12 Nisan 2017 Çarşamba

Çocuk gözüyle Koç Müzesi


Okulu tatiline girince oyuncak müzesine götüreceğime sevgili torunum Ege'ye söz vermiştim.Bu hafta okulu bahar tatiline girdi. Heyecanla telefonda sordu. "Dinazor var mı?"  Oyuncak müzesinde dinozor olmadığını öğrenince biraz hayal kırıklığına uğradı. Müze yetkilileri treni çalıştırmasına izin verince tüm enerjisi yerine geldi. Müzeyi gezerken Ege'nin heyecanı beni de sarıp sarmalamıştı. Geçmişten geleceğe uzanan bir yolu, çocukluk hatıralarımı...
İyi ki gelmişim ;çünkü  müzeye ilave Safranhan Binası eklenmişti.( Daha önce iki defa gelmiş
tim )
Çengel han Binası Ankara Kalesi'nde eski yıllarda yaptığım ziyaretlerde önünde köfteci bulunurdu. Arada bir binanın içine girer geçmiş yıllara giderdim...Beş yüzyıl süresince ayakta kalan bina aynı zamanda Vehbi Koç'un iş yaşantısına başladığı dükkana da ev sahipliği yapmış.
2003-2005 yılları arasında yenileme çalışmaları başlamış.
Safran han binası 1511 yılında yapılan tipik bir kervansaray .Sonra önemini yitirmiş .Ankara'da sof ticaretinin önemini yitirdikten sonra Osmanlı Devleti' nin son dönemleri ve cumhuriyetin ilk yıllarında cezaevi olarak kullanılmış.
Sof ;Bir çeşit serçe ince yünlü kumaş aynı zamanda ham ipekten yapılan astarlık kumaş.
Torunumun gözünden anlatacakken aynı zamanda ben de yeni kelime ve Ankara'nın geçmişini öğrenmiş oldum.
XV. ve XVI. yüzyıllarda Ankara tarım üretimini çevresinden sağlayan, buna karşılık özellikle sof üretiminde ihtisaslaşan ve gelişiminin çoğunu bu mamulün Doğu ve Batı pazarlarındaki satışından elde eden bir ticaret şehri görünümündedir. XV. yüzyılda Ankara’dan geçen ve şehrin Doğu ile ticaret ilişkilerinde önem arz eden iki yoldan birisi Bursa-Tebriz arasında uzanan ipek yolu; diğeri de Anadolu’yu çaprazlama kat eden Halep-Şam yoludur. Bunlara ek olarak Ankara - Antalya arasında da özellikle sof nakliyatı açından bir bağlantı bulunduğu ve sofların Antalya limanından İskenderiye yoluyla Arabistan’a sevk edildiği Antalya gümrük mukataasına ait defterlerdeki kayıtlarından anlaşılmaktadır. 
Gezimize ilk önce trenlerle başladık.Ardından çocukluğumuzun mesleklerini anlatan küçük biblolar vardı. Yoğurtçu,demirci,elma şekeri, saka vb.
Ege'nin en sevdiği bölüm uçaklar



                                   Torunum Ege'de bir enerji birde gelmişken kaleye çıkalım dedik.
                                                               Çamaşır makinası tahtadan
                               Uzaya bakmak yıldızları incelemek istiyor. Bu bölümü çok sevdi.
                                          Dayımın vardı. Çocukluğumuzda binmiştik.

Arabalar çok hoşuna gitti.

4 yorum:

Engin Ergin dedi ki...

Merhaba! :)

Ankara'dayken neden buraya gitmedim acaba... Oysa duymuştum da... Aklımda kalsın, bu müzeyi gezeceğim :) Neyse ki Ankara Kalesi'nden başkenti izlemişliğim var :)

Güzel günler dilerim!

parıldayan çiçek dedi ki...

Engin Ergin çok güzel bir müze geçmişten geleceğe. Ankara'da ne yapılır? sorusuna güzel vakit geçirmenin yolu müzeye gitmek derim.

Handan dedi ki...

Biz de İstanbul'dakine iki kere gitmiştik, sahi bu sene de gidelim.

lovehouse dedi ki...

Ah ne iyi etmişsiniz, çok zaman oldu kızıma söz verdim buraları gezdirmeye...bu yıl şart oldu :) Bu arada merhaba diyeyim. Bloguma hoş geldiniz :)