13 Ekim 2012 Cumartesi

İstanbul

                                                          Cihangir'den eski evler
                                                                     Abhaza düğünü





                                   Tophane'den eski evler ve Masumiyet Müzesi

                                     Resim sergisi kadını çok güzel anlatıyor.

Geçen hafta sonu İstanbul'da bir Abhaza düğünündeydim.Gelin ve damat arkalarında arkadaşları eşliğinde salano geldiler.Kafkas oyunları eşliğnde oyun oynadılar.Bütün gece gelin ve damatın arkadaşları oynadı.Erkek sahneye çıkıyor.Bir kıza selam veriyor.Onu oyuna davet ediyor.Genelde kızlar kendi aralarında şimdi sıra bende diye arkadaşlarına haber veriyor.Yerlerine dönerkende selam vererek dönüyorlar. Gençler tanışma ve eş seçimini böyle yapıyor.Ardından yine tahtalara vurarak şarkı söylediler.orkestra yoktu.Oğlum Cihangir'de oturuyor.Sabahları erken uyanırım .Erkenden kalktım.Cihangir parkını dolaştım.ardından deniz kenarına inmek için  kısa bir yol keşfettim..İkinci gün Eminönüne gittim.Oğluma kasımpat çiçeği aldım.Kahvaltılık aldım.Üçüncü gün Kadıköy'e gitemek için vapura bindim deniz kokusunu içime çekerek Anadolu Yakasına vardım.Ankara'dan arkadaşımla görüşmüştük.Kadıköy'de bulıştuk. .Arkadaşım ile buluşup bir öğle yemeği yedikHasret giderdik.Üzerine kahve muhabbeti ederek özlemin tadını çıkardık.Sonra başsağlığı ziyareti için eşimin teyzesine gitmek için minübüse bindim.yarım saattlik yol bir saate çıktı.çünkü minübüs her yolcuya duruyor.Sürekli indi bindi yapan yolcular.Gözünü seveyim Ankara dedim.Yolcu belli duraktan biner ve de çok kısa süre içinde gitmek istediğin yere varırsınız.Düğün Kavacık Beykoz'da Biz Avrupa tarafında oturuyoruz.Cihangir'den Taksim'e yürüyüş oradan 4.levent'te metro ile gidiş.Oradan akrabalar bizi araba ile aldılar.Ankara'da en uzak mesafe yarım saat özel arabayla..Bir de benim çalışma saatleri trafiğin yoğun olmadığı saatler.Onlarda avantaj.konu konuyu açıyor.Bağdat Caddesinden dönüşte Taksime giden minübüslere bindim.Manzara harikaydı.O arada 3.günü akşamı Hüznün Tadı bize gel.balık yapalım dedi.Güzel bir akşam geçrdik.Sohbet konumuz bloglar ve kitaplardı..Bu gidişimde Tophane tarafını keşfettim.her taraf galeri olmuş.İstiklal'de İnci Pastanesi var.Profitrolü meşhurdur.ama ben portakallı kurabiyesini kızım sayesinde keşfettim..Her gidişimde onu alırım.İstanbul gezimin bir günü karşı taraf Anadolu yakasına geçmekle geçti.Araba saatim yaklaşmıştı.oğlum ve ev arkadaşına köfte ,pilav ve tavuk hazırladım,ayrıca buzluğa köfte attım.Acele bir şekilde evden fırlayarak servise yetiştim.Koşturmaca geçen bir İstanbul gezisini noktaladım.

8 Ekim 2012 Pazartesi

Çalışmak gerek ama nasıl?

Yetenekliydi.Yabancı dil biliyordu.İş deneyimi de vardı.Ancak istediği işi bulamıyordu.
-İyi okullarda okumuştu.Opera da birkaç temsilde rol almıştı.İşi kazandı zannetti.dava açıldı.Ancak sözleşmeli ve düşük bütçeyle işe devam edebilecekti,
-Temizliğe gidiyor.Her hafta gittiği kişi onun bir davranışına kızmış.Bana haber bıraktı.arayanlara varsa geleyim diye.
-İstanbula geldi.kendi ayakları üzerinde durmak istiyor.Bir önceki işten çıktı,yeni işe girdi.Ancak bir önceki koşullardan daha kötü, sigorta yok.
-Üniversite mezunu dershanede çalışıyor.Ancak aldığının büyük kısmı yol parasına gidiyor.
-Daha önceki çalıştığı yerden ayrıldı..Aldığı parayı hakketmek için gece 10.00 kadar çalışması gerek bunaldı
-Emekli oldu.Yaşam standartı düştü,aldığı para yarıya indi.
Evlere çocuk bakmaya gidiyor.Yaptığı iş sorumluluk gerektiren bir iş.
-Spor akademisinden mezun .Evlere eşya taşıma yani hamallık yapıyor.
-Geçen kış çok soğuk oldu.Meyveye don vurdu.Zarardayım.
Genç,yaşlı,örnekleri çoğaltabilirsiniz.Yaşamak için çalışmak gerekir.Dünyanın en zengin kadını diyor ki.Çalış ,çalışırsan sen de başarırısın.Bir tablo iyi bir paraya satılıyor,ama beni sigorta yapmıyor.diyor.Verdiğim örneklerin çoğunluğu üniversite mezunu genç ağırlıklı.Konuştukça üzülüyorsun elinden bir şey gelmiyor.Diğer nokta ise doğuştan yetenekli.Sesi var,çizgileri güzel.Kriz var diyorlar.Kriz sadece bize mi?Düşündüm.Genç nüfus çok fazla seni işten çıkartıyor.Daha az para vererek çalıştırabileceği çok kişi var.Sadece yol parasına çalışan gençler duydum.neden diye sorduğumda evde oturmaktan iyi dediler.

6 Ekim 2012 Cumartesi

Prenses

Kadın bütün gece yoldaydı. Sabah 5'te istanbul'a indi.Şehir o saatte gecenin kalan sürecini tamamlayıp gündüzü kucaklamak ister gibiydi.Yavaş yavaş bazı işyerleri kapanımaya başlamıştı.Birazdan son müşterilerini uğurlayacaklardı.Dükkan temizlenip yeni güne hazırlanmalıydı..Ancak günün ağarmasına saatler vardı.Yorgun ama dinç gençler çay ve börek yerken enerjileri yerindeydi.
Adam.
-Bu saatte ne arıyorlar? derken
Kadın
-Onlar genç dedi.
Yatağa yattı.Bir türlü uyku tutmadı..Kalktı.Bir yürüyüş yapıp kent özlemini gidereyim dedi.
Adamın birisi    
 -Prenses diye seslendi.
-Gel kızım.
Kadın prensesin resmini çekti.Gözlerine inanamadı.Bayağı iri bir prensesti.İyi beslenmişti.Düşündü kadın gerçekten kendisi prenses olmuş muydu.?Yoksa prens ya da prensesler mi yetiştirmişti.Belki de ana kraliçeydi.Ya da birilerin prensesi olmuş muydu?Kendiniz hiç prenses  hissettiniz mi?Soruları ve cevapları zihninden film şeridi gibi geçti.




Ardından yolda kalabalık gördü. Bir baktı ki kalabalık.Adamın birisi iç çamaşırları ile .Bir kadın ile kavga ediyordu.Kadın yoluna devam etti. Bir karga son model bir arabanın üstüne konmuştu.Bu şehir yaşıyor diye düşündü.Kadın kendi kabuğunu kırmakta geç kalmadığını hissetti.Mutlu bir şekilde eve döndü.

21 Eylül 2012 Cuma

Ege ile geçen günler

Sevgili torunum ile geçen zamanlar çok güzel .Sadece kollarım biraz ağrımış .Dilini çözmeyi becerdim.Ancak kendimle ilgili bakımsızlık makyaj,saç ,kılık kıyafet sorunu söz konusu ,işe giderken kendime bakardım.
Hemen kendime bakayım saçımı yapıp makyaj yapayım.Üzerine bir kahve içeyim.

18 Eylül 2012 Salı

Ankara'ya dönüş


Bir yaz mevsimini uğurlarken evimden epey uzak kalmışım.Çokda özlemişim.Ancak Ankara ile özlem gideremedim.Yürüyüşlere başlayamadım.Tiyatro ve opera sezonu açılmak üzere.Bu arada yazdan kalan hatıra Sinop evin güzelleştirilmesi.Ardından ablamın evinin yerleştirilmesi.Ankara'ya gelince dostlar ve arkadaşların telefonla aranıp özlem giderilmesi faslı başlar ardından gün görüşmeleri.Bir bakarsın ki eski günlere ayak uydurulmuş.Bugün parkta emekli arkadaş grubuna rastladım.Emekli aa taii ki ben de onlara katıldım.Sabahleyin okul zili duyarım balkonda.Saat 9.00 mesai başlar.Artık bunların yerini başka şeyler alacak.Dünden güzel anıları yarına aktaracağım.Bazen hüzün bazen sevinçle.Evin içi sesssiz sakin.Gezmekten yorulmuşum.10 gündür dışardayım.Selçuk,Kuşadası,Foça,Aliağa derken zaman nasıl geçmiş anlayamadım.Birkaç fotoğraf anıları bugüne taşıyan.








13 Eylül 2012 Perşembe

eski dostlar

Eski dostlar geçen zamanlar sevgiyi azaltmaz tam tersine artırır.Aradan aylar ,yıllar geçer.Sözlerimiz kaldığı yerden devam eder.Uzun zaman görmeyince görmek istersin.Memlekete gelince onları ararsın.Bazen çocukluğun tozlu sayfalarından fırlar.Bazen üniversite sıralarından kantin sohbetlerinin sıcaklığı içinde memleket meseleleri konuşulur.Dünyayı gezer sonrada onlarla beraber bir çay içimlik sohbetin sıcaklığında mutlu olursun.Tekrar vedalaşmalar.Sımsıcak sarılırsın.İçinden tekrar görüşebilecek miyiz ?diye sorarsın.Yüreğinde bir köşeye yerleştirirsin dostluğunu.Yaşamına kaldığın yerden devam edersin.Geriye dönüp baktığında ne kaldı diye döşündüğünde içini saran sıcaklıktan anlarsın ki arkadaş olabilmeyi becerebilmişiz.

3 Eylül 2012 Pazartesi

Gürültü kirliliği



 En son okuduğum kitap.Beğendim İstanbul'u anlatan bir kitap.
 Rıza Nur Kütüp'hanesi

 Son bahar gelmiş.Çınar ağacı yaprakları sararmış.Yerlere dökülmüş.
Bugün denizle vedalaştım Denize girdiğim yer.

30 Ağustos 2012 Perşembe

Güz kendini hissettirmeye başladı.




Bir yaz daha bitmek üzere .Yazı aratmayan günler elbet olacaktır.Ancak hava hissedilir derecede soğumaya başladı.Sanki Ankara gibi.Sabah akşam serin.Bu sabahki yürüyüşte bayağı üşüdüm.Hem de üzerimde askılı bluz değil kısa kollu olmasına rağmen.Deniz lacivert rengi ile sanki dünyayı kucaklıyordu.rüzgar şiddetini arttırmıştı.Balıkçı tekneleri Eylül ayının gelmesini dört gözle bekliyordu.Balıkçı ağları onarılmış,balık avlanma yasağının bitmesini beklerken denize açılmak için yerlerini almışlardı.30 Ağustos Zafer Bayramı kutlama hazırlıkları için tören alanı hazırlanıyordu.Güneşin sıcaklığını arıyorduk.Nasılda yaz günleri hızlı bir şekilde gelip geçmiş yerini hazan mevsimine bırakmaktaydı..Bir yerden ayrılırken mevsim biterken içimi hüzün kaplardı.Geçen günleri ben yaşamıştım.Ama yine de yaşanılan zaman anılar defterine şimdiden yazılmaya başladı.Bir de dün ablamın torunu oldu.Bugün resimlerini gördüm .Çok duygulandım.Yavaş yavaş annanelik babaannelik bizlere de ulaşmıştı.Ruhum gençti.Fizyolojik yaşım , o durmuyordu.yıllar geçip gidiyordu.Artık adlarımız, bize hitaplar değişmeye başlamıştı.Evde bir yandan inşaat sürüyordu.Usta sürekli bana teyze diyordu.Ablalıktan teyzeliğe terfi etmiştim.,seneler birbirini kovalamıştı.Geçmişe baktığımda geçen zamanı düşünürken şurada kaç yıl kaldı yaşlı olmaya demeye başlamıştım.Güzden konu nereye geldi.Son baharı yaşıyorduk.Olsun be içinde yine de bahar var.

28 Ağustos 2012 Salı

TARABA bir sergi ve müzik

Yolunuz Sinop'un ilçesi Ayancık'a düştü mü? Bir tarafı dağ bir tarafı deniz.Burada dün akşam bir sergi açılışı vardı.Tarabalar adlı fotoğraf sergisi.Emeği geçen sergiyi hazırlayan Volkan Atılgan..Fotoğraf bir anın belgesidir.Geçmişin hafızasıdır.Yaşam biçimi ,giysiler,anılar fotoğraflarda kendilerine bir yer edinir.Serginin adı TARABALAR .Taraba tahta çit anlamına geliyor.Özel yaşantı ile dış dünyayı birbirinden ayıran çitler.Sergiyi gezen insanlar geçmişi ile karşılaştılar.Ne kadar değiştiklerini gördüler.Ağlayan ,sevinen insanlar bir aradaydı.Bir yakını, bir akraba,anne ,baba,arkadaş geçmişten sıyrılıp   anılar çerçevesinde fotoğraflarda buluştular.
Ardından güzel bir caz müziği .Piyanoda Ayşe Tütüncü ,flüt olarak eşlik eden Sıla Gerbağa..Ayancık dağlarını piyanodan çıkan ezgiler ve flütten çıkan nağmeler deldi geçti.Güzel bir gece geçirdik.Tarabalar  sergisi  ve dinleti programını hazırlayan   Volkan Atılgan'a teşekkür.Ayşe Tütüncü ve Sıla Gerbağa harikaydı.Bir kaç Ayancık resmiyle yazımı sonlandırayım.

duyulmama anlaşılmama

                             İnsan aynaya baktığında kendini görür. Çevrede arkadaş seçerken kendine daha çok benzeyen kişilerle arkadaşlık ...