31 Ocak 2019 Perşembe

altmış da neymiş

                                           
        bazen yorgun bazen enerjik uyanırsın.
eski fotoğraflara bakarsınız o eski beni ararsınız.
takmazsın bazı şeyleri
organların kendini artık hissettirmeye başlar
dizler merdiven çıkma, omuz örgü örme, bel ağır yük taşıma der
bilgilerin ve tecrübelerin çoğalmıştır ama yine de ne kadar az bildiğine şaşırırsın
gerçek gibi sunulanın ardını görürsün.
yaşadığın anın kıymetini bilirsin
daha az yemek istersin torun der ki "anneanne bizim evden sizin eve yürü annem gibi olursun"
başkaları senin kilonu dert eder
belin kalınlaşır
görmek için gözlüğe ihtiyaç duyarsın
nedense etiketler küçük yazılmıştır
aşkın yerini sevgi almıştır
kız arkadaşların önemli olmuştur
koşturmaların nedeni değişmiştir
daha fazla ayrıntılarda boğulursun
çok şey yapmak istersin gücün azalmıştır
adın emekli olmuştur ama yaşamdan emekli olmamışsındır
daha sinirli, daha alıngan, çocuk gibisindir
dans ederken enerjin azalır
gökyüzünün mavisi güneşin doğuşu, doğadaki olayları mucize gibi algılarsın
kuş olup uçmak istersin kanatların yorgun ama içindeki ben "devam et"der.
giysi alırken "etraf ne der"diye düşünürsün sonra bir arkadaşın der"ki içinde kalmasın giymek,
yemek, sağlığın yerindeyken gezmek istersen gez der mantığına yatar. Gider içinden ne geliyorsa alırsın.
saçların yeni rengi çok güzeldir kurşuni gri ama bazıları kabul etmez ay başlarında farklı renk ayın sonunda farklı renk ne güzel renkli hayat
aşkın değişmiştir: bazen de yeni aşklara yelken açarsın kitap,çiçek, tiyatro, torun.
hayattaki amacın bellidir.
sağlık çok önemlidir evin en baş köşesinde artık hapların yerini almıştır.
bugün" ne yapsam" diye düşünürsün.
azda olsa varsa emekli maaşınla ancak karnını doyurursun. bazen ek iş yaparsın.
yaşamın heyecanı bazı günler içinde hissedersin bazı günlerde de elini kaldırmak içinden gelmez.
yazdıklarına bakarsın hep olumsuzluk içinde sevinçler ararsın
fazlalıkları atarsın kilo, yaş,
hazırlan dersin hayat ben geliyorum bekle hazırım senin sürprizlerine
                           





30 Ocak 2019 Çarşamba

AŞTİ 'DE SABAH

                                 
         Sabahın dokuzu Ankara garında yolcular.  Sevgiyle birisi karısı ya da sevgilisi veya kardeşini geçiriyor. Yanağa konulan buse. İki kadın heyecanlı heyecanlı sohbette. Önde bir kadın herkesin duyacağı şekilde Mustafa'ya bilgi veriyor. Şimdi kızını aradı. Oturduğu koltuk numarası ile ilgili bilgi verdi. Halan sohbete devam. Radyoda bir gazel Ankara sabahına sanki isyanda gökyüzü koyu gri bir bulut ile kapandı. Sigarayı derin derin tüttüren insanlar. Tüm dünyanın derdini bir üfleyip bitirecekler.Otobüsün hareket saati gelmekte. Valizler yüklendi. Dışarısı tenhalaştı. Eksik koltuklar dolmak üzere. Muavin yeni galiba. Sürekli nasıl davranacağını hakkında bilgi veriliyor. Dışarıya yeni yolcular geldi. Bir sonraki otobüs saati için. Arabada yaşlı bir adam öksürüyor  İçi sanki dışarı çıkacak öksürükten. Sabah yorgun yüzler. Son kontrol yapıldı. Araba tam. Geri geri gidiyor. Yolculuk başlıyor. Hoşçakal Ankara.
         Bolu'nun çam ormanlarını görünce  "iyi ki yoldayım" dedim. Gözüm gönlüm açıldı.

Müzede konser

                                                                         
         Uzun yıllar oldu. Anadolu medeniyetleri Müzesine gitmeyeli. Arkadaş "Devlet Opera ve Balesinin etkinliği var" deyince " haydi gidelim" dedik. Eşimin yeğeni Ankara'da opera söylüyordu sayesinde operaya gidiyorduk Antalya' ya gidince üzerimize tembellik çöktü. Sevgili dostum sayesinde kulağımızdaki pas gitti. Günlük rutinin dışına çıktık. Bazen bazı şeyler çok kolay bazen zor. Galiba zorluk kafamızda.
          Beton yığınlarından çıkıp eski Ankara evleri, tarih kokan sokaklar  salonlar, müzede bozlak günün özeti. Tek kelimeyle harika bir gün. Bu seferlik yazılar az olsun fotoğraflar konuşsun.
          Sizde keyifli zamanlar geçirmek istiyorsanız  Ankara' da en uygun mekanlardan birisi kale ve çevresi ve Hamamönü.
                                                         
















                                                                   

28 Ocak 2019 Pazartesi

Çamlıdere

                                               

        Ankara'nın ilçelerinden biri. Fotoğrafçı arkadaşlar üç yada dört defa gittiler. Benim gitmem nasip olmadı.Daha doğrusu denk gelmedi. Aklımda bir gün gitmek vardı. Torunun okulu tatil olunca hem onu götüreyim değişiklik olsun dedim. Müzelerin fazla olduğundan bahsettiler. Çuf çuf oyuncak müzesi varmış. Ege sever oyuncakları.
          Giderken Kazan Kızılcahamam üzerinden gidelim dedik. Hem köydeki eve uğrarız. Köy ile ev arası 70 km.köy ile Kızılcahamam arası 14 Kızılcahamam ile Çamlıdere arası 26 km. Toplam 110 km
Dönerken otabandan gelelim dedik oda 110 km. Ama tercihim Kızılcahamam üzerinden gitmek.
Alışveriş imkanı daha fazla et ve yöresel ürünleri almak açısından.
          Yol açıktı. İlk önce oyuncak müzesini sorduk. "Tepede dört vagonunu birleştirilmesinden oluşmuş" dediler. Arabayı belediyenin önüne park ettik. Tepeye tırmandık 10 dakikalık yol. Fakat müze kapalı hafta ortası görevli arkadaş nerede? O arada arkadaşları aradık. Bizi bilgilendirdiler. Karşıda güvenlik vardı. Onlara sorduk. Görevli arkadaşa haber verildi. Kapıyı açtı. Girişte oyuncaklar var. Dört vagon oyuncak dolu. Ege büyük merakla biz de oyuncakların zenginliği karşısında heyecan içinde oyuncakları gezdik.Çocukluğumuz aklımıza düştü..Benim hatırladığım bir tane kolu olmayan bebek. Evde masa altında oynadığımız oyunlar aklımıza geldi. Tüm sokaklar bizimdi. Beş taş, çelik çomak doğanın nesneleri ile oynadığımız oyunlar.
           Karşıda bir müze varmış oraya geçtik.Toplam sekiz müze var. Biz dördünü gördük. Dokuzuncu müze hazırlanmakta soba müzesi olacakmış. Küçük yerde sekiz müze. Müzelerin altında güzel bir pide yedik. Bazlama dışında alınacak bir şey yok. Köy peyniri sorduk. Ankara'dan geliyormuş. Alışveriş yapmadık. Paralarımız cebimizde kaldı. Çamlıdere çıkışı ağaç heykellerle dolu Yine belediyenin önü ağaç heykeli.
           Yorgun ama mutlu Ankara'ya döndük.

                                                                 




                                                                   












26 Ocak 2019 Cumartesi

Süt fiyatları şişe süt mü? açık süt mü?

                                                                   

         "Patates çorbasına ilave etmek için. dün marketten süt alayım" dedim. Market 2.5 lira geri verdi. Ben hala paranın üstünü bekliyorum. Şaşkın şaşkın beklemekteyim. Kutuda günlük süt . Aklıma geldi "Fiyatı nedir?" dedim. 7.5 lira almaktan vazgeçtim.
        Market sahibi arkadaşımız: "Bu kadar pahalı olmasının neden Ambalajından " dedi.
         Dışarıdan açık süt alıyorum  Litresi 3 lira, yine kasaptan alıyorum 3 litresi 11.5 lira.
         Bugün baktım kapı önünde sütçü var. Daha önce görmemiştim. Son zamanlarda tanımadığım sütçüler geliyor. Bu sütçü Gölbaşı' ndan geliyormuş. Biraz sohbet edeyim dedim. Bir gün önceki olayı anlattım. "Bir süt markası bunlardan ya da onların mahallesinden toptan süt alıyorlarmış Soğuk hava deposuna dolduruyorlarmış sonrada oradan  fabrikaya. Marketten şişeyle aldığımız günlük sütleri işleme tabii tutup market rafında yerini alıyor" dedi. Sütün  serüveni. "Peki sizin sütünüz" dedim. Günlük sağlıyoruz. Kahrı biz çekiyoruz. Sefayı belli markalar. Marketten genelde kredi kartı ile aldığım için fiyatları tam olarak bilmiyorum. Bakıp fişi inceliyorum ama her zaman değil. Kapıdaki aldığım sütlerde kaymağı az .Kasaptan aldığımın biraz daha fazla. Dünürüm Ankara Ballıkuyumcu Köy!ünden dan süt alıyor. Kilosunu bilmiyorum ama bir gün kızımda 5 litre süt  vardı. Bir parmak kalınlığında kaymak tereyağ yaptım.
         Süt fiyatları böyleyse sebze fiyatları nasıl? Kereviz 7.5 lira
         Sinop' ta köylü pazarından alırım. Kadınlar köyden getirir. Üzerinde kaymağı olanlardan alırım .Orada da yakın fiyatlar.Şu sıralar kış sebzeler de uçmuş .Biraz havalar açsın.Pazara gitmeye başlamak lazım.
       

21 Ocak 2019 Pazartesi

Bugün günlerden turuncu olsun

                                                   
                                                               
        Dün hava günlük güneşlik bu sefer yürüyüşü ne aşağı ne yukarı yaptım. Dikmen Vadi'sine gitmeye karar verdim. Fotoğraf çekerken kışın grisine inat mavi bir gökyüzü turuncular, kırmızılar, yeşilin değişik tonları. Renkli bir yaşamı özlemek gibi.
         Bu yazıyı yazarken  sımsıcak bir ilkbahar sabahı annem sırtını güneşe vermiş balkonda. Bu anı niye geldi? Bilmiyorum. Bir anı daha çağrıştırdı. Lisedeyim okuldan gelmişim odada soba yanıyor ve alabildiğine sıcak. Güneş odayı o kadar çok  ısıtmış.Yanda tren yolu trenin sesi evi sarsıyor. Karşıda bir çınar ağacı.  Uzanıyorum divana üstüme ince bir battaniye. Uykuya dalıyorum annemin sesi "kalk çay  yaptım yanında pişi."
         Bu sabah kahvaltıda greyfurtla karışık portakal suyu ve portakal reçeli renklerin güzelliğini anlatamam  ancak fotoğraf çekmedim.
          Bugün galiba güneşi istiyorum. Turuncu akşam rengi gün batımı. Off tatil mi istiyorum. Sıcak bir yerde. Çocuk olmak istiyorum birde. Saf, temiz, doğrucu içimden geldiği gibi olmak istiyorum. Çevremdeki her şeye hayret etmek istiyorum. İçeriden kahve kokusu geliyor. Yaşadıklarımı içime çekiyorum. Çocuksu bir kahkaha atıyorum. Sade ve yalın .Tüm kanayan yaralarımdaki acılarımı saklıyorum. Usul usul kanıyor yaralarım. Üzerine güneş serpiyorum. Bugün bir dileğim var. Bugün torunum Deniz'le yer değiştirmek istiyorum. Onun gibi yaşama bakmak için.
                                                       







18 Ocak 2019 Cuma

çay kokusu eşliğinde üretmek ne güzel!

                                   
         Dolmuştayım arkamda iki kadın konuşuyor. "Sabah çay kokusu ile uyanmak istiyorum. Yeni demlenmiş bir çay yanında kızarmış ekmek kokusu." Kokulara hasretim burnum koku almıyor. Ya da şöyle" diyeyim. Burnum tıkalı olduğu için kokuları almakta zorlanıyorum. Masamın üzerindeki çiçeği sulamaya götürdüm mis gibi koktu. Belki kucağıma aldığım için."Bizim evde erkenci olan benim. Eğer o gece kafamı bir şeye takmadıysam deliksiz uyurum. Dün on iki gibi yatağa girdim. Kitap okuyayım dedim iki üç sayfa sonra uykum geldi. Sabah altı kırk beşte uyanmışım. "Uyumanın anlamı yok kalk" dedim kendime. Çayı sekize doğru koydum. Mis gibi koksun diye içine kokulu çay attım.
         İki gün önce başladığım filenin sapını ördüm. Bir şey eksik gibi geldi. Biraz süslü olsun diye üstüne bir de çiçek işledim. Ay çok mutlu oldum. Üretiyorum bir huyum var bir an önce bitsin. Tabii bedel olarak sırt ağrısı olsun razıyım  ben çok beğendim. Aynı ipten amerikan servisi örmeye karar verdim. Bu ipten normal çanta ya da heybede olabilir.
        Emekli felsefe öğretmeniyim. Bir sürede rehber öğretmenlik yaptım. Yaptığım iş soyut. Bir nebze sınav kağıtları somut. Psikolojik danışmanlıkta soyut ... Bir gün kız öğrencim :" siz benden yaşlısınız size gelip özel hayatımı anlatıyorum" diye kendi kendine sorgulayıp bana da düşüncelerini anlatmıştı.
            Şimdi amatör fotoğraf çekiyorum. Tiyatro festivalinde gönüllü çalışıyorum. Seyahat ediyorum.
           Ay çantam harika oldu. Üretmek güzel. Havanın kuzgini grisine inat çok beğendim. Biraz sonra dışarı çıkmam lazım. Onun için bir an önce fotoğrafları yüklemeliyim.
                 







Not ipim çıkmamış yüncüden alırken sorduk. Makroma ipi diye geçiyor. Bir buçuk yumaktan çıktı.Bir yumak dört lira.