete kaldığım yerden devam ettim.  Sokaklarında dolaşmaya devam etmeliyim diye düşündüm.  




Bu kentte bulduğum küçük kızı düşlerimde saklayarak anıları yazılara dökerken rahatladığımı hissettim.


5 Eylül 2013 Perşembe

Tadı damağımda kalanlar

                                                                  Fasulye Ezmesi
Her  yerin kendine özgü yemekleri vardır. Pastayla  ( Mısır unu kaynamış suyun içine atılır iyice yedirilen suyun içinde yarım saate yakın pişirilir  )  beraber yenilen kıymalı soğan ve fasulye ezmesi , hele Nurşen Abla'nın elinde yapılmışsa ayrı bir keyiftir. Şöyle üzerine bir Şen Dondurma' sı insanı mutlu eder. Hele dışarıda yağmur varsa. Ya Nuran Yenge'nin verdiği ziyafet o da ayrı bir lezzettir.  Bol cevizli üstü tavuk etli bir ıslama yanında bir ot yemeği olan zılbıt. Her ikisi de değme aşçılara on basar. Sohbet eşliğinde yenilen yemekler bir o kadar güzeldir ki kelimelerle anlatılmaz.

3 Eylül 2013 Salı

yeni zamanlarda eskilerin hatırlattığı şu saatlerde

Perdenin kıvrımlarından dışarıda mavi bir gökyüzü gözükmekte. Rüzgarın hafif üşüten serinliği evin havasını değiştiriyor. Dünkü denizin soğuk ama insanı canlandıran etkisi ile bir mevsim daha geçiyor diye hüzünlenmem de bir yana. Hele yüzerken deniz analarının yanımızdan geçişi ya da ayağımıza dokunması ayrı bir olay. Sahiller yavaş yavaş ıssızlanmaya başladı. Denizden çıkınca uzun süre havluya sarılı oturmak  ve bir türlü ısınamamakta cabası. Yazlıkçılar, tatilciler yavaş yavaş kenti boşaltmaya başladı. Sokakta kalabalıktan yürüyememe günleri sona erdi. Araba park yeri bulmakta zorlanırken bir bakmışsın mesai saatleri dışında bir çok yer var. Balık sezonu açıldı. Tezgahlar çingene palamutu ile şenlendi.  Yavaş yavaş bu kentten gitme vakti geliyor. İçimi bir hüzün kaplıyor. Sanki sevgiliye veda eder gibi ; gezdiğim sokaklar, denize girdiğim yerleri bir nefes gibi içime çekmek istiyorum. Kentin sevdalısı mı oldum ne anlamıyorum. Hüzünlenmek yaşlılık belirtisi mi?  Ağlamak geliyor içimden .Yalıda yapılan kahvaltılar. Kalabalık sofralar terk ediyor beni.Akşam evde kös kös otururken çalan telefondan haydi Yalı 'ya gelmiyor musun?  diyen sesleri şimdiden özlemeye başladım.
        Pazarın çeşitliliğini.  Her pazarda köy domatesi aldığım kardeşimi özledim.Yanındakiyle sohbet eden patlıcan inciri sen seç diyen teyzeyi de .Ben de  meğerse ne çok anı bırakmış  bu yaz. Deniz ve akşam gezmeleri dışında sanki hiçbirşey yok gibi geldi.  Zülfü Livaneli'nin Seranad'ı ile güne başlamak ne güzelmiş meğer .Kardeşimin hikayesi ile devam etmek yaz günlerinde ayrı bir keyif. Eşimin yazlık evde oluşturduğu kitaplıktan seçtiğim   Hava Kurşun Gibi Ağır diyen Hıfzı Topuz'un Nazım'ı anlattığı kitabı gibi .George Orwel'in Hayvan Çiftliği'ndeki gibi 
BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR
AMA BAZI HAYVANLAR
ÖBÜRLERİNDEN DAHA EŞİTTİR.sözlerinin anlamlılığı .
       Tolstoy'un Anna Karenina gibi aşkı yaşamak bu kentle.  Biraz sonra hazırlanıp bugün hangi denize gitsek diye düşünmeler . Akliman'dan topladığım latozlarda ayrı bir keyif veriyor insana. Onlardan yaptığım ev süslemeleri . Yaratıcılığımın ne kadar eksik kaldığını görüyorum. Yaptığım işle yetinmiyor araştırıp soruşturuyorum. Yine de Pinokya'nın kuklası gibi havada asılı kalmadan kendi gerçekliğime dönüp yaşadığım zamanı düşlediğimde kahvenin telvesinde kalan iz gibi anıların bıraktığı izle avunmak galiba tek çaresi ayrılığın diyorum.

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Adanın kıstırılmışlığında kaybolmamak

Bugün hava bulutlu ne yapsam diye düşünürken fotoğraf makinamı çantama koydum.Yollara çıktım.Okullar caddesinden Seyit Bilal'e oradan  sağa döndüm.Evlerin arasından denizi ve Sinop'u fotoğraf karelerine sığdırmaya çalıştım.
Arada eski evlerin olduğu sokak olmalı diye düşündüm.Nihayet o sokağa geldim.Yıkılmak üzere olan evler karşımdaydı.İçinde ne hayatlar yaşanmış,ya da yaşanmaya devam ediyor kahkaları bazen hüzünlerin takip ettiği geçmişinden günümüze var olmaya çalışan evler.

Kimbilir bir sonra ki gelişimde bu evleri belki bulamıyacağım.Tarihe tanıklık etmiş evler ya bu karelerde kalacak ya da yıkılıp beton yığınlarına teslim olacak.
İçimi hüzün kaplayarak  kentin bir başka yerine indim.
Denizin griye çalan rengi ve düşler içinde gezimi tamamladım.Bir gün yine akşama kavuşurken kentin yalnızlığı ile  başbaşa anılara daldım.

22 Ağustos 2013 Perşembe

zor be dostum zor

Anlamak anlaşılmak zor.Sanki küçük çocukla telefonda konuşur gibi olmak zor.Bir kaç anlaşılır kelime  var  onun dışında ne anlatıyor.Neyi ne kadar anlıyor.Bilemiyorsun.İnsanlarla iletişim zor.Sen anlatıyorsun o ne anlamak istiyorsa onu anlıyor.Kendi değer yargılarını,duygularını,katıveriyor olaya .Bir de o kadar rahatlar ki kullandığı kelimeler yorumlar.Seni iki dakikada yargılıyor,ahkam kesiyor.Üzerine üstlük.sen o anda şaşırıp kalıveriyorsun.Her zaman ki gibi olayı savuşturuyor sakin sakin anlatıyorsun.Dokunuyor,sarılıyorsun.Şunu demek istedim diyorsun.Kolay be kolay: bırak nasıl anlamak istiyorsa anlasın.Seni yargılamaların umurunda değil.Bildiğin yoldan şaşmıyorsun.Bu saatten sonra huy mu değiştireceksin.Kim mükemmel ki?.Her birimiz farklılıklarla anlamlı.,aynı zamanda zenginlik diyorsun .Ama bir bakıyorsun sen başkalaşmışsın.Ağzını açtığında çıkan kelimeler anlamını yitirmiş gibi geliyor. Yorum yapıyor bu ben miyim diyorsun.Sanki sözler başkalarının ağzından çıkıyor ..Değişiyorsun değişmek istemesen de .

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Şaşırdıklarım

Bu başlık belkide anlatmak istediklerimi tam olarak ifade etmiyecek.neyse önce olayı anlatayım.Pazartesi günü her zamanki gibi Sinop'ta pazara gittim.aman Tanrım dedim.pazarda çiçekDomateslerin biberlerin arasında beni al diyen çiçekler.Diyeceksiniz ki neden olmasın.Ya tabii ki pazarda çiçek satan kişi var.Hemen hemen her hafta bir çiçek aldım.Bu sefer ki gelin güvey çiçeği.Vazo için.Yalova pazarında da çok güzel vazo çiçekleri var.O zamanda şaşırmış mutlu olmuştum.ama oradan çiçek almamıştım.Yalova çiçeğin merkezi.Bir pazarda çiçek var ise o pazar benim için çok değerli.Neyse alışverişi yaptım.gidip sorayım dedim.Fiyatını duyunca inanmadım.Elli  kuruş.iki demedi bir lira.Alayım dedim.en azından vazomda canlı bir çiçek.Su da ne kadar dayanır diye düşündüm.Hiç önemli değil.Hala dayanıyor..Altaki resim O da ördeklerle beraber yüzmek.
Tabii ki bendeki mutluluğu anlatmaya şu an bile kelimeler yetersiz.Haksızmıyım.Gelelim diğer olaya.Denize nerede girelim dedik Andaç denilen bir yer var.Tüm imkanlar var;şezlong,şemsiye,soyunma kabini,duş ve çay bir de ördekler.Onlarla beraber yüzüyorsun..Harika bir olay.bir de yavru ördekler var ki bugün onlar şezlongun aralarında dolaştılar.Ayağını uzatıyorsun yavru ördek.

Kim mutlu olmaz .Gelelim diğer bir olay.Ramazan bitti trafik ikiye katlandı.Sinop yarımada.Bir geliş yolu bir de gidiş yolu var.Bizim evde şehirden çıkılan yolda.Bu fotoğraf trafiği çok güzel anlatıyor.Ben bakarken yoruldum.Daha yoğun olan resmi koymak istemedim.Bunla idare edin.Ay bu da trafik mi.sesisinizi duyar gibi oldum.insan rahatlığa alışınca böyle oluyor.
Oğlum geldiğinde bir fotoğraf çekmiş.ben sorduğumda arka balkondan görünen dedi.Modern bir sanat eseri tabii ben çektim.Siz karar verin bakalım bu ne?
Daha bitmedi.Bugün arkadaşları ziyarete gittik.Bahçelerindeki elma ağacı altı tane elma vermiş.Diyeceksiniz hiç ağaçta elma görmedin mi?Gördüm.ama böyle kırmızı ve güzel ikiz elmalar görmedim..Manav tezgahlarını ya da pazar yerindekileri saymıyorum.

Bu kadar şaşıracak ne var diye düşünüyorsunuz.Günlük hayatın alışılmışın dışında betonlara bakmaktan bir hal olmuşken benim için bunlar çok önemli..Biliyorum arka balkondakini merak ettiniz.Ha o mu ne olacak.Atılan bir boyanın bıraktığı izler.İşte günler içinde beni şaşkınlığa düşüren kareler.tabii günlük yaşamda pek çok şaşırdığım ağzımın açık kaldığı olay ve durumlar var.Ancak onların şaşkınlığını gazeteleri açınca ,televizyonu izleyince her gün görüyorsunuz.şaşırmadınız mı benim yazdıklarıma.Biliyorum .Ama yüzünüzde ufak bir tebessüm gördüm.yanıldım galiba..





özlemişim yazmayı Özbekistan 1

                          Buhara Miri Arap Medrese                                                                 Buhara Chor Minor Medrese...