24 Ağustos 2013 Cumartesi

Adanın kıstırılmışlığında kaybolmamak

Bugün hava bulutlu ne yapsam diye düşünürken fotoğraf makinamı çantama koydum.Yollara çıktım.Okullar caddesinden Seyit Bilal'e oradan  sağa döndüm.Evlerin arasından denizi ve Sinop'u fotoğraf karelerine sığdırmaya çalıştım.
Arada eski evlerin olduğu sokak olmalı diye düşündüm.Nihayet o sokağa geldim.Yıkılmak üzere olan evler karşımdaydı.İçinde ne hayatlar yaşanmış,ya da yaşanmaya devam ediyor kahkaları bazen hüzünlerin takip ettiği geçmişinden günümüze var olmaya çalışan evler.

Kimbilir bir sonra ki gelişimde bu evleri belki bulamıyacağım.Tarihe tanıklık etmiş evler ya bu karelerde kalacak ya da yıkılıp beton yığınlarına teslim olacak.
İçimi hüzün kaplayarak  kentin bir başka yerine indim.
Denizin griye çalan rengi ve düşler içinde gezimi tamamladım.Bir gün yine akşama kavuşurken kentin yalnızlığı ile  başbaşa anılara daldım.

4 yorum:

Başak dedi ki...

Tarihi evleri çok severim. O evlerde kimler yaşamış neler yapmış demekten bende kendimi alamam :)

(ama yorum yazarken kelime doğrulaması beni yoruyor olmasa olmaz mı?)Parıldayanım :)

parıldayan çiçek dedi ki...

Ben bilmiyorum nasıl değiştiriliyor otmatik mi yapıyor kelime doğrulaması

Başak dedi ki...

Yorum ayarlarını düzenlerken yapılıyor sanırım.

Heyyfi dedi ki...

Babam Sinopludur ve ben de birkaç kez gittim. Gerçekten çok güzel bir şehir...
Fotoğraflar da çok güzel gerçekten...
ellerine sağlık...
Sevgiler...