27 Mart 2013 Çarşamba

YAŞASIN TİYATRO

          Bugün Dünya Tiyatrolar günü.Kutlu olsun.Tiyatroya emek veren oyuncu,oyun yazarı, ışıkcı, yönetmen ve adını unuttuğum diğer emekçiler.Yaşama farklı bakış açısı getiren ,hayatı yorumluyan insanlar gününüz kutlu olsun.Yıllar önce kampta Çan Tiyatrosunun sahibi vardı.Bir gözlük,bir başörtüsü ile hemen o anda oyun kurdu ve oynadı.Tiyatro güzel bir etkinlik.Canlı ,her türlü hata anında fark edilir.
           Tiyatro yaşamalı yaşatılmalı.Festivaller ile tiyatro halka ulaşmalı.Halkın tiyatro kapılarında  kuyruklar oluşturduğu bir dünya için el ele .Tiyatrolar kapatılmamalı.Yeni tiyatrolar açılmalı.Her okulun bir sahnesi olmalı.Yaşanılası bir dünya için Yaşasın Tiyatro

26 Mart 2013 Salı

Bir zamanlar genç kızlar ve delikanlıydık,Yıllar sonra bugün...

Başlık bulmakta zor.32 yıl sonra DTCF Psikoloji 1981 mezunları ile güzel bir öğleden sonrasında geçmişi bir yandan yad ederken, bedenimizdeki değişimin yüzümüzdeki çizgilerin ,saçımızdaki beyazların bize kazandırdığı güzellikler ışığında sohbetlerin tınısı sardı. Bazen birbirimize yaptığımız ufak uyarıların, bizi değerlendiren insanların yanlış bakış açılarının masamızı süslemesi çok hoştu. Şifa dağıtıcımız da vardı masada. Evlenip ayrılan öz soyadına kavuşan kızlarımız da. Hiç evlenmeyen masamızın müzmin bekarı da. Çoluk çocuk derken annane ,babaanne olanda. olan, halan çalışan, emekli olmayı düşleyen. Bir sonraki buluşmamızı belirledik. Öğretmen okulu mezunları her yıl toplanır ya gıpta ile bakardım. Biz de her ay toplanmaya karar verdik. Organizasyon işi Hülya'nın .Bu konuda çok becerikli .İnternet Nalan'ın .Foto bendeniz. Kahkalar, sohbetler ,anılar .zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Çayın çok pahalı olduğunu karar verdik. Sonuçta ekonomik hayat. Sufle ve dondurmalar harikaydı. Ee ne de olsa Mado. Şişmanlık ve yaşlılık konusundan bahsetmeme kararı aldık.



Siyah beyaz fotolardan dijital dünyaya.Bugün büyüdüğümüzü nine olduğumuzu söyleyen arkadaşlara inat hala genciz.

22 Mart 2013 Cuma

Dünya şairlerinden ,şiire selam

Bilgelik ve yetenek defteri rafa kaldırılmıştır bu zamanda
Cahil bilge olmuştur bir iki pulu varsa 
Ey Adab!Varsın sanata değer vermesin bu çağ
Senin malın gün gelir alıcı bulur nasıl olsa 
Adab (Misbah Ad Divan)
İran 1859-1916

17 Mart 2013 Pazar

Gönlünüzün baharına hiç kar yağdı mı?



Tam bahar geldi ağaçlar çiçeğe durdu , evinizin bahçesindeki erik ağacı çiçeklendi farkedebildik mi ?derken birden her yeri kar kapladı.Gençler ağaçları bilmiyorlar doğadan gitgide uzaklaşıyoruz.Çocukluğumuzdaki evler bahçeliydi.Biz dikmesek de bahçemizde erik ağacı,dut,kayısı vardı.Şimdiki çocuklar bu konuda şansız.Belediyeler ağaç dikerse parklarda sadece onları görüyorlar.Oda genelde kırmızı erik ağacı.yaprakları hep kırmızı olu,.eriği de ekşi.. Dikmen Vadisi'nde kiraz ağaçlarına çiçek aşılarlar onları görür.Adı nedir?Hangi ağaç  nasıl çiçek ağaç bilmezler.Baharın geldiğini en çok ağaçların çiçek açması ile Ankara'da hatırlarız.O da her yerde değil.Ya apartmanların bahçesi ya da parklar.Yazıyı okurken baharın ne kadar dar alanlara sıkıştığını hissettim. Onun için de bakmak ,görmek gerekli.Şimdi üzerlerine kar yağan  ağaçların çiçekleri donacak.Sağ kalan kuvvetli olan var olabilecek.Tıpkı insanlar gibi.Herşeyin yolunda olduğunu zannettiğimiz anda bir lodos ya da karayel esintisini hissedip şok olmak gibi.Güçlü olursak bir şekilde baş edebiliriz.Ama şok olduğu için bizde muhakkak iz bırakır.Beklenmeyen bir durumdur.İzler de yaşamla nasıl baş edeceğimizi bize hatırlatır.Gönlümüz baharla dolup taşmak , çoşmak ister.Kırgınlık,yorgunluklar gönlümüzdeki baharı unuttururlar.Yine de gönlünüze kar da yağsa bahar gelir ,bazen geçer.Onun için gönlünüzde bahara yer açın.

8 Mart 2013 Cuma

Kadın olmanın dayanılmaz hafifliği



Ansiklopedilere baktığımızda kadın bölümünün altında uzun uzun kadını anlatır.Dinde Adem peygamberin kaburgasından oluşmuştur.Simone de Beauvoir'da kadının erkekten sonra dünyaya gelmesini şöyle açıklar.Tanrı Adem'i yarattıktan sonra bakmış ondan daha güzel daha mükemmel varlık yaratayım demiş diye bir açıklama var.Gaz almaya girmiştim.Hercail menekşe hediye verdiler.Birden kadınlar günün hatırladım.Bir arkadaşımdan gelen bir mesaj çok anlamlı.Masallarda biri kurbayı öper,biri kuleye kapatılır,biri yüzyıl uyur,biri yedi cücelerle yaşamak zorunda kalır.Bu durumda masallarda bile kadın olmak zor.Dünyada ezilen ,horlanan ikinci sınıf vatandaş olan kadın olmak zor.Kadın olmanın güzelliği,yaratıcılığı ile var olan kadınlar gününüz kutlu olsun.

2 Mart 2013 Cumartesi

Ansiklopedi ve çiçek






Kitaplık düzenlemeleri devam ediyor.Benim kitaplar halen üstüste.Eşimin kitaplarından benimkilere yer yok.Bir dönem ansiklopedi furyası vardı.Şimdiki gibi intenetin olmadığı dönemlerde Meydan Larus,Ana Britanica,Filozoflar ansiklopedisi ,Cumhuriyet dönemi ansiklopedisi Vb.Her biri benim için çok kıymetli.Gazetelerin verdiği bazı ansiklopedileri ev taşırken okula ,arkadaşlara bağışladım.En son ne zaman baktın dersen Filozoflar Ansiklopedisi elimin altında zaman zaman bakarım.Diğerleri gözümün önünde değil.Onun yerine google sağolsun.ancak her bir arama daha önce okumuştum.enerji kullanımı demek.Kitapların zevki farklı.Her biri ayrı dünya.Kitabın kokusu insanı mutlu ediyor.Acaba okullardaki ansiklopedilere öğrenciler bakıyorlar mı?Genelde ödevleri hep internetten getiriyorlar.Kes ,kopyala,yapıştır.Bilgi bu kadar kolay elde edilmiyor.Okumadan da getiriyorlar.Bilgiyi sevmek gerekir.Sonra onu okumak ,okunulanı anlamak .Anladığını yorum yapmak.Öyle kolay kopyala yapıştır hikayesi olmuyor.Çiçek olayı nedir?Tabii ki baharın mutluluğu hele açan çiçeklerin bana verdiği mutluluğu anlatamam.Kızımın orkidesini bana getirdim açınca ona götürüyorum.Benim çiçekler gezen çiçek oluyor.Ayrıca bakım ,elimden geldiğince tedavi.Yok o kadar uzmanı değilim,ama çiçekten anlarım.Ansiklopedilerin meydan çıkması iyi oldu.Biraz karıştırayım.Yeni dünyalara yelken açayım.

1 Mart 2013 Cuma

Geçmişten gelen ve bazı zamanların duyguları

Eşim kitaplığını düzenlerken benim kitaplarımın bir bölümüne de yer açarken notlarımdan biri elime
geçti .14.02.2002 tarihinde yazdığım yazıları buldum.Şimdi onu yazıyorum.
Bazen ne kadar çoşkuyla doluyuz
Yapacaklarımız hiç bitmez.
Planlar,program ve hayaller,
Bazen de elimizi kaldıracak halimiz olmaz.
İçimizden hiç bir şey geçmez.
Televizyonu robot gibi izleriz.
Bilgisayarda aynı siteler.
Konuşmak bile istemeyiz.
Sürekli sinirli.
Güzel bir sohbet,
O da bize yetmez.
Ne yapacağımızı bilmeden döner dururuz.
Binmişiz bir trene,bizi nereye götürürse fark etmez.
Nerede ineceğiz belli değil.
Son istasyona mı varsak düşünmeyiz?
Bazen de havadaki rüzgara bırakırız kendimizi.
Bizi alsın sürüklesin,
Bazen saksıda ki çiçek uzun zaman sonra ilk defa açmıştır.
Sizi mutlu eder.
Umudunu yitirme der.
Bir öğrenci öğretmenim sizin dediğiniz yöntemi kullandım.
Olumlu sonuç verdi.
Sorunumu çözmese de beni rahatlattı deyişi sizi kendine getirir.
Ya da sevdiğin dostun arkadaşlığı.
Sizi hatırlayan dostların haydi kahve içmeye gel deyişi.
Ya da bir söz birden kendinize gelmenizi sağlar.
Diye bitirmişim.
Sıcak bir ilkbahar sabahı .İçimizi ısıtan güneş.Bir bebeğin bakışı,Yağmurun yağışı.Ne kadar güzeldir
Resim Ahlatlıbel'den yürüyüşte çektiğim ilkbahar resmi.