7 Haziran 2017 Çarşamba

Yıkıyoruz, yapıyoruz, yeniliyoruz


Dün gece ıhlamur kokulu kentin bulvarında dolaştım. Akşamın o saatinde orada olma keyfini çıkardım. Ihlamur kokularını içime çektim dün gece. Uzun zamandan sonra izlediğim oyundan sonra dudaklarımda bir ıslık. Kentin bu zamanını sevdim. Ne çok sıcak nede soğuk. Ihlamurların açma zamanını sevdim.Yazın gelişini bekleyen ilkbahar gibiydim. Geç kalmış yazın türküsü dudaklarımda. Anılarımı aradım dün gece. Kentin eski sokaklarını dolaştım. Aradığım çocukluğumun saf  yalansız hali. Sokaklarda oynadığım kentte annemin sesini duydum.
-Haydi yemek hazır, baban geldi.
 Yıkılmış evler gördüm. Yıkılmış tarih. İçim acıdı. Çocukluğum çalınmıştı onu aradım .Eski bir evin kapısının tokmağında.
Uzun zamandır Ulus'tan geçmemiştim. İller bankası yıkılmış.Yine bir başka eski bir bina.
Altındağ'da bir bir yıkılıyor evler.
Dudu Teyze eski evlerden odun topluyor. Yıkılan anıları kışın sobada yakacak. Belki onun evi de yakında yok olacak.
-Kızım gazeteci misin? diyor.
-Yok anılarımı arıyorum diyorum. Bir evin çatlağında, eski perdenin kıvrımında yıkıyoruz, yapıyoruz birbirine benzeyen evler yapıyoruz ruhsuz ama yeni. Bir sokağa dalıyorum. Çiçekler asılmış,kapı mavi .Çocuk sesleri dolduruyor hayatı. Bir kedi dolaşıyor yıkık binaların arasında. Yıkılan evlere üzülüyorum. Evlerin canı var mıdır? diyorum. Kaçıyorum oradan ağladım ağlayacak. Hüzün çöküyor bana. Bir sonraki gelişimde nasıl bulacağım?Bu sokak ne kadar değişecek? Kaybolacak mıyım şehrin arka sokaklarında?
Birbirinin benzeri beton yığını evime dönüyorum. Ne yana baksam beton. Gökyüzüne yükseliyor kent. Bir yazıda okumuştum o aklıma geliyor. Siz güzel evlerde otururken ben evi ne kadar sıvasam da sıvayayım ya da boyayım eski soğuk diyor. Ben o eskinin  ne kadar sıcak olduğunu o yıkık duvarın ne çok anı gizlediğini anlatıyorum. Ne o beni anlıyor  ne ben onu.
Birbirimizden epey uzaklaşarak yıkılmış ama yeni hayatları kurmaya çalışıyoruz.











6 yorum:

Arzu sarıyer dedi ki...

Biz yaşadık anıyoruz,arıyoruz.Merak ettiğim bugünün çocukları yarınlarda ne anımsayacaklar😞.Teşekkürler...

Ebemkuşağı dedi ki...

Eski evler,mahalleler daha bir yaşanmışlık kokuyor sanki.Yıkılanların yerine belki daha konforlusu geliyor ama o tadı vermiyor.

Handan dedi ki...

Şimdi karınca yuvaları yapıp modern diye kakalıyorlar bize, bu sokakların ruhu ne gezer onlarda.

Feta'nın Serüveni dedi ki...

Ben de ne zaman eski bir ev görsem o evin içinde barındırdığı anıları düşünüp üzülürüm.Maalesef kıymetleri bilinmiyor...

Halil GÖNÜL dedi ki...

Her gördüğüm eski evlerin içindekileri hayal ederim, mutlulukarını, üzüntülerini, acizliklerini, kışlarını ve yazlarını; daha çok da mutluluk ve sevinç canlandırmak isterim gözlerimde. Ve bir süre baktıktan sonra da içim burulmaya başlar uzaklaşırım oradan.
Aslında apartman hayatı dediğimiz beton yığınları arasındaki yaşam tam bir hapishane yaşamı olduğunun farkında olmadan yaşayıp gidiyoruz da farkında değiliz belki de! :)
Kaleminize sağlık. :)

parıldayan çiçek dedi ki...

Evet Halil GÖNÜL beton yığınları içinde nefes almaya çalışıyoruz. Benim meskenim dağlar.Feta'nın Serüveni Handan,Ebem Kuşağı,Arzu sarıyer değerli yorumlarınız için teşekkürler.