30 Mayıs 2015 Cumartesi

Almanya Hildesheim

Tarihin sanki içinde yaşıyorsun. Sokaklar caddeler ve binalar. Arrnavut kaldırımlı bir yol. Almanya'nın aşağı Saksonya bölgesinin güneyinde bir şehir.Şehrin bazı sokaklarında ki evler insanı ortaçağda yaşıyormuş havası veriyor.  Şehrin tarihini okuduğumda İkinci dünya savaşı sırasında ağır bombardıman geçirmiş. Büyük kiliseler, tarihi pazar yeri bir kısmı yeniden yapılmış bazıları restore edilmiş. Şehrin mistik havasını hissedebiliyorsun. Şehir yeşil ve evler çiçek bahçesi .Gözün yeşile doyuyor. Havası tertemiz Evler genelde bahçeli en fazla üç katlı konutlar var. Şehirde dolaşırken bir bakıyorsunuz yol ormandan geçiyor.

Kaldığım yere beş dakikalık mesafede küçük bir göl var. Tonkuhle. Dün farkına varmadan tek başıma keşif yaparken bir başka göle rastladım. Hohnsensee. Diğer göle nazaran daha büyük. Ördek  ailesi yaşıyor.


Şu anda sanat festivali var. Performans sanatı ile ilgili. Eski bir okul .merkez olmuş.

































Şehri gezerken bir yandan sanatsal çalışmaları izliyor bir yandan da oğul ile özlem gideriyorum.





Renkli sokaklar, tarihin dokusuyla süslenen binalar ve yeni bir yerde olmak. Gezmek tanımak ve öğrenmek seyahatin kazandırdıkları.


13 Nisan 2015 Pazartesi

baharın hediyeleri

Dün artık yeter dedim kendime sabah yürüyüşü yap dedim. Birde Öveçler Vadi' sinde yapılmayan bölüm var. Oradan zaman zaman balkon için ağaç dalları, kır çiçekleri toplarım. Bu sefer yine oraya gideyim dedim. İnanamadım. sarı papatyalar.o kadar mutlu oldum ki.

Öğleden sonra Artvin iller fuarına gittim. Pazar öğleden sonra pek gitmem ama bu sefer gideceğim tutttu. Ne kalabalık anlatamam .Sanki bütün Ankara' daki Artvin' liler orada. Doğal kekik aldım. Birde portakal ve limon içinde yeşil limonlarda vardı.

Oradan 100 .yıl pazarına gittim. Pazar çok pahalıydı. Otçu teyzemden hardal otunu aldım. Zeytinciden daha olmamış acımtrak zeytinler.

Öğleyin  hazır meyve suyu içmiştik hiç memnun kalmamıştık. Hemen hardalı temizledim.haşladım .Sarımsak ,sirke ,zeytinyağı bir özlemişim ki... Yanında limon,  portakal karışık doğal meyve suyu. Birde Atatürk Kültür Merkez'  inde bir amca yerden ot topluyor.
 Nedir diye sorduğumda teke sakalı diye bir ot demişti.Arkadaki Onu da yıkayıp masaya koydum. Farklı doğal tatlardan oluşan ikindi kahvaltısı ile günün keyfi yerine geldi.

10 Nisan 2015 Cuma

sardunyalar susuz kalmasın.

Sabahları uyanır uyanmaz ilk işim dışarı bakamaktır. Tam karşımızda da bakkal var. Kaç gündür kapalı merak ettim hastalandı mı ?diye içimi bir hüzün kapladı. İnsan alışınca kötü oluyor. Saat gibidir, zamanı oradan öğrenirim. Eger açıksa saat 7.00 olmuştur. Sonunda öğrendim yengesi ölmüş . Kars'a gitmiş .İçim biraz rahatladı. Evin girişinde bir akşam bir kalabalık ölen mi var? sorusuna babamız öldü dediler. Başsağlığı diledim.Beyaz sakallı yüzü nur içinde bir amcaydı. Balkonunda sardunyalar vardı. Kızları gelir giderdi. Balkonda sigara içen bir bakıcı vardı. Şimdi sardunyalar susuz kalacak. Tıpkı annem ile babamı kaybettiğimde çiçeklerin kuruması gibi. memleketten getirememiştim. Alıştığımız durumlar elimizden kayınca yaşam ne kıymetli oluyor. Bahar yürüyüşlerine başlayamadım. Kendimi keyifsiz hissediyorum. Havada soğuk sarıp sarmalanıyor gazete almaya çıkıyorum.  Bahar çiçeklerini göreyim diye İlkbahar Park' ında bir tur atıyorum. Evdeki çiçeklerim boyunlarını bükmeğe başlamışlar. Susuz kalmak ne kadar kötü, hemen çiçeklerin  yaprakları solmaya başlıyor. Tıpkı insan gibi. Alıştığımız şeyleri kaybedince ben de öyle oluyorum. Hasta olmamak, canın bir şeyler hissetmememesi, gönül kırgınlığı hepsini birleştirince ben de solan bir çiçeğe döndüm. Gayret et diyorum. Balkon için aldığın çiçekleri düzenle, günlük hayatın tek düzeliğinden kurtul. sevdiğin bir arkadaşı ara.yavaş yavaş yapıyorum. canlanmağa başladım ama bana yetmiyor. Beden yorgunluğu ruh yorgunluğu ile birleşince kötü oluyor. Şu an dışarıda güneş var. Hava biraz daha ısınsın. Gazete almağa çıkayım. Alt parkta bir turlayım. Gidip sardunyalara bakayım.Balığın suyunu değiştireyim.

26 Mart 2015 Perşembe

Anılar bana küsmesin

İnsan zihni anıların izi ile ayaktadır. Yeni bir yer ,yeni insanlar, yaşanmışlıklar. Bazen sıkı sıkı sarılırız.; bazen zihnin derinliklerine atar unutmaya çalışırız. Güzel olanlar paylaştıkça güzelliği artar.
İspanya gezisinden o günlerde facebookta paylaştığım notla geziye devam ediyorum.
"Günaydın, Gezi, seyahat güzel ancak yorgunluğu olnasa. Şu an saat yediye geliyor.Hala ayaklarımın ağrısı geçmedi. Ama keyıfli yorgunluk. Saat sekizde yola çıkılacak. Valiz toplanacak. Valencia' ya kdar 540 km yolumuz var. Yaklaşık 7 saat.Dün gece cingece mahallesindre flamenko izledik. Gündüz El Hambra sarayı, Alkazar bahçesi ve Sarayı, Sevilla Katedrali. Cok güzel yapılar.Valiz toplama zamanı. Yeni yerleri görme heyacanı ile canlanalım."  11 Mart 2015 tarihinde bu duygular içindeyim.








Madrid  Retiro Park
 Akşamüstü keyfi, İspanyolların ünlü içeceği sangria


 Akşam yemeği paella
 Don Kişot
Muhakkak Cervantes'in meşhur romanını tekrar okumak düşlerde yeni serüvenlere yelken açmak zamanı.

 Alt resim Cordoba Musevi  Mahallesi ve ara sokaklar.




 Cordoba Camisi Doğu ile batının sentezi sayılan Cordoba Camisi 784-786 yılları arasında Endülüs Emevi Sultanı I. Apdurrahman tarafından yapılmıştır.Hayran kaldığım yapıtlardan biri.









Cordobo Camisi
 Güzel yerlerin keyfini bir başka güzellikle bölmemek için Elhambra sarayını bir başka yazıya bırakıyorum.


özlemişim yazmayı Özbekistan 1

                          Buhara Miri Arap Medrese                                                                 Buhara Chor Minor Medrese...