6 Nisan 2026 Pazartesi

Selçuk yine yeniden aile, doğa ve leylekler

                                                                                         




          

          Selçuk dönüşü yol yorgunluğumu atmak bir kaç gün sürdü. Bir de üzerine alt çeneden iki diş çekilince canım ne konuşmak ne de hareket etmek istedi. Kaplamanın altındaki dişler. Çekilen dişlerin iyileşmesi için  kaplamayı elime verdi.  Bol bol püre türü yiyecekler yapıp yedikçe aslında dişlerimin önemini daha iyi anladım. Her şeyi yutmaya başladım. Dişler sızlayacak diye su içmekten korktum. Nineniz olarak halimi görseniz korkarsınız. İnşallah bugün kaplamaları üstüne takacak. Kaplamalarım takıldı. Ne büyük mutluluk yemek yiyebilmek.

          Ay ben Selçuk, otlar, gezdiğim yerler ve leylekleri anlatacaktım.

                                   









        Sabahları ya da meydana her çıkışta leylekleri meydanda seyretmek bana büyük bir mutluluk verdi. Su kemerleri üstünde birinde çift birinde tek leylek var. Biraz ileri gidince tarihi eserlerin orasında bir leylek daha. Bir gün sabah yürüyüşünde karşımda yürüyor korkutmadan fotoğraflayayım dedim. Tabii yanına yaklaşınca kaçtı yuvasına gitti. Leyleği yürürken, uçarken ve yuvasında görmek gezeceğimin işareti mi? Planlarıma baktığımda haziran sonu Moskova ve Petesburg gezisi ufukta görünmekte. Bir de 19 mayısta Ayancık Atatürkçü Düşünce derneğinde eşim ekonomi ben kitabımı tanıtıp derneğe kitaplarımı bağış yapacağım. Sevgili eşim iyi konuşmacı ben yanında çömez olarak bir tedirgin oluyorum. Olsun ya öğretmenlikten gelen bir alışkanlık önce heyecan sonra keyif bir şekilde çözülür.

        Fotoğrafların sıralamasına bakınca İzmir Kemeraltı Çarşısı: Bayramın üçüncü günü yola koyulduk İzban, metro derken gideceğimiz yere vardık. Meşhur Kadınlarağası Konağında kahve içtik. Salaş bir fırında pide yedik.

                                                                                  

         Ertesi günü yürüyüşümü tarihi eserlere çevirdim. evden gördüğüm kalenin içini görmek çok güzeldi. kaç yıldır Selçuk ziyaretlerinde kale yeni fırsatım oldu.

         Ağabeyimin Şirince yolu üzerindeki bahçesi, Doğayı yaşamanın en güzel yolu doğanın içinde olmaktır. Gelincikler, papatyalar otlar derken içimde cennet neresidir doğanın kendisidir dedim. Tilkişen toplarken bizimkiler turp otu topladılar. Ben mis gibi havayı içime çektim. 

                                                                               







        

        Tire gastronomi festivali: Hava berbatta. yağmurdan göz gözü görmüyor. Planımızda Tire'ye gitmek var ya. Yollar göle dönmüş. Bir saatlik yoldan sonra vardık. İlk önce karnımızı güzelce doyurduk. Tire köftesi,  keşkek ve fırın sütlaç. Festival alanına doğru yola koyulduk. Her taraf yağmur ve yollar göl olmuş. Festival alanı toplanmaya başlamış. Neyse biz bir hana vardık ve orada panel, sergi müzik ve halk oyunları keyfimiz yerine geldi. Bilgilendik, eğlendik.  

                                                                        










       Son gün Kuşadası... Bazı rutinleri severim. Kuşadası'nda balık kalamar ekmek arası ve şalgam. Sonra belediyenin orada Kuşadası' na karşı çay keyfi. Ve deniz kenarında yürüyüş heykel parkını gezme yolda öğretmen arkadaşıma rastlama. Güzel bir tesadüf. On güne sığan güzellikler. 

        Bu satırları yazarken Ege' de baharı yaşamak bana iyi geldiğini gördüm. Aile, doğa ve leylekler.


Selçuk yine yeniden aile, doğa ve leylekler

                                                                                                               Selçuk dönüşü yol yorgunluğum...