9 Ağustos 2014 Cumartesi

Balkondaki ay çekirdekleri

Ne kadar güzeldir,
Güneşe dönerler hep yüzlerini.
Umuda, dönüktür
Siz nereye çevirirseniz o  yüzünü çevireceği yeri bilir.
Çok bereketlidirler.
Bir taneden bir çok çekirdek çıkar.
Yetişmesi çok kolaydır.
Başlangıçta biraz kırılgan.
Ama büyüdükçe kalın bir gövde.
O kırılganlıktan ne zaman kurtuldu anlamazsınız.
Açtıkça size gülümser.
Hele saksısı ya  da yerini sevmişse büyüklüğüne inanamazsınız.
Bir tohum olur bin bereket.
 
  



Bu fotoğraflar Sinop'taki evden Ankara'dan geldi fideler. Son iki resim Ankara'aki evdeki terasta yetiştirdiğim ay çekirdekleri.

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Sevgili Kadriye beni mimlemiş. Teşekkürler  Aradan epey zaman geçti.
1. En çok kırıldığın/incindiğin kelime?
Kelimelere takılmamaya çalışırım.
2.Herkesin kullandığı bir kelime olur.Ama senin için bir insan olur.O özel insan o kelimeyi kullanınca alınırsın?Ne düşünüyorsun?
Bazen uykusuz olduğumda yaptığım yanlışları söylenince şimdi yine uykusuzluğa sığındı dediler mi kızıyorum.
3.Seni en çok duygulandıran şarkı?
Olmasa mektubun yazdıkların olmasa
4.Daha önce seni bırakan biri geldi.Senden bir şans istedi sen de o şansı verdin.Ama buna rağmen yine bırakıp gitti.Şimdi yine pişman ne yaparsın?
Gidenin arkasından bakmamak en iyisi. Aynı hareketi yine yapabilir.
5.Nefret mi aşk mı?
Aşk
6.Birinin kalbini kırdığında nasıl gönlünü alırsın?
Özür dilerim .
7.Nasıl ağlarsın,bağırarak mı içine atarak mı?
Bazen bağırarak bazen içten . Ancak gözyaşlarım çok değerlidir.
8.En korktuğun şey?
Yanlış anlaşılmaktan
.9.Ruhun sıkıldığında ne yapmayı seversin?Kendini nasıl sakinleştirirsin?
Yürüyüşe çıkarım
10.Bazen kızılmasından hoşlanırsın.Peki en çok ne için kızılmasından hoşlanırsın?
Kızılmasından hiç hoşlanmam.
11.Şiir/Müzik/Öykü/Deneme?
Deneme,öykü,müzik,şiir
12.En son ne için ağladın?
Hatırlamıyorum
13.Birinde hemen etkilendiğin özellik?
Yaratıcı,pratik insanlar
14.Dayanamadığın şey?
Olumsuz düşünen,konuşan insanlar.
15.En sevdiğin duygu?
Heyecan duymak. özellikle araba kullanırken.

11 Temmuz 2014 Cuma

İnsan yaşadığı yeri tanımalı

Neden böyle bir başlık attım. Dün eşim "Akşama Paşa Tapya'larında açılış var."deyince, ben orasını görmedim dedim. Eşim şaşırdı. Akşam dayı kızı geldi. Meğerse benden daha beter çünkü doğma büyüme Sinop'lu. O da Paşa Tapya'larını görmemiş. Konu Sinop'un sokakları, bir anımı daha anlatayım.
Dayı kızı "Bak seni bir sokağa götüreceğim"dedi. "Benim bildiğim sokak" dedim. Gerçekten bir gün canım sıkıldı sokakları dolaşayım dedim. harika bir sokak çeşmeler var. Kale ,eski evler. İnsan genelde alıştığı yere gider. Ama en yakın  sokağın bir altına inmez. Paşa Tapya'larından bahsedecekken konu dışına çıkıverdim.En iyisi ben anlatmayayım fotoğraflar bu güzelliği anlatsın.









Arkadaşlar hem tarihi koruyup hem de doğal ortam sağlamışlar. yemekler güzel. Sinop'un mantısı, ıslama, ızgaralar var. Ama ben kendime bu olaydan ders çıkartım. Diyeceksiniz geç olmadı mı? Olsun insan her gün yeni bir şey öğreniyor. İnsan yaşadığı yeri tanımalı gezip görmeli. 

2 Temmuz 2014 Çarşamba

Yine yeniden Sinop

Çiçekler yerlerini buldu. Bir kısmı kapı önündeki merdivene,bir kısmı komşunun evini süslemeye bir kısmı ya tutarsa diye sökülerek Sinop'a getirildi. Petunya ve tırnak çiçeği.hemen ekildi. Petunyalar tuttu gibi. Ama aklım terasta kalan çiğdemler ile kasımpatlarda. Onları indirmeye yada başka yere nakletmeye vaktim olmadı. Bıraktığım çiçekler bana dostluğu arkadaşlığı anlatıyor. Öyle dostlar vardır ki yeri çok güçlü onlar çok değerlidir. Bazen bir orkide gibidir. Nazlı sürekli açar. Senin için özeldir yeri. Bazıları menekşedir. Görüşmezsin ayda yılda bir kere görüştüğünde ilişkin kaldığın yerden devam eder. Bazıları. sardunyadır; dostluğu arkadaşlığı hiç bitmez ışıl ışıldır. Hele açtımı seni tümden kucaklar.Her zman yanında bulunur.
 Eşyalar toplandı. Yolculuk Sinop'a Buradaki çiçekler karşıladı beni.  Bir yerlerde okumuştum. Eşyalara ve insanlara güvenmeyeceksin diye.Ama dostların yine de yeri ayrı. Bu sene Sinop bienalin 5. Konusu kristaller ve kümeler . Karşımda deniz ruhum gibi gözümü dinlendiriyor. Şu anda çay bahçesindeyim. Ilık bir rüzgar esiyor ,karşımda deniz .
Yaşamak nedir diye sorsalar derim ki ik önce çok şey beklemiyeceksin hayattan. Sonra bakacaksın çevrene senin sevebileceğin arkadaşların var mı? Değer verdiğin insanlar..Bir de basit yaşayacaksın. Yaşamın acı ve tatlı yönünü olduğu gibi kabul edeceksin. Öfkeni kine dönüştürmeyeceksin. Her şeyi olduğu gibi kabul edeceksin.


24 Haziran 2014 Salı

Yaşamın denetimi bizim elimizde mi?

Tabii ki evet diyeceksiniz. Hem evet hem hayır.  Ben de diyorum ki;.denetimi elimize alıp kontrol etmek istiyoruz. Cinsiyetimizi biz belirleyemiyoruz. Kadın  ya da erkek olarak dünyaya geliyoruz. Var olanı değiştirmek istersek çok zorlu bir mücadele içinde olmamız gerekir. Ya da kadın olarak dünyaya geldik . Kadın olarak dünyaya geldik ancak ikinci sınıf fert olmaktan kurtulup ben de varım demek istiyoruz yine mücadele gerekiyor. İçinde bulunduğumuz kültürü, değer, yargılarını değiştirmemiz lazım; ayrıca bize öğretilen roller ,alışkanlıklarla uğraşmamız gerek.Bir de içimizdeki vicdan ile uğraşmamız lazım. Doğumdan itibaren insan yaşamını  kendi elinde bulundurmak istiyor. Bazen hastalıklar,içinde bulunduğumuz çevre sürekli engelliyor. Batı da kadın olmak ayrı doğuda kadın olmak ayrı. Her şeyi bilmek de  uygulamak da farklı. Kitapları okuyoruz. Bilinçleniyoruz. pratiğe gelince sürekli engellerle karşılaşıyoruz. Bir engelle karşılaşınca ya devam et ya da kaç metodunu kullanıp bir süre bazen soluklanıyoruz.
Dört günlük Sinop gezisi yaptım.Eşimin nükleere hayır paneline gittik,  hava yağmurluydu. Çok kalabalık değildi. Güzelim doğa için mücadele etmek istiyoruz. katılan kişi sayısı belli. Biz konuşuyor biz dinliyoruz.
               Burada bırakın denetlemeyi bizden bağımsız bizim dışımızda olaylar gelişiyor.Ağaçlar kesiliyor. Yeni yollar yapılıyor. Yeni tünel açılıyor.Yine de insanlar vazgeçmiyor. Doğayı korumak istiyor. Sinop!a giderken Botabat'a uğradık  kebabı yedik.
 Ara sokaklara dalınca eski evleri gördük.

                                           Elimde makina değişik kareler yakalamaya çalıştık.




                                                               Eski ile yeni bir aradaydı.
Yine de aklımda sorular biz yaşamı ne kadarını denetleyebiliyoruz. Gelecek için ne gibi önlemler alabiliriz düşüncesi aklımdan çıkmadı.
                      Doğa muhteşem,Bu fotoğraf araba hareket halindeyken çekildi.
                  Eski'yi korumak gerek.İçinde yaşanmışlıklar var.Anılar,geçmiş var.Ayakta kalmak var. Mücadele var.

10 Haziran 2014 Salı

veda

Günüm doldu. Bu kente veda zamanı geldi. Birilerinin hayatına karışıp onların yaşamına ortak olma sona erdi. Güzel geçen zamanlar,deniz kenarında yapılan yürüyüşler.kuzenlerle yapılan balkon kahvaltıları ayrı bir zevkdi.

Kuzen konserim var kalır mısın deyince neden olmasın dedim. Dünya Müziklerinde Folklorik Tınılar Korosundaydı. Şef Leyla Pekin. Konser Moda'da Barış Manço'nun evinin karşısında küçük bir kilisedeydi .Kulağımızın pası silindi.


 Her vedada içimi hüzün kaplar. Ayrılık vakti gelmiştir. Kim bilir beraber olduğum insanlarla nerede ne zaman karşılaşırız aynı şekilde bulur muyuz?
İstanbul'da son gün vapurla eve dönüş oldu. Denizle vedalaştık. Sanki inadına güneş çıktı. Gitme dedi. gitmem gerek dedim. Zamanım doldu.
                                                                      Dalgalar ayrı güzeldi.

                                                            Emel'in kedisi de bizi dinledi.
                                             Oğulun evine çiçekler ekildi,yemekler yapıldı.Cebimde biriktirdiğim  anılar yüreğim buruk  bir şekilde  İstanbul ile vedalaştık.

8 Haziran 2014 Pazar

İstanbul gezilerine Anadolu tarafında devam edildi.

Dün teyze kızları ile buluşup Anadolu yakasında ne yapabiliriz diye düşündük. Bostancı sahil yolunda yürüyüş yaptık.
                                                                Kedilerin pozu şahaneydi.
                                                                     Manzara muhteşem.
                                                        Martılar, çığlıkları ile bize eşlik ettiler.
                                                     Gemiler denizde süzülmekte.
v                                                   Kafka Kafe'de manzara muhteşem.

                                                         Moda'da barış manço'nun evi.




6 Haziran 2014 Cuma

İSTANBUL'DA ZAMAN

      Yine yağmurlu bir istanbul sabahı ile uyandım. Bu sabah bir hamaratlığım tuttu. Şimdi yaptığım temizliğin karşısına geçip bir kahveyi hak ettim. Dün Firuz kahvede Handan'ın Kaleminden yazarı Handan ile buluştuk. Ben de bir heyecan nasıl tanıyacağız bibirimizi derken  birden karşımda belirdi. Blog yazarlığı sanal aleminden gerçek aleme varmak güzel. İstanbul'un yeme içme konularını takip ettiğim Handan candan ,güler yüzlü,cana yakın.Bir çay içimi zamanlarda blog yazalığından ,yaşamdan ,merak ettiğim konulardan sohbet ederek birbirimizi tanıdık.
       Dün sabah sabah yürüyüşünden çektiğim kareler İstanbul'u bir başka anlatıyor. Eski yapılar yanında yeni yapılar.

Hala görkemini koruyan taş binalar.
Sabah yürüyüşlerinde hergün farklı sokağa çıkarım. Daha önce yakınına gelmiştim. Ama bu camiyi görmemiştim. Cihangir Cami'si
Kediler yürüdüğüm sokaklarda bazen şaşırıyorum Ne kadar çok  çok kedi var diye.

İstanbul'da zaman böyle geçiyor.



3 Haziran 2014 Salı

yalansız yarınlar

Yağmur ile karşılıyor İstanbul, İlk ışıklar odama düştüğünden beri gözüm açık .Dünden yapılmış işler bugün yapılacak işler olmasıda güzel. Şimdi dışarı çıkıp Cihangir sokaklarıyla özlem gidermeliyim. Simit almalı  yanında çay ,Dolaba bakmalı peynir var mı? Katık olmasa da olur. Mis gibi çay odaya dolmalı.Yağmurun bereketi ile yüzümü yıkamalıyım. Yalansız yarınlar olmalı.Kuş seslerinin  yalın gerçekliği içinde. Daha sık gelmeliyim bu kente.Vapurun sesi uyandırmalı düşlerimden. Sardunyalar dikmeliyim saksılara..Dünden kalan anılar ile bakmalıyım yeni güne.


2 Haziran 2014 Pazartesi

Ankara'da gül zamanı

Ankara'da gül zamanı
Geç gelir be gülüm.
Mevsimler değişir,zaman değişir
Hep geriden takip edersin
Değişen zamanlarda yalnız kaldık,
Söylediğimiz sözler zamana uymadı,
Düşlerimiz yarım kaldı .
Tıpkı geç gelen mevsimler gibi
Ankara'da gül zamanı
Yarım kalmış aşkların sevdası gibi gülüm.
Daha söyleyecek sözümüz vardı.
Yaşayacak aşkımız vardı
 Bitmeyecek yarınların acısı çöktü içime
Dışarıda yağmur grisi zamanın
Sonsuzluğunda umutlarımız yarına kaldı.






duyulmama anlaşılmama

                             İnsan aynaya baktığında kendini görür. Çevrede arkadaş seçerken kendine daha çok benzeyen kişilerle arkadaşlık ...