Sevgili torunum ile geçen zamanlar çok güzel .Sadece kollarım biraz ağrımış .Dilini çözmeyi becerdim.Ancak kendimle ilgili bakımsızlık makyaj,saç ,kılık kıyafet sorunu söz konusu ,işe giderken kendime bakardım.
Hemen kendime bakayım saçımı yapıp makyaj yapayım.Üzerine bir kahve içeyim.
21 Eylül 2012 Cuma
18 Eylül 2012 Salı
Ankara'ya dönüş
Bir yaz mevsimini uğurlarken evimden epey uzak kalmışım.Çokda özlemişim.Ancak Ankara ile özlem gideremedim.Yürüyüşlere başlayamadım.Tiyatro ve opera sezonu açılmak üzere.Bu arada yazdan kalan hatıra Sinop evin güzelleştirilmesi.Ardından ablamın evinin yerleştirilmesi.Ankara'ya gelince dostlar ve arkadaşların telefonla aranıp özlem giderilmesi faslı başlar ardından gün görüşmeleri.Bir bakarsın ki eski günlere ayak uydurulmuş.Bugün parkta emekli arkadaş grubuna rastladım.Emekli aa taii ki ben de onlara katıldım.Sabahleyin okul zili duyarım balkonda.Saat 9.00 mesai başlar.Artık bunların yerini başka şeyler alacak.Dünden güzel anıları yarına aktaracağım.Bazen hüzün bazen sevinçle.Evin içi sesssiz sakin.Gezmekten yorulmuşum.10 gündür dışardayım.Selçuk,Kuşadası,Foça,Aliağa derken zaman nasıl geçmiş anlayamadım.Birkaç fotoğraf anıları bugüne taşıyan.
13 Eylül 2012 Perşembe
eski dostlar
Eski dostlar geçen zamanlar sevgiyi azaltmaz tam tersine artırır.Aradan aylar ,yıllar geçer.Sözlerimiz kaldığı yerden devam eder.Uzun zaman görmeyince görmek istersin.Memlekete gelince onları ararsın.Bazen çocukluğun tozlu sayfalarından fırlar.Bazen üniversite sıralarından kantin sohbetlerinin sıcaklığı içinde memleket meseleleri konuşulur.Dünyayı gezer sonrada onlarla beraber bir çay içimlik sohbetin sıcaklığında mutlu olursun.Tekrar vedalaşmalar.Sımsıcak sarılırsın.İçinden tekrar görüşebilecek miyiz ?diye sorarsın.Yüreğinde bir köşeye yerleştirirsin dostluğunu.Yaşamına kaldığın yerden devam edersin.Geriye dönüp baktığında ne kaldı diye döşündüğünde içini saran sıcaklıktan anlarsın ki arkadaş olabilmeyi becerebilmişiz.
3 Eylül 2012 Pazartesi
Gürültü kirliliği
En son okuduğum kitap.Beğendim İstanbul'u anlatan bir kitap.
Rıza Nur Kütüp'hanesi
Son bahar gelmiş.Çınar ağacı yaprakları sararmış.Yerlere dökülmüş.
Bugün denizle vedalaştım Denize girdiğim yer.
30 Ağustos 2012 Perşembe
Güz kendini hissettirmeye başladı.
Bir yaz daha bitmek üzere .Yazı aratmayan günler elbet olacaktır.Ancak hava hissedilir derecede soğumaya başladı.Sanki Ankara gibi.Sabah akşam serin.Bu sabahki yürüyüşte bayağı üşüdüm.Hem de üzerimde askılı bluz değil kısa kollu olmasına rağmen.Deniz lacivert rengi ile sanki dünyayı kucaklıyordu.rüzgar şiddetini arttırmıştı.Balıkçı tekneleri Eylül ayının gelmesini dört gözle bekliyordu.Balıkçı ağları onarılmış,balık avlanma yasağının bitmesini beklerken denize açılmak için yerlerini almışlardı.30 Ağustos Zafer Bayramı kutlama hazırlıkları için tören alanı hazırlanıyordu.Güneşin sıcaklığını arıyorduk.Nasılda yaz günleri hızlı bir şekilde gelip geçmiş yerini hazan mevsimine bırakmaktaydı..Bir yerden ayrılırken mevsim biterken içimi hüzün kaplardı.Geçen günleri ben yaşamıştım.Ama yine de yaşanılan zaman anılar defterine şimdiden yazılmaya başladı.Bir de dün ablamın torunu oldu.Bugün resimlerini gördüm .Çok duygulandım.Yavaş yavaş annanelik babaannelik bizlere de ulaşmıştı.Ruhum gençti.Fizyolojik yaşım , o durmuyordu.yıllar geçip gidiyordu.Artık adlarımız, bize hitaplar değişmeye başlamıştı.Evde bir yandan inşaat sürüyordu.Usta sürekli bana teyze diyordu.Ablalıktan teyzeliğe terfi etmiştim.,seneler birbirini kovalamıştı.Geçmişe baktığımda geçen zamanı düşünürken şurada kaç yıl kaldı yaşlı olmaya demeye başlamıştım.Güzden konu nereye geldi.Son baharı yaşıyorduk.Olsun be içinde yine de bahar var.
28 Ağustos 2012 Salı
TARABA bir sergi ve müzik
Yolunuz Sinop'un ilçesi Ayancık'a düştü mü? Bir tarafı dağ bir tarafı deniz.Burada dün akşam bir sergi açılışı vardı.Tarabalar adlı fotoğraf sergisi.Emeği geçen sergiyi hazırlayan Volkan Atılgan..Fotoğraf bir anın belgesidir.Geçmişin hafızasıdır.Yaşam biçimi ,giysiler,anılar fotoğraflarda kendilerine bir yer edinir.Serginin adı TARABALAR .Taraba tahta çit anlamına geliyor.Özel yaşantı ile dış dünyayı birbirinden ayıran çitler.Sergiyi gezen insanlar geçmişi ile karşılaştılar.Ne kadar değiştiklerini gördüler.Ağlayan ,sevinen insanlar bir aradaydı.Bir yakını, bir akraba,anne ,baba,arkadaş geçmişten sıyrılıp anılar çerçevesinde fotoğraflarda buluştular.
Ardından güzel bir caz müziği .Piyanoda Ayşe Tütüncü ,flüt olarak eşlik eden Sıla Gerbağa..Ayancık dağlarını piyanodan çıkan ezgiler ve flütten çıkan nağmeler deldi geçti.Güzel bir gece geçirdik.Tarabalar sergisi ve dinleti programını hazırlayan Volkan Atılgan'a teşekkür.Ayşe Tütüncü ve Sıla Gerbağa harikaydı.Bir kaç Ayancık resmiyle yazımı sonlandırayım.
Ardından güzel bir caz müziği .Piyanoda Ayşe Tütüncü ,flüt olarak eşlik eden Sıla Gerbağa..Ayancık dağlarını piyanodan çıkan ezgiler ve flütten çıkan nağmeler deldi geçti.Güzel bir gece geçirdik.Tarabalar sergisi ve dinleti programını hazırlayan Volkan Atılgan'a teşekkür.Ayşe Tütüncü ve Sıla Gerbağa harikaydı.Bir kaç Ayancık resmiyle yazımı sonlandırayım.
26 Ağustos 2012 Pazar
SİNOPALE Sinop'luları uluslararası sanat çevresi ile buluşturuyor.
Benim için bir tatil yeri olan Sinop Sinopale ile bambaşka çehreye bürünüyor.Açılışlar ,sergiler forum ile günlerim dopdolu yeni bilgiler öğrenerek zamanı geçitiyorum.Her bilgi zihnimdeki diğer bilgilerle yer değiştiriyor.Bu yıl ki bienal konusu "Gölgenin bilgeliği :bozulmuş bilgi çağında sanat"
Sinopale 4
İlk aklıma gelen Platon’un Mağara teorisi oldu.İnsanlar
mağara kapısına dönük oturmakta ellerinden boyunlarından kollarından zincirli.Mağaranın
dışında asıl gerçeklik.Mağaradaki insanlar her şeyin gölgesini görmekte .Ne
yansıyorsa onun gölgesi.Konuşmalardan onların zihninde kalan.Asıl gerçeklik dış
dünyada.Ancak içlerinden biri zincirlerini kırıp gerçek dünyaya dönebilirse orada da ilk önce gözleri
kamaşacak.Tıpkı karanlıktan aydınlığa çıktığımızda olduğu gibi.İnsanın bütün
bildiği mağaradaki görüntü ve yansımalar.Tıpkı insanın kendisine ait bilgisi
gibi.Benim bilgim başkasının bilgisi yanında bir hiç.Epikuros’un söylediği gibi
tek bir şey biliyorum oda hiç birşey.Mağaradan çıkan insan bu şaşkınlığa
düşecek:her şeyi bildiği zanneden insanın şaşkınlığı içinde kendisi ile
çelişecek.Gördüklerini öğrendiklerini mağaradakinlere anlatsa mağaradakinler bu
insan delirdi diyecekler.Asıl gerçekliğin kendi gördükleri gerçeklik
zannettikleri için.Mağara dışını anlatan insanda kendisi neyi görmek istediyse
onu gerçek zannedecek.Anlattıkları da neyi anladığı ile ilgili olacak.Peki tüm
bunlar sanata nasıl yansıyacak.Bilgi nedir.Bilen ile bilinen arsındaki bir
ilişki.Küçük bir çocuğu düşünün onun
bilgisi yoktur.O ancak gördükleri sordukları ve onların zihninde bıraktığı
izler ile dış dünyayı bilip anlamaya çalışır. İşte ben bu bilgiler ışığında bienali gezdim .Size
onlardan birkaç kare ile gördüklerimi anlatmak istiyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
İnsan aynaya baktığında kendini görür. Çevrede arkadaş seçerken kendine daha çok benzeyen kişilerle arkadaşlık ...
-
DİKMEN Ankara'da dört yıl Kızılırmak sokakta Irmak kız öğrenci yurdunda kaldım. Yurt önce sinema şimdi Jolly Joker konser salonu oldu....

















































