28 Aralık 2014 Pazar

İki avm arasında atlı karınca

Oğluma ayakkabı almaya dolaşırken ona rastladık.
Oğlum,
- Anne ne kadar mahzun ve yalnız duruyor dedi.
Daha öncede alışveriş merkezinin önünde lunapark görmüştüm. Ancak oğlumun gözüyle bakmamıştım.
Benim için otaparka araba bırakacak yerin azalmasının dışında bir şey ifade etmemişti. Oğlumun gözüyle baktığımda atlı karıncanın  yalnızlığı içime dokundu. Bizim çocuk olduğumuz dönemlerde lunapark şehrin en boş alanında kurulmuş eğlence panayırıydı.  Genelde bayramlarda olurdu.Bayram harçlıklarını biriktirir lunaparkta harcardık.Son zamanlarda yeğenleri gezdirmiştim.
Atlı karınca lüks mağazaların önündeydi. Çocuk sesleri yoktu. .Üstüne daha kimse binmemiş .Yalnız ve mahzundu.
Çocuk çığlıkları yükselmiyordu. ne kadar çok şey değişmişti .Biz çocuk olmayı yıllar önce bırakmıştık.
Avm ,insanın önüne herşeyi sunuyordu. Tüketim toplumu olmuştuk.

22 Aralık 2014 Pazartesi

Şimdiki ruhumla çocukluğum ,altmışlı yıllar

                                        Resimdeki dayımın oğlu Bu yıl kaybettik.nur içinde yatsın.
 Dün birden bir anı gözlerimin önünde aniden geçti. Bazen bazı şeyleri unutuyorum bu anı neden geldi bilmiyorum. Ne günümüzdeki konfor ne de bugünkü teknoloji vardı. Televizyon ,telefon, cep telefonu, bilgisayar yoktu..
Kış aylarında kuzine üstünde pişen yemekler, küçük bir odada uyuyan beş çocuk. bahçeli bir ev ,avluda çiçekler.
Evin içinde çeşme yok. Onun yerine avluda tulumba tulumbadan su çekilir sabahleyin yüzlerimiz onda yıkardık.
 Ağabeyimle sohbet ederken şöyle demişti. sen evde devrim yaptın. Kahvaltıda çorba içiliyordu. Sen çay içilecek  bundan sonra dedin düşündüm hayal meyal hatırlıyorum. aç karnına çorba içmek yerine çay içmek demek ki o kadar küçüğüm. Evet sanki dün gibi.
Kahvaltıda tost yapardık içine salça sürerdik.Yada ekmek üzerine salça ,üstüne toz şeker .Annem evde ekmek yapardı.daha sonraki yıllarda  bakkaldan beyaz ekmek almaya başladık.(Dünya tersine bugün ev ekmeği ya da esmer ekmek yiyoruz )
Annem pazar günlerini çamaşır günü yapmıştı. Evin bahçesinde bir dam orası bizim çamaşır yıkama yerimizdi. Ocak yakılır, koca koca kazanlarda çamaşır yıkanırdı. bir gün annem hastalanmıştı yada çamaşırdan belki yorgun düştü. İlk defa o gün düdüklü kullanmayı öğrendim. Dokuz on yaşlarındaydım. düdüklüde nohut pişirdim. Çamaşır günlerini çok severdim. o gün makarna ve tavada yumurta ben çocuktum , bu yemek benim için çok özeldi.
Akşamları televizyon yok annem bana zorla kanaviçe yaptırırdı..El işi yapmayı sevmezdim varsa yoksa kitap okumak. Tüm dünyam o.Annem evlenirken sana çeyiz olarak kitap vereceğim derdi. belki ben öyle hayal ettim. Şimdi annemin dantelleri evin çekmecelerinde duruyor.Ne çok göz nuru var.
Radyoda çocuk saati vardı onu dinlerdik.
Yaz gecelerinde kapının önünde sokak lambası; kadınlar orada oturur biz çocuklar saklambaç oynardık.
Arada bir cambaz gelir ona giderdik.Bir de evin girişinde kapı üstü vardı. oraya çıkamaya bayılırdık. Evlerde (o dönemde komşuların evi de öyleydi.) tuvalet yoktu dış kapının yanında tuvalet vardı. gaz ocaklı yıllardı. Gaz ocağı pompalanır yemekler orada pişerdi.
Ayaklarımızda kışın kara  lastik giyerdik.
Dikişlerimizi teyzem dikerdi. Örgüler anne elinden çıkma.Bir bayram annem koyu yeşil kırçıllı yün etek, hırka kazak ve şapka örmüştü o kıyafetimi çok sevmiştim .İki teyzem var. Birisi halk terzisi diğeri sosyete. Neden bu adı verdim. Halk terzisi ucuzdu. Çoğunlukla ona diktirirdik. Hiç unutmam üniversiteyi kazandım. Ankara'ya geliyorum bir gecede mavi beyaz desenli pazenden  pijama dikmişti.
Annem ailenin en büyük kızıymış. kardeşlerine bakmaktan ilk okulu bitirememiş. Cümlelerin başı sonu olmayan noktasız ama içten yazdığı mektuplar vardı. o zamanlar mektup yazardık. Babam Almanya'ya gittiğinde, ben üniversitede okurken yazdığı mektuplar gözümün önüne gelir.
Bakkaldan kaynana şekeri alırdık. birde lokum .Bisküvinin arasına lokum koyardık ne lezzetliydi.
Bizim babannemiz çok erken ölmüş. O yüzden annem kaynanasız gelindi. Teyzemler sana karışan yok derlerdi. Bu yüzden komşu bir teyzemiz vardı. Hiç çocuğu olmamış biz ona babanne derdik. Onun inekleri vardı. bazen süt vermezdi. Anneme hayvanın yemini getirir oku bunu derdi. Annem okumayı çok sever o kepeği okurdu. Hayvan nazardan kurtulur süt vermeğe başlardı.
Birde en büyük zevkimiz yılda bir defa bir haftalığına kaplıcaya gitmekti .Babamın ayakları romatizmalıydı kaplıca  iyi geliyordu. Bir kamyon tutulur eşyalar yüklenirdi. Salihli Kaplıcalarından ev tutulurdu. Tatil bizim için oydu.O zamanlar siyah beyaz resimler vardı ve resimlerin arkası yazılırdı. Biz o zamanlar çocuktuk ,sokaklar  bizimdi.
Bu resimde tahminen dört yaşındayım.Ablam,ağbim ,kardeşim..En küçüğümüz doğmamış.

20 Aralık 2014 Cumartesi

YENİ BİR YIL YENİ UMUTLAR
Yeni yıl ile ilgili yazı yazmak istiyordum. Bilgisayarda eski bir yazı ile karşılaştım.
            2011 yılına mektup,
Dün gibi hatırlıyorum seni 2010 .Başlamaya görsün. Her şey Sende kim bilir nasıl gelip geçeceksin.Dün geçmiş yarın belli değil önemli olan şu an diye bir söz ne kadar anlamlı. Hayat sürprizlere gebe. Sen plan program yaparsın o ise sana sürprizler yapar. Ama her zaman güzel şeyler olmaz yaşantında; bazı pişmanlıklar ,barındırır ,bazende balyoz gibi iner yaşamın gerçekleri..Kimi gün kederlenirsin ,kimi gün alır seni bir sevinç...anılara götürür. Güzel yaşanmışlıklar birikir çizgilerinde. Aynaya baktığında o çocuksu yüzü ararsın.Ellerin buruş buruş olmuş. Her şey değişiyor dersin. Bırak değişsin ne aynı kaldı ki diye buruk tebessüm yerleşir dudaklarına. Aşkdır aradığın aradığın yalnızlık bitsin diye .Bazen yaşamda iki kişilik yalnızlıkları oynarsın., bazen kalabalıkları..Hep sevilmek istersin. sende birini sevmek..
    Kendini ararsın yazılarda ,anılarda. Üretmek istersin her şeyin tüketildiği dünyada..Farklı olmayı erdem sayarsın ama aynı zamanda benzerlikler yaklaştırır insanı diğer insana..
   Kendini ararsın,kendi ruhunda. Hoş geldin yeni yıl yeni insan.

2014 

Acıların ,sevinçlerin ya da içinde ne varsa
kendin ol
Sen bu halin ile varsın.
Yanlış yaptığın ,üzüldüğün anların olacak.
Ufak mutluluklar nasıl çoşkuya dönüşür bilirsin
Hesabın hep kendinle
Her gün muhasebe yapıyorsun
Yeni kararlar alıyorsun  daima olumlu düşüneceğim diyorsun.  .Çok rahatsız olursam karşımdakine duygularımı anlatacağım diyorsun 
yapabildin mi ? Bir bakmışsın hesaplar tutmamış. Olsun. Bana kendini al da gel.

2015
Hoş geldin
Dileğim 
Silahlar ortadan kalksın,
Aç insan kalmasın,
İnsanlar su için savaşmasınlar
Kadın erkek eşit olsun.
Kadın cinayetleri olmasın.
İşsiz olanlar iş bulsun
Yağmur bereketi insanların üzerinde olsun.
Gönlünüzden geçenler gerçek olsun.
                         Yeni yıl için yapılan ev süslemeleri
                       Kağıttan kar yapmak çok zevkli.Birden elişi derslerine çocukluğuma döndüm.Aslında torun için yaptım. İlgilenmedi. O evdeki taşlarla oynadı.
                                           Hazır alınan kapı süsüne ilaveler yapmak ayrı keyif


                    Aile yemeği hazırlamak ,sohbetler için zaman ayırmak güzel bir gecenin başlangıcı..Sevgiyle yapılan yemekler ,kalabalık aileler. Bir yanda torunun eve getirdiği canlılık ayrı keyif.
                                    Atatürk çiçeği yılbaşını hatırlatıyor. Balığın keyfi yerinde.
                                  Mutfak için aldığım hasırlar yaz günlerini hatırlatıyor.

                                                                Çiçeğim ağaç gibi oldu.
                                                   Kitaplık koridora ayrı bir hava verdi.İçi düzenlenecek.
Tasarrufun tasarrufundan 47 lira birikmiş. 

3 Aralık 2014 Çarşamba

Akün ve Şinasi Sahnesi önümüzdeki sene var olabilecek mi?



Dün akşam bir rüya gördüm. Labirentin içindeyim bir türlü çıkamıyorum. buradan nasıl çıkabilirim diye sesli düşünürken bir ses düşüncelerini sözle söyle ya da fısılda dedi. -ben de labirentten çıkmayı istedim ,bir bakmışım dışardayım.
    Taksav' ın düzenlediği 19. Tiyatro festivalinde " Bu da geçer ya hu " oyununda kapanış konuşmasında ;
 -Akün ve Şinasi sahnelerinin yerinde kalmasını önümüzdeki yıllarda da  tiyatro festivallerinin yapılmasını diliyorum. dedim. Bu dileğim gerçekleşir mi bilmiyorum. ama umut ediyorum.
         Son akşam oyunun başlamasını beklerken Akün Tiyatrosunun önünde kestaneci yanında on yaşlarında bir kız çocuğu ,arada bir ısınmak için tiyatroya giriyor ve dışarı çıkıyor. İçimi bir hüzün kapladı; seneye bu kız çocuğu buraya girip ısınamıyacak mı ?dedim.
               78 yılından beri Ankara'dayım. Ankara evim , memleketim, nefesim. Ben Ankara ile beraber büyüdüm. Ankara'nın geçmişine tanığım  geleceğine de Gelecekte benim de payım var. Onun için Ankara'nın nefes aldığı mekanların yok olmasına gönlüm razı değil. Buralar yaşayan mekanlar ;Işıkçısından, teknisyenine, hizmetlisinden gişecisine. Orada dostlarım var ;yeni tanıdığım dostluğunun uzun yıllar süreceğine inandığım o güzel insan olan müdürü Suzan Hanım ,gişedeki Gül hanım, öğrencim olan Özlem, güvenlikçi Mustafa , Aziz . İsmini sayamadığım   güler yüzlü insanlar. Bir dostluk, tanışıklıklığım var. İçeriye girerken yabancılık çekmiyorum. İzlediğim sinema ve oyunlarla büyüdüm olgunlaştım. Akün sinemasından Akün tiyatrosuna dönüşünü biliyorum. Şinasi sahnesinde yıllarca tiyatro izledim.  Çağdaş'tı sonra ismi değişti  Şinasi oldu. Akün , Şinasi benim geçmişim. Ankara'nın geçmişi ve bir yerde belleği. Değişimin bu kadar hızlı ve her yeri yerle bir yıkması beni üzüyor. Şinasi Sahnesi'nde izlediğim "her yıl kuşlar geri gelir" oyununda anlatıldığı gibi " kent yaşamında artık işe yaramaz olarak belirlenen yapılar sevinç çığlığı eşliğinde patlatılarak yerle bir edilirken bunların içinde hastanelerin , kültürel değeri taşıyan yapıların da olması yadırganıyor...Böylelikle yeni AVM 'ler ve başka rant merkezlerine yer açılıyor ya.... önümüzdeki baharlarda kuşlar buraya geri gelir mi?
         Kentler insanı,kentler belleği ,kentler insanların gittiği  mekanları ile vardır.