21 Ekim 2017 Cumartesi

17 Mara Yaylası ( Kır Obası )

Sabah sevgili arkadaşım Güler'in evinde uyanmak ne güzel! Hemen deniz çantamı hazırladım. "Hem sabah yürüyüşü yapayım belki denize girerim" dedim. Sabah yürüyüşünden sonra  ayakkabılarımı çıkarıp "denizin suyuna bakayım" dedim. Sinop'un yaz boyu sıcaklığında bir deniz sabahın sekizi denizin güzelliği bir yüzmüşüm ki anlatamam. Ardından sabah sohbetleri eşliğinde güzel bir kahvaltı. Sonra İlhami Bey'in " acele edin yaylaya çıkacağız"  demesiyle hemen hazırlandık yola çıktık.
Sonbaharın mürdüm eriği, yeşil, saman sarısından limon sarısina kadar değişen renk cümbüşü, temiz havası, taş evlerine bakarak hem gözümüz hemde ruhumuz doydu. Yavaş yavaş hava serinledi hırkalarımızı giydik.
Taş evlerin arasında dolaşarak fotoğraf çekti.
Yayla olduğu için soğuk hava depoları Mara Köy' ünde çok sayıda vardı. Merak rttik dolaştık. Yaşlı kadınlar, gençkızlar nar paketleme işini yapıyorlardı. Üstlerine kalın giysi geçirmışler bellerini şalla sarmışlardı. Bir an için onların yerine kendimi koydum. " Sadece harçlığımı çıkarmak için saatlerce soğuk bir yerde çalışan emekçi kadın olmak ne zor! Aldıkları yevmiye az, çalışma koşulları, sabahtan akşama kadar durmadan narları kağıtlara sarmak ambalajlamak üstüne soğuktan hastalanmak var"
Yaşam bazı insanlar için zor.
Akşamın karanlığı çökmeden yayladan inışe geçtik. Yol boyu verimli topraklarda ekilmiş bitmekte olan domates yeni ekilmiş lahanalar ve doğayı seyrederek Taşucu' na geldik. Gezmek yeni bir yer görmek  güzel.
 Eve dönüp ayağını uzatmakta ayrı bir keyif .Onca yorgunluğa rağmen akşam yürüyüşü ile bir güne veda ettik.




2 yorum:

hüznün tadı dedi ki...

Ne hoş yerler. Girdiğin denizin resmini niye çekmedin ki?

tülin dedi ki...

güzel bir gezi olmuş :)