1 Mart 2013 Cuma

Geçmişten gelen ve bazı zamanların duyguları

Eşim kitaplığını düzenlerken benim kitaplarımın bir bölümüne de yer açarken notlarımdan biri elime
geçti .14.02.2002 tarihinde yazdığım yazıları buldum.Şimdi onu yazıyorum.
Bazen ne kadar çoşkuyla doluyuz
Yapacaklarımız hiç bitmez.
Planlar,program ve hayaller,
Bazen de elimizi kaldıracak halimiz olmaz.
İçimizden hiç bir şey geçmez.
Televizyonu robot gibi izleriz.
Bilgisayarda aynı siteler.
Konuşmak bile istemeyiz.
Sürekli sinirli.
Güzel bir sohbet,
O da bize yetmez.
Ne yapacağımızı bilmeden döner dururuz.
Binmişiz bir trene,bizi nereye götürürse fark etmez.
Nerede ineceğiz belli değil.
Son istasyona mı varsak düşünmeyiz?
Bazen de havadaki rüzgara bırakırız kendimizi.
Bizi alsın sürüklesin,
Bazen saksıda ki çiçek uzun zaman sonra ilk defa açmıştır.
Sizi mutlu eder.
Umudunu yitirme der.
Bir öğrenci öğretmenim sizin dediğiniz yöntemi kullandım.
Olumlu sonuç verdi.
Sorunumu çözmese de beni rahatlattı deyişi sizi kendine getirir.
Ya da sevdiğin dostun arkadaşlığı.
Sizi hatırlayan dostların haydi kahve içmeye gel deyişi.
Ya da bir söz birden kendinize gelmenizi sağlar.
Diye bitirmişim.
Sıcak bir ilkbahar sabahı .İçimizi ısıtan güneş.Bir bebeğin bakışı,Yağmurun yağışı.Ne kadar güzeldir
Resim Ahlatlıbel'den yürüyüşte çektiğim ilkbahar resmi.

2 yorum:

hüznün tadı dedi ki...

2002 den düşünceler demeti. İyiki kalmış bir yerlerde. Bak bakalım. 2013'de ne değişmiş. İşin sırrı günü iyi geçirmekte. O zaman "dün" de "yarın"da güzel olur. Bir bebeğin sıcak bakışının değerini bilmekten vazgeçme. Sevgiler.

parıldayan çiçek dedi ki...

Çok doğru günü iyi geçirdin mi sorun yok.sen bu işi çözmüşsünüz güzelim.