30 Aralık 2011 Cuma

Her şey gönlünüzce olsun.

Geçen zamanları biz yaşadık.Gelecekten hep beklentilerimiz  olumlu.Sağlık,para,mutluluk .Galiba asıl önemlisi yaşadıklarımız.İçinde bulunduğumuz an.Önemli olan o anın kıymetini bilmek.Yeni yıl adı üzerinde yeni bir yıl.Umutlar,beklentiler...Önemli olan alışkanlıkları değiştirip yeni bir kişilik yeni ben .Aslında ne kadar zor.Beklentilerin yapamadıklarımızın altında o yok mu?Önceliklerimiz farklı,değerlerimiz farklı.Yapmak istediklerimiz o kadar çok ki...O zaman plan yapmak öncelikleri sıraya koymak önemli.Ama bizi yetiştirirken bize verdikleri değerler var.Öğretilenler.Zorunlu yapmak zorunda olduğumuz şeyler.Ondan sonra sıra diğer yapmak istediklerimize geliyor.Onun için ben yeni bir ben istiyorum.Alışkanlıklarından,ön yargılarından kurtulmuş bir ben.Gerisi gelir kendiliğinden.Ülkem için de  insanların düşünmelerini ,soru sormalarını diliyorum.Tüm ülkemiz insanları için de yeni bir kişilik istiyorum.

22 Aralık 2011 Perşembe

İki gözyaşı bir mutluluk.

Sizin yanınızda bir insan ağladı mı? Ya da siz birini üzdünüz mü?Biri sizi üzdü mü?Bu durumlarla karşılaşmamak mümkün değil.Hele yanınızda bir erkek ağlamasın.Çok zor ne diyebiliriz.Nasıl avuturuz?Ağlamak,üzülmek birini farkında olmadan kırmak,kırılmak.Bu yazı hüzün kokuyor.Kimse ağlamasın.Sizi kimse üzmesin.Göz yaşımız çok değerli.Haydi gülümse.Tıpkı küçük bir çocuk gibi bir kahkaha at. 2011 sen beni çok üzdün.Ama 2012 sevinç getirecek ;sana,bana bu yazıyı okuyan herkese.

19 Aralık 2011 Pazartesi

biraz yavaşla

Herşeyin hızlı olduğu bir dönemde yavaşlamaya ihtiyacımız var.Gücümüz yetmez yorulabiliriz.Sakin olalım.Sevdiklerimiz yanımızda.Sıkıca sarılın onlara.Kapatın televizyonu yanınızda kim varsa sohbet edin.Sevdiklerimiz kuru çiçeklere benzemesin.Dostlarımıza ,arkadaşlarımıza ya da yanımızdaki eşimize seni seviyorum diyelim.

17 Aralık 2011 Cumartesi

Sevgili Torunum

İnsan en umutsuz kaldığı bir anda bir şekilde yeni bir hayatın başlangıcını duyduğunda yaşamda dengelenmenin önemini kavrıyor.Babamı kaybedeli bir kaç gün olmuştu.Kızım aramıştı.Anne bir haberim var demişti.Ben de hamile misin? demiştim.Şimdi altı aylık oldu.Görmeyeli bir ay oldu.Karnı büyümüş. Yakında annane olacağım.Herakleitos adlı filozofun görüşü ne kadar doğru.Herşey çelişkisi ile anlamlı.Varlık yokluk,doğum ölüm.Umutsuz olmamalı insan.Bir kapı kapandığında yeni kapı açılır.

8 Aralık 2011 Perşembe

kar

Kar yağıyor düşlerime,kar yağıyor anılarıma,kar yağıyor sokakta yatan insanların üzerine.Hem umut yağıyor,hem acı.Düşlerim soluksuz,düşlerim sevdasız.Aslında umut olmalıydı,sevdalanmalıydı düşlerim bir kuşun kanadında,bir çiçeğin goncasında ...

13 Kasım 2011 Pazar

canım annem

Bugün canım annemi kaybettim.İçimden bir parçam eksildi.Benden yardım isteyen gözleri aklımın bir köşesinde .İçimden çığlık atmak geliyor.Yuvam kapanıyor.Herşey anlamını yitirdi.

11 Kasım 2011 Cuma

11/11/11 çağrıştırdıkları

Bir sonraki 2111 de olacakmış .Geçen zamanların ne kadar değerli olduğunu anlatıyor.Yaşadığımız zamanı bir daha geri alamayacağımızı.Her şeyin tek olduğunu.Yaşadıklarının değerini bilmemizi, sevdiklerimizin önemini.Dünün ne kadar kıymetli olduğunu.Bir bebeğin elinizi tutmasını.Çok mutsuz olduğumuz anda bir dostun aramasını.Umutların söndüğü an yeni bir heyecanın yaşanmasını ...

29 Ekim 2011 Cumartesi

CUMHURİYET

Cumhuriyet, hükümet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Egemenlik hakkının belli bir kişi veya aileye ait olduğu monarşi ve oligarşi kavramlarının zıttıdır.
CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN
BEN CUMHURİYET İNSANIYIM
İYİ Kİ VARSIN CUMHURİYET
TEŞEKKÜRLER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK




26 Ekim 2011 Çarşamba

MİLETOSLU ASPASİA

From: zarifesakarya@hotmail.comTo: sila-710@hotmail.comSubject: KİTAP TANITIMIDate: Sat, 3 Oct 2009 18:46:06 +0300
.ExternalClass .ecxhmmessage P
{padding:0px;}
.ExternalClass body.ecxhmmessage
{font-size:10pt;font-family:Verdana;}
MİLETOSLU ASPASİA Felsefe öğrftmenlerinin pek çoğu "Felsefe nerede ve ne zaman başladı?" sorusuna ,genellikle Yunanistan' da Atina ' da cevabını alır.Lisede felsefeyi zorunlu ders olarak okumuş pek çoğumuz felsefenin anayurdunun Anadolu olduğundan habersiz.Felsefenin doğduğu yer olan Milet'in,Aydın-Söke yakınlarındaki Balat köyü olduğunu bilmez. Bu gerçek felsefe ders kitaplarında da gereği gibi yer almaz. İlk ünitenin başında , birkaç cümle ile geçiştirilir. Bugün size, felsefenin anayurdu Anadolu'yu onun doğduğu yer olan Milet'i Aspasia ile Perikles arasında yaşanan bir aşk öyküsü çerçevesinde anlatan bir kitaptan söz etmek istiyorum . Kitap evinde her zamankinden daha fazla kalacak zaman bulduğum bir gün pek dikkatimi çekmeyen " Tarihi Roman" raflarında göz gezdirirken karşılaştım "Miletoslu Aspasia" ile.Kitap adında geçen Milet sözcüğü ile dikkatimi çekmişti. Remzi Kitapevinin yayınladığı kitabın yazarı Ahmet Semih Tulay bir arkeolog. Sayın Tulay çeşitli müzeler yanında Milet müzeside de müdürlük görevinde bulunmuş,kazı çalışmalarına katılmış.Bu kitabı yazma nedenini ve kitabın yazılış öyküsü kitabın ilk sayfalarında " Birkaç Söz" başlığı altında şöyle anlatmış:" Bu kitabın amacı,Aspasia'nın yaşam öyküsünü anlatmak yanında ,üzerinde yaşadığımız toprakların kültürel zenginliğini de anlatabilmektir."(s.10)Peki öyküsü anlatılan Aspasia kimdir?Yazar aynı bölümde bu konuda da şunları söylüyor: "Aspasia, yaşadığı yüzyıla damgasını vurmuş, dönemin ünlü bilge ve sanatçılarına ev sahipliliği ,koruyuculuk yapmış;öldükten sonra da kendinden uzun yıllar söz ettirmiş,bilgisi ve yaşantısı ile tarih sayfalarında yer almış,felsefi bilgileri olan,aydın bir Anadolu kadınıdır."(s.10) A.Semih Tulay anlattığı öyküde, bir isim (Semira) dışında yer alan özel adların gerçek tarihi,mitolojik kişiliklere ve yer adlarına ilişkin olmasına da özen göstermiş.Bu da yazarının dilediği gibi, okuyanı geçmişe götürüyor,geçmişten seslsr duymasına adeta geçmişte yaşamasına neden oluyor. Okumaya başladığınızda elinizden bırakamayacağınızı düşündüğüm bu kitabı bitirdiğinizde felsefenin anayurdu Anadolu(Güneşin Doğduğu Ülke)yi daha yakından tanıyacak,daha çok sevecek ve saygı duyacaksınız.Güncel bir çok sorunun ne kadar eski olduğunu görecek,kendinizi bir çok sorunun içinde bulacaksınız. Ayrıca yanından hiç ilgilenmeden geçtiğiniz antik kentleri fark edecek,artık onları bir taş yığını olarak göremeyeceksiniz. Yazar öykünün bir bölümünde Perikles'e hitaben Aspasia'ya ya şunları söyletir:" -Sevgili Perikles,kendine haksızlık yapma.Unutma ki,yazılanı hakkıyla okumak,yazmaktan çak daha zordur."(s.168) Miletoslu Aspasia (Bir M.Ö.5.Yüzyıl Öyküsü) hakkıyla okunmayı hak eden bir kitap.A.Semih Tulay'a sonsuz teşekkürler. Zarife Sakarya(Felsefe Öğretmeni)

Yemek yaparken usuma konanlar

Bu akşam üstü çok sevdiğim sohbetinden haz duyduğum bir arkadaşım geldi.Laf lafı açtı.Tarihte kadın filozoflar üzerine bir kitap okuduğunu anlattı.Miletos'lu Cemil Sena Mile'li der Aspasıa.Hemen filozoflar ansiklopedisinden hakkında araştırma yaptım.M.Ö 450'de yaşamış gezimci ve filolog.Arkadışıma
-Ben sadece Simone de Beauvoir var.Fransız yazar ve filozof deyince
-Tarihte o kadar çok var kadın filozof dedi arkadaşım.
Ben-Kadınlar düşünmüyor.Düşünen sadece erkekler herhalde dedim.Evet mutfakta yemek yaparken yemeğin kaç dakikada pişeceğinden lezzetinden alışverişinden sorumlu olunca düşünme işini bizler erkeklere mi bıraktık.Bir türlü fırsatımız olamamış dedim.Tabii ki bir kahkaha ile bu işi noktaladım.Diğer taraftan kadınların çoçuk büyütme dışında evin her türlü işinden sorumlu olması konusu gündemimizi oluşturdu.Ne kadar çok pratik edindiğimizi (günlük hayat ve evde) ama her birimizin birer sanatçı, bilim insanı ,gezgin,siyasetçi olabileceğimizi düşledik.
Arkadaşım Felsefe soru bankası hazırlamış.İçinde özlü sözler var Bir tanesini buraya yazayım .
'Bize iki yuvarlak organ verildi;biri oturmak diğeri düşünmek için...Başarınız hangisini daha fazla kullanacağınıza bağlıdır..'
Ann Landres

23 Ekim 2011 Pazar

Adı eski kendisi yeni olan Eskişehir

80 li yıllarda kokan Porsuk'tan şimdi gondolların dolaştığı Porsuk

Şehri bir başka açıdan baktığın Şelale Park'ı

















Taşların canlanıp birer sanat eseri olduğunu









Eski evlerin yeniden canlandığı Odun pazarı

























Kuşların mola verdiği















Havuzları parkları ile insanların nefes aldığı

















Çöpler bile güzelleşmiş

Böyle bir şehirde bir gün geçirmek çok güzel.Teşekkürler Yılmaz Büyükerşen.Gezilecek mekanları,heykelleri,eski yapıların canlandığı,nefes alınacak Porsuk ile modern çağdaş bir kent.Sabah hızlı trenden indikten sonra yürüme mesafesi ile Porsuk'ta kahvaltı.Ardından Hamam Önü'nden Odun Pazarı,Şehir manzaralı Şelale Park.Nefis kapısında kuyrukların beklediği çiğ börek ziyafeti.Ardından Porsuk'ta soluklanıp bir çay içimi sohbet.Eski hal binasının yenilenip Haller Gençlik Merkez'ine uğramamız.Sonra yorgun ama mutlu bir şekilde hızlı trenle Ankara yolculuğumuz.






































18 Ekim 2011 Salı

İstanbul

İstiklal'de Atlas Pasaj'ından oğlum şapka aldı Maratonu izledim





























Pankartlar dile geldi





















Hafta sonu güzel ama yağmurlu geçti.













17 Ekim 2011 Pazartesi

kendinizi engellemeyin

Galata Köprüsü
Hafta sonu İstanbul'daydım.Yağmurlu ,soğuk bir hava.Gökyüzü kurşuni gri.Zoraki kalktım.Bir gün önce dolaşamamıştım.İyi ki kalkmışım.Avrasya maratonu vardı.Onları görünce çok mutlu oldum.Havanın soğunu yağmurunu dinlememişler maratona katılmışlardı.Kadını ,erkeği,genci,yaşlısı,engellisi,Fransız,Japon,Alman ,dünyanın her yerinden .İstanbul halkı yüzleri asık,ama maratona katılan kişiler çok mutlu yüzleri gülüyordu.Orada olmak onlara yetiyordu.




11 Ekim 2011 Salı

mutluluk nedir?





Mutluluk nedir diye sorsalar herkes farklı yanıtlar.Saat gecenin onunda apartman görevlisinin dolu yağmurundan kurtardığı ya da dolu yağmurunun kırdığı gülleri bir demet yapıp size getirmesidir desem .Sizde sen ne kadar kolay mutlu oluyormuşssun dersiniz değilmi evet.Çünkü akşam üstü gittim.Bahçeden koparayım dedim kıyamadım.Kırılan üç gülü aldım.O gül muhakkak sizi buluyor.Sbah kıyamadığım gül akşam bir demet olarak kapıma gelip vazoya yerleşiyor.Apartman yönetisiyken çoğu gülü Başar'la beraber dikmiştik.Bazen solmuş gülleri tam temizleyecekken Başar'ın budaması beni hüzünlendirsede ,bugünkü jesti beni aldı götürdü bir yerlere ve bu yazıma konu oldu.Sabahta Müdür seni çağırıyor dediler .Gittim.Kocaman kurumuş bir ağaç bunu nereye dikelim diye sordular.2 yıldır kurumuş ağaçlarla ilgili bir projem vardı.Onu gerçekleştirememiştim.Proje bitsin buraya fotoğrafı gelecek.Öğlen kızımın kontrolü vardı.12 haftalık hamile.Ultrasonda resmini görüp oluşan ellerini ayaklarını seyretmem.bugüne ayrı bir anlam kattı.Yağan yağmurdan sonra çıkan gökkuşağınıda çok severim.Yaşamda bunlar olmasa ne anlamı kalır.Kimbilir sizleri benim yakalayamadığım ya da farkedipte önemsemediğim bazen de kıl payı kaçırdığım ne güzel yaşam sürprizleri vardır.

6 Ekim 2011 Perşembe

işimi seviyorum

Bugün insanların birisi tarafından dinlenmesinin ne kadar önemli olduğunu farkettim.15 yaşındaki bir kişinin gelip yüreğini bana açması beni mutlu etti.Bazen bazı insanları sadece dinlemeniz yetiyor.Birde iletişim kuramadığımızı anladım.Özellikle gençler ile anne-baba arasında kopukluklar.Gençlik kanımızın deli aktığı dönem.Anlaşılmak istiyor.Beni dinleyin diyor.Yanlış anlamayın beni diyor.Anne-babalar kendi zamanlarını hatırlasalar hak verecekler.Tabii genç insan da kendini doğru ifade edebilse sorun kalmayacak.

1 Ekim 2011 Cumartesi

Paris'te gece yarısı

Sinop'ta sabahın 5 kalkıp güneşin doğuşunu seyretmiştim.Bu resim için mucize diyorum.




Sabah 7.30'da denize girmek için Sinop'ta Beyaz evin orada bu kuşun resmi çok hoşuma gitti.

Resimlerle başlığın bir ilgisi yok.Bugün kızımla bu filme gittik.Paris'te gece yarısı.Sonbaharda nişanlı bir damat adayının Paris'te bir gece serüvenini anlatıyor.Roman yazmaya başlayan yazarın yazma eylemi ,yazma esnasındaki sıkıntıları,neden yazmak istediği ...Olmak istediği 1920 ler ve karşılaştığı yazar,ressamlar .Ve de Paris manzaraları.Paris'in ara sokakları...Paris'i görenler bilir.Sen Nehri,kitapçılar caddesi ve cafeleri.






25 Eylül 2011 Pazar

tiyatro

16.Ankara tiyatro festivali yaklaşırken her zaman ayrı bir heyecan duyarım.10 günlük kısa bir süre içinde oyunlar koşuşturmalar .Bu konu ile ilgili yayınları taksav yada 16.Ankara Tiyatro festivalinden izleyebilirsiniz.

21 Eylül 2011 Çarşamba

düzenli hayat başladı

Bu resim üsteki Sinop Hamsiroz


Sol ve sağ Hamsiroz ve kayalık
















Üsteki ve sağdaki Akliman














































Son üç resim Akhisar park




Biten tatilin ardından iş yaşantısı başladı.Aynı saatte kalk hazırlan çık aynı yoldan işe git.Diğer taraftan bir işimin olması beni memnun ediyor.İnsanlarla iletişim kurmak güzel.Galiba bu alışma evresi.Denizi özledim,sabah erkenden kalkıp yüzmeyi.Yürümeyi özledim,bel ağrım yüzünden ara verdim.Ama tekrar başlayacağım.Ölüm ve hastalık bu yaza damgasını vurmuştu.Zihnimi işimle meşgul etmek iyi geliyor.Yaşamla başetmeyi öğreniyorsun.Arkadaşlarla sohbeti özlemişim.Bir kaç tane tatil resmiyle sözlerimi noktalayım.




























13 Eylül 2011 Salı

bir başka şehir ve yalnızlığım

Bu sene doğduğum memeleketi düz yol yaptım.Hastalık ve ölüm nedeniyle.Bir önceki gelişimde ev kalabalıktı.Tümkardeşler bir aradaydık 5 kardeşiz.Şimdi ben tek başıma bayağı sıkıldım.Bir de bel ağrısı ikinci günüm hastanede geçti.Kalabalık içinde yalnızlığı yalnız kalıncada insan kalabalığı özlüyor.Hasta annemle sohbet,yemek yedirme,kitap ve gazete okuma dışında yapabileceğim birşeyler bulmak iyi gelecek.Ankara'yı evimi özlüyorum.Parkları çok güzel sonbahar tüm haşmetiyle gelmiş.
Yarın gazeteyi alıp parkta okuyacağım.Hafif, insana serinlik veren rüzgarı hissedeceğim.
Yaprakların kokusunu içime çekecek ;bastıkça çıkan sesini duyacağım.
Yalnızlığın keyfini çıkaracak; anılar denizinde boğulmamak için çırpınacağım.
Sonbaharı iliklerime kadar hissedip aslında yaşamak budur diyeceğim.
Ne sevgileri erteleyeceğim ne de gözyaşlarımı.
Ruhumu temizleyeceğim.
Planlar programlar yapmadan o anı yaşayacağım.
Ertelediğim yalnızlık düşlerini naftalinleyip sandıklara saklayacağım.
Bir başka şehre gidip yeni yalnızlıklara yelken açacağım.

5 Eylül 2011 Pazartesi

tüketim

Bugün uzun bir aradan sonra mağaza ve vitrinleri gezdim.Her yer dolu yeni tasarımlar yeni kıyafetler.eski sezon yeni sezon.Peynir çeşitleri.Yeni mahsul.organik vb.Ne üretiyoruz ?diye sorguladım.Savaş çıksa bu üretilenler yok olacak.Ya da banka bu ay size maaş vermiyorum dese.Veya evlere bakalım;tüketmeden sürekli alıyoruz,evlerimiz dolu.Atmaya kıyamıyoruz.Bu moda olacak,bu lazım olur.Küçük evlerden büyük dairelere geçiyoruz..Buzdolaplarının derin dondurucuları dolu.Sürekli tüketiyoruz.Diyeceksiniz ki birileri üretiyor,sen de tüketiyorsun.Çoçukluğumuzda yırtık yamalı çorapla,lastik ayakkabı ve çizmelerden bugüne geliyoruz dolaplar dolu .Yazlık ,kışlık,yağmur için ayakkabı...uzat uzatabildiğin kadar.Kıyafete uygun ayakkabı.Gideceğimiz yere uygun.Doğayı tüketiyoruz.besin kaynaklarını,su havzalarını,düşlerimizi tüketiyoruz.bir bakıyoruz ki kendimiz tükenmişiz.Sevgileri tüketiyoruz.Sevmeleri unutmuşuz.

19 Ağustos 2011 Cuma

kız arkadaşlar







Paylaşmak çok güzel.Yalnızlığı paylaşmak ayrı bir duygu.Kızım evlendikten sonra en çok neyi özledim diye düşündüm.Evde olmasını .Sohbet etmeden onun evin içinde dolaşmasını.Odasına kapanmasını kısaca varlığını.Aynı şekilde dün evde yalnız duramadım.Kızların yanına geldim.Sohbetlerin en güzeli onlarla edilen.Seni tarafsız dinler .Yorum yapsa bile olumludur.Özeldir.Az olan parayı senle paylaşır.Bir parça ekmeğini.Seni mutlu eder.İnsanın kendisiyle yalnız kalmasını sağlar.Az bulunur.Gerçek dostur.Seni anlar.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

kendine gelmek

Şu an Ayancık'tayım.Yaşam devam ediyor.Kaybettiğim babamın anısı ruhumda.Zaman herşeyin ilacı.

9 Ağustos 2011 Salı

canım babam

7 ağustos 2011 de kelimeler anlamını yitirdi.Annem hastaydı.hastaneye yatmıştı.Onun yanında bulunmak için geldim.Babamı kaybettim.Dün canım babamı ebedi yolculuğuna uğurladık.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

yeni bir sayfa

SENİ SAKLAYACAĞIM


Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde
Şarkılarımda, sözlerimde.

Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.

Sen göreceksin duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.

Bakacaksın, benzemiyor
Gelen günler geçenlere,
Dalacaksın.

Bir seviyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.

Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım.

Bir gün, tam anlatmaya...
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım...
Anlayacaksın.

31 Temmuz 2011 Pazar

tatil ve hastane







Biliyorum iki farklı olay tatil için Sinoptaydım .Annem hastaneye yatınca ben de Sinop'tan Akhisar'a 18 saatlik yolculuk yaparak vardım.Şimdi hastane ve ev arasında mekik dokuyorum.Eve geliyor hasta olan babamı doyuruyorum.Babmın sol tarafı felç.Yardımcılar var.Bakıcımız Server gelinimiz Seyyare iş bölümü yapıyoruz.Gün içinde farklı birşey yok

23 Temmuz 2011 Cumartesi

bazı şeyler değişince













Mendirek yapılıyor.Sinop arka denizdeki dalgalar eski manzara değişti.İnsan geçmişi arıyor,bazen yeni olanı kabullenemiyor.Eskiden kadın ve erkeğin rolleri belliydi.şimdi o da değişti.Kadın çalışma hayatına atılınca yaşamı mutfaktan ofislere iş yerlerine doğru değişince yeni bakış açıları kazanıyor.Yaşamda ben de varım diyor.Ama bu değişim davranışlara yansıyınca kargaşa ortaya çıkıyor

değişim 2







Herakleitos "aynı nehirde iki defa yıkanmaz " derken herşeyin değiştiğinden söz ediyor.Peki biz ne kadar değişiyoruz.değişim daima istenilen yönde mi? Biz değişiyoruz.Son yapılan kamuoyu anketi bizim daha fazla muhafazakar olduğumuzdan söz ediyor.Kadınlar kocalarına uyum sağlamak için değişiyor.Erkekler eşleriyle ilişkiyi devam ettirmek için.Herkes değişiyor.Yaşlandıkça hayata bakış açımız değişiyor.Gençleri gördükçe kendimizi değişmesinin iyi olacağını düşünüyor onalara ayak uydurmaya çalışıyoruz.

herşeyin değiştiği dünyada biz bu değişimin neresindeyiz?1

Tatilde olduğumuzda daha çok düşünürüz."Çok düşünme yoksa deli derler"atasözü düşünmenin de sınırı olmasından mı söz eder.yoksa ben mi onu öyle anlamak istiyorum bilmiyorum. Bu başlık nereden aklıma düştü sorusunu cevaplamadan önce size Sinop ve arka denizden söz edeceğim.Sinop insanın beli biçiminde yerleşim yeri.Ön denize Akdeniz derler koy biçimindedir,arka deniz ise açık denizdir,esas Karadeniz odur.Arka denize bu sene mendirek yapılmış.sebebi sur ve kalenin korunması için .Mendirek arka denizin biçimini değiştirmiş.Bir sene önce orada yalçın kayalıklar ve dalgalar vardı.Bu sene yerini mendireğe bırakınca çok şaşırdım.Gerek var mıydı.başka türlü olamazmıydı sorusu insanın aklına geliyor.

22 Temmuz 2011 Cuma

yolda olmak,yolda kalmak

























Severim değişik yerleri görmeyi.İnsanın dünyaya bakış açısını değiştirir.Bazen de macera yaşatır.Yola çıkarken arabayı bakıma vermem gerekirdi.Daha süresi var diyedüşündüm.Daha önceki bakımda 10 15 bin km sizi götürür denmişti.Ancak 4bin kmgötürdü . Ilgaz dağına çıkarken araba durdu.Şansımıza yaver gitmiş benziklik olan yerde durmuştuk.Balatalardan bir koku.Sigortayı aradık bize çekici temin edildi.Çekici ile arabayı Ankaraya, biz de otobüsle Sinopa vardık.Sinop tatil başlangıcı kötü başladı.Geldiğimizde yağmur bizi karşıladı,bereket yağıyor diye kendimizi teselli ettik. Kötü başlayan tatili anılarda bırakarak denizin keyfini çıkarmaya çalışmak galiba en güzeli.

27 Haziran 2011 Pazartesi

Tuşpa'dan Van'a ya da Edremit Van'a bakar içinde ne canlar yakar









İnsanlığın en görkemli medeniyetlerine başkentlik yapmış bir kent.Günümüzde çarpık kentleşmeden nasibini almış .Ancak Turizm şehri olma yolunda.Giyimde her marka var.Toplumun bir kesiminin durumu iyi gibi gözüküyor.Ama küçük çoçukların ısrarlı davranışı işsizliğin çok olduğunu gösteriyor.Halkın % 51 yeşil kartlı.Göç alan bir il. Diğer tarafta ben de bir kıstırılmışlık izlenimi yarattı.Kuşatılmışlık mı desem doğru kelimeyi bulamadım.Ancak bir arayışlık var.Van'da TMMOB Mimarlar Odası'nın Kent Kültür ve Demokrasi Forumu vardı.Onu izledim.Orada güvenlik şehri kavramı kullanıldı.Biz olduğumuz süre boyunca sokaklarda panzer vardı.Belki de bu yüzden o kavramları kullandım.Bir de dikkatimi çeken insanların tabureler üzerinde oturduğu çay içilen yerlerin varlığı.Biz sırtımızı dayayıp rahat bir sandalyede oturmak isteriz.Taburede oturmak bana kısa bir mola vermek izlenimi yarattı.Müzesi çok küçük .Ancak ellerinde çok miktarda eser olduğunu sergileyemediklerini söylediler.Gölü mükemmeldi.Gün batımını gölde izlemenin bir başka güzel olduğunu söylediler .Ben onu fotoğraflayamadım.Kale ,müze ,Van Gölü ve Akdamar Ada'sından bir kaç anıyı fotoğraflayabildim.